YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8363
KARAR NO : 2023/1236
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2015 tarihli 2014/103 Esas 2015/775 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 11.540,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2015 tarihli 2014/103 Esas 2015/775 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 09.12.2020 tarihli ve 2020/2890 Esas 2020/6908 Karar sayılı kararı ile, taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk olması nedeniyle bozulmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan beraatine ilişkin hükmün ise ”hüküm kurulmasına yer olmadığına” kararı verilmesi yerine bu suçtan beraatine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3…. 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.03.2021 tarihli 2021/65 Esas 2021/190 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 5275 sayılı Kanunun 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 11.540,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
4…. 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.03.2021 tarihli 2021/65 Esas 2021/190 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 09.03.2021 tarihli, 2021/5131 Esas 2022/1811 Karar sayılı kararı ile, kaza esnasında alkollü olduğuna ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında takdir olunan cezada bilinçli taksir hükümleri uygulanamayacağı gözetilmeyerek sanığın olay esnasında 158 promil alkollü olduğunun kabulü ile hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi ve kabule göre de 5237 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak, bilinçli taksir hükümlerinin 89 uncu maddenin ikinci fıkrasının uygulanmasından sonra uygulanması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5…. 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.07.2022 tarihli 2022/315 Esas 2022/472 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (e) bendleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 5275 sayılı Kanunun 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 8.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.10.2022 havale tarihli ve 2022/123757 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın olası kast ile hareket ettiğine, tamamen kusurlu olduğuna, en üst hadden hapis cezası ile cezalandırılması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen gözetilecek hususlara ilişkindir.
B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
Alt sınırdan gereğinden fazla uzaklaşıldığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasına ve re’ sen gözetilecek hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Sanığın sevk ve idaresindeki aracıyla yaya geçidinden karşıya karşıya geçen yaya …’a çarpması sonucu sanığın asli kusurlu olarak yayanın hayat fonksiyonlarını Ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu kabul edilmiştir.
2. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 23.07.2014 tarihli raporunda, …’un hayat fonksiyonlarını Ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, Kurulun 27.02.2015 tarihli raporunda, kişinin organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tespit edilmediği, yüz sınırları dahilinde olaya bağlı herhangi bir travma sonucu oluşmuş ize rastlanmadığından yüzde sabit iz tayinine mahal olmadığı belirlenmiştir.
3.Kaza tespit tutanağında, 26.12.2013 günü 16.50 sıralarında sürücü …’nin sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş karayolunu takiben seyri esnasında olay mahalline geldiğinde dikkatsiz ve tedbirsizce kontrolsüz olarak seyrederek, sürücünün ifadesine göre, seyir istikametine göre yolun sağ tarafından, yaya geçidi yer işaretleme çizgisi üzerinden seyretmekte olan ve orta refüje yakın bir yerdeki yaya …’a aracın ön kısmıyla çarparak çarpmanın şiddeti ile yayayı savurması sonucu kazanın meydana geldiği, kaza sonrası sürücünün aracı ile kaçtığı, daha sonra yakalandığı belirtilmiş olup mağdur yayanın tedavi nedeniyle ifadesinin alınamadığı, … sürücüsü …’nin polis merkezinde verdiği ifade dikkate alınarak tutanağın tanzim edilmesi nedeniyle kusur değerlendirmesinin yapılamadığı belirtilmiştir.
4.Mahallinde tarafların katılımı ile icra edilen keşif sonucu düzenlenen 23.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda, sürücü …’nin, Karayolları Trafik Yönetmeliği madde 146 uyarınca, “Görevli kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan, ancak başka bir trafik işareti ile belirlenmiş olan yaya ve okul geçitlerine yaklaşan bütün sürücülerin araçlarını yavaşlatmaları, bu geçitlerden geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara ilk geçiş hakkını vermeleri ve varsa okul geçidi görevlilerinin verecekleri işaret ve talimata uymaları mecburidir” şeklindeki kuralı ile yine aynı yönetmeliğinin Hız sınırları madde 100- Karayolları Trafik Kanununda meskun mahal sınırları içinde aracın hızını 50 km/h aşmayacak şekilde ayarlaması gerekirken bu gerekliliğe uymaması, aşırı hızda dikkatsiz, tedbirsiz ve alkollü … kullanması nedeniyle asli kusurlu olduğu, yaya …’un ise her ne kadar bahse konu yolun karşısına geçişte yaya geçidini kullanmış olsa bile anılan yönetmeliğin 138 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca “Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayalar, taşıt yolunu yaya ve okul geçidiyle kavşak giriş ve çıkışlarından geçmek zorundadırlar. Işıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açsından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek zorundadır” kuralını ihlal etmesi sebebiyle tali kusurlu olduğu belirlenmiştir.
5.Trafik polis memurları tarafından 26.12.2013 günü saat 03.50 sıralarından düzenlenen tutanak;
“…26.12.2013 günü saat 03.10 sularında yakalanarak, … Eğitim ve Araştırma Hastanesinde saat 03.29 da yapılan alkol kontrolünde 0,01 promil alkollü olduğu tespit edilmiş olup, kanındaki alkol miktarı ile kazaya karıştığı saat göz önüne alındığında, aradaki saat farkı 10 saat 38 dakika olduğundan sürücünün kaza saatinde alkollü olduğu, kanındaki alkol miktarının saatte ortalama 15 promil düştüğü göz önüne alındığında, kaza saatinde 1.58 promil alkollü olduğu değerlendirilerek hakkında yasal işlem işlemlerin yapıldığı…” şeklindedir.
6.Sanık savunmasında, polis memurunun baskısından kurtulmak için kolluk ifadesinde kazadan sonra iki bira içtiğini söylediğini fakat olaydan önce ve sonra alkol almadığını, korktuğu için olay yerinden kaçtığını beyan etmiş olup hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve lehe hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.
7. Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Dosya içeriğine göre, 25.12.2013 günü saat 16.50 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş tek yönlü caddede seyir halindeyken, yaya geçidi trafik işaret levhası ve yer işaretlemeleri ile belirlenmiş yaya geçidine geldiğinde istikametine göre yolun sağından yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan ve yolun büyük kısmını tamamlamış olan yaya …’a aracının ön kısımları ile çarpması sonucu asli kusurlu olarak yayanın hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası yerine 5275 sayılı Kanunun 106 ıncı madddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.
A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Olası Kasta İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Oluşa ve dosya kapsamına göre sanığın, olursa olsun kastı ile hareket ettiğine, meydana gelen sonucu kabullendiğine dair somut bulgular olmadığı, eylemin olası kast olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Kusur Durumuna ve Ceza Miktarına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak katılanın ağır (6.) derece etkili kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Re’sen Gözetilecek Hususlar Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Ceza Miktarına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak katılanın ağır (6.) derece etkili kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Ve Erteleme Hükümleri Yönünden;
Mahkemece suçun işleniş koşulları ve meydana gelen mağduriyetin ağırlığı gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme yönünde karar kurulmasına takdiren yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3.Re’sen Gözetilecek Hususlar Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.07.2022 tarihli 2022/315 Esas 2022/472 Karar sayılı kararında sanık müdafi ve katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.