Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/8485 E. 2009/10047 K. 16.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8485
KARAR NO : 2009/10047
KARAR TARİHİ : 16.06.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği…İlçesi,… Köyü … mevkiilerinde bulunan yaklaşık 5000 m2 taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 03.06.2005 tarihli raporda A= 4907.35 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu… Köyünde 1970 yılında yapılıp itiraz nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 29.03.2001 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak, taşınmaz önceden…İlçesi sınırlarında olup, ilçenin kadastro çalışması 25.02.1969 tarihinde kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz taşlık-çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır.

Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği belirlenerek hüküm kurulmuşsa da, yörede yapılan orman kadastrosuna itiraz edildiği, bununla ilgili…Kadastro Mahkemesinin 1994/92 sayılı dosyasında görülen davanın, Buharkent’te adliye teşkilatının kapatılması üzerine … Kadastro Mahkemesine gönderildiği, dairenin 03.07.2007 tarihli geri çevirme kararı ile bu dosyanın tespit edilip gönderilmesi istendiği halde karar gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Yani yörede henüz kesinleşmiş bir orman kadastrosu bulunmamaktadır. Zaten bir yerin orman kadastro sınırları dışında kalması ayrı, zilyedlikle kazanılabilecek yerlerden olması ve kazanma koşullarının gerçekleşmiş olması ayrı konulardır.
Hükme esas alınan uzman bilirkişi raporlarında taşınmazın eğiminin % 35 iken teraslama sonucu düşürüldüğü ve üzerinde palamut meşesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Taşınmaz 1969 yılında yapılan genel kadastroda da çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır. 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinin karşıt anlamına göre eğimi % 12’nin üzerinde olan çalılık niteliğindeki taşınmazlar orman sayılır. Yörede henüz kesinleşen bir orman kadastrosu
bulunmadığına ve taşınmaz orman sınırı dışına çıkarılmadığına göre taşınmazın orman olma olgusu devam etmektedir. Kaldı ki; bu nitelikteki taşınmazlar orman sınırı dışında bırakılmış olsa bile, 4999 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca orman kadastro komisyonları tarafından her zaman orman sınırı içine alınabilir.
O halde mahkemece açıklanan olgular gözönünde bulundurularak, taşınmazın zilyedlikle kazanılacak yerlerden olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 16/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.