Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/7612 E. 2021/11130 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7612
KARAR NO : 2021/11130
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce başvurunun kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 01/05/2019 tarih 2019/İHK-5013 sayılı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davacının desteğinin sevk ve idaresindeki bisiklet ile davalı nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi olan aracın çarpışması sonucu oluşan çift taraflı trafik kazasında davacının desteğinin vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 75.152,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; başvurunun kabulü ile 75.152,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Anılan karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir
Dosya kapsamından; kaza tespit tutanağında davacının desteğinin kazanının oluşumunda kusursuz olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 11/01/2019 tarihli kusur raporunda da davacının desteğinin kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise tam kusurlu olduğuna kanaat getirildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince söz konusu kusur raporu benimsenerek başvurunun kabulü yönünde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Ancak davaya konu kaza nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün sanık olarak yargılandığı Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/661 E-2018/652 K sayılı dosyasında alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 18/04/2017 tarihli rapor ile Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 15/02/2018 tarihli rapora göre; kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsü sanık Yunus Alarslan ile davacının desteği müteveffa Hüseyin Karakurt’un eşdeğer oranda kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Ceza mahkemesi tarafından söz konusu kusur raporları benimsenerek kazada sigortalı araç sürücüsü sanık Yunus Alarslan’ın müteveffa sürücü
…ile eşdeğer oranda kusurlu olduğu kabul edilerek sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Tarafların istinaf yoluna başvurması üzerine İstinaf Mahkemesi tarafından kazada sanık ile müteveffa sürücünün eşdeğer oranda kusurlu olduğu hususu benimsenmek suretiyle ancak sanık lehine takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına kanaat getirilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karar 11/02/2020 tarihinde kesinleşmiştir.
TBK’nun 74. maddesi (BK’nun 53. maddesi) gereği ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp, ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır.
Şu durumda, kesinleşen ceza davasında benimsenen Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 15/02/2018 tarihli rapora göre; kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsü sanık Yunus Alarslan’ın % 50 oranında, davacının desteği müteveffa Hüseyin Karakurt’un da % 50 oranında kusurlu oldukları tespit edilmesine göre, İtiraz Hakem Heyetince söz konusu 15/02/2018 tarihli kusur raporu hükme esas alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan 11/01/2019 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; bilinen dönem için yani 02/08/2016 tarihli kazadan 11/01/2019 tarihli hesaplama tarihine kadarki dönem için 2019 yılına ait asgari ücret verilerinin kullanıldığı, oysaki kazanın 02/08/2016 tarihinde meydana geldiği, 2016 yılı için yapılan hesaplamada 2016 yılı verilerinin, 2017 yılı için 2017 yılı verilerinin, 2018 yılı için de 2018 yılı verilerinin kullanılarak hesaplamanın yapılması gerektiği, davalının aktüer bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazda açıkça bu hususa itiraz ettiği, hükme esas alınan raporun bu yönüyle doğru olmadığı görülmüştür.
Bu durumda; bilinen dönem için yapılan hesaplamada kaza tarihindeki verilere göre (bilinen dönemde 2016 yılı için 2016 yılı verilerinin, 2017 yılı için 2017 yılı verilerinin, 2018 yılı için de 2018 yılı verilerinin kullanılarak hesaplama yapılması, kararı yalnızca davalının temyiz ettiği ve 11/01/2019 tarihli rapordaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu için, 2018 yılı sonrasındaki yıllara ait hesabın 2019 verileriyle ve işlemiş/ işleyecek devre belirlemesinde 2019 yılı esas alınarak yapılması) hesap yapılmak suretiyle daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre hükmü temyiz eden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
SONUÇ:Temyiz edilen kararın yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 27/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.