Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/1684 E. 2009/4486 K. 18.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1684
KARAR NO : 2009/4486
KARAR TARİHİ : 18.03.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı M…. Büyükoral vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı vekili, ….., mevkii 187 ada 11 sayılı parselin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla davalılar adına kayıtlı tapuların iptalini ve Hazine adına orman niteliğiyle tescilini ve elatmanın önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 187 ada 11 sayılı parselin tapusunun iptaline orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, elatmanın önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı …. Büyükoral vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan tapu kaydının iptali ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1978 ve 1993 yıllarında kesinleşen aplikasyon, 2.mad. ve 2/B uygulaması vardır.
Davalı vekili, temyize konu davada müvekkiline dava dilekçesi ve duruşma gününün hiç bir şekilde tebliğ edilmediğini, müvekkilinin adresi zabıta araştırmasında doğru olarak belirlendiği halde, bu adrese tebligat yapılmadığını, bir kısım davalılara Tebligat Kanununun 35. maddesine göre ilan yolu ile tebligat yapılmışsa da, ilanen tebligatı konu alan mahkeme müzekkeresinde davalının adının geçmediğini,bu nedenle yapılan tebligatın müvekkili yönünden geçersiz olduğunu ve bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığını iddia etmektedir.
Yapılan incelemede, çekişmeli 187 ada 11 parsel hakkında … … Hakyemez hasım gösterilmek suretiyle açılan davada Tapu Sicil Müdürlüğünce taşınmazda hak sahibi olan tüm hissedarların isim ve adres bilgilerinin tespit edilerek mahkemeye gönderildiği, mahkemece bildirilen adreslere tebligat çıkarıldığı, davalı M. … Büyükoral adına çıkarılan davetiyenin “alıcının adresten taşınmış olduğu” gerekçe gösterilerek 06.11.2000 tarihinde mahkemeye iade edildiği, bundan sonra mahkemece yaptırılan zabıta araştırması sonunda davalının adresinin doğru olarak (1788.Sokak, No:1/5 …-İzmir) bildirildiği halde bu adrese tebligat yapılmadığı, 24.12.2006 tarihinde M…. Büyükoral dışındaki bir kısım davalılara 35. maddeye göre tebligat yapıldığı gözlenmektedir.
Tebligat Kanunu 35. maddesinde aynen( Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen … adrese yapılır.
(Değişik:19/3/2003-4829/11 md.) adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve … adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
(Ek:6/6/1985 – 3220/12 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.) hükmü yer almaktadır.
H.Y.U.Y.nın 73. ve T.C. Anayasasının 38. maddesi uyarınca mahkeme davalıyı kanuni şekillere uygun olarak duruşmaya davet …, savunma hakkını kullanma olanağı vermedikçe, hükmünü veremez. Mahkeme hakimi tarafından dava dilekçesi ve duruşma gününün, davalının zabıtaca belirlenen en son adresine Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ ettirilmesi ve taraf teşkili gerçekleştikten sonra, yargılamanın sürdürülmesi zorunlu olduğundan, taraf teşkili tamamlanmadan ,savunma ve delillerin bildirilmesine olanak tanınmadan, davalının savunma … kısıtlanacak biçimde işin esasına girilerek, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı M. … Büyükoral vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair hususların bozma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 18.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.