Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12974 E. 2009/15620 K. 26.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12974
KARAR NO : 2009/15620
KARAR TARİHİ : 26.10.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılandavacı vekili temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 31/12/2007 … ve 5147-5575 sayılı bozma kararında özetle; “kadastro sırasında 144 ada 3 parsel sayılı 3871,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1977 yılı emlak kaydı, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 207 ada 248 parsel sayılı 1495,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1977 yılı emlak kaydı, ifraz, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde adına tespit edilen 144 ada 3 ve 207 ada 248 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümlerinin eksik belirlendiği ve eksik belirlenen bölümlerin komşu taşınmazlarda kaldığını bildirerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davacı adına tespit edilen 144 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile 143 ada 94 parsel sayılı taşınmaz arasında kalan ve keşfe katılan uzman bilirkişi raporunda “A” harfi ile gösterilen kısım, kadastro sırasında dere yatağı olması nedeniyle kadastro tutanağı düzenlenmediğinden davaya bakma görevi kadastro mahkemesine ait değildir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşaramasında re’sen gözetilmesi zorunludur. Mahkemece, kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmaza yönelik dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2) Davacı adına tespit edilen 207 ada 248 parsel sayılı taşınmaz ile kesinleşmiş orman tahdit hattı dışında kalan kısım için dava açtığına göre, dava açtığı taşınmazın adına tespit gören 248 parsel sayılı taşınmaz olmadığı, 207 ada 248 parsel sayılı taşınmaz ile orman tahdit hattı arasında kalan 207 ada 249 parsel sayılı taşınmaz olduğunun kabulü zorunludur. 207 ada 249 parsel sayılı taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki “hali arazi” nitelikli yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Mahkemece 207 ada 249 parsel sayılı taşınmazın tespit malikine husumet yöneltilip usulen taraf teşkili sağlandıktan sonra, dava konusu taşınmaz üzerinde uzman ziraatçi bilirkişi de hazır olduğu halde usulen keşif yapılarak, çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yer olup olmadığı ile davacı yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığı”gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın 116 ada 2 parsel ve 115 ada 10 parseller hakkında daha önce verilen karar temyiz edilmeden kesinleştiğinden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 207 ada 248 nolu parselin miktarının düşük olduğu iddia edilmiş ve 249 parsel yönüne doğru genişleme talep edilmiş ise de 249 sayılı parselin bilirkişi raporlarına göre orman olduğu anlaşıldığından bu konuda açılan davanın reddine, 207 ada 249 parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından 249 parsele yönelik olarak temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 04/05/2000 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 26/10/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.