Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/17385 E. 2009/5230 K. 27.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17385
KARAR NO : 2009/5230
KARAR TARİHİ : 27.03.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
… Köyünde 1956 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın bulunduğu yer fundalık-çalılık olarak tespit harici bırakılmış, daha sonra 1999 yılında yapılan kadastro sırasında ise davaya konu taşınmaza 1357 parsel numarası verilerek tarla niteliği ve 19885,75 m2 yüzölçümü ile edinme nedeninde …’ın tasarrufunda olduğu belirtilerek HAZİNE adına tespit edilmiştir.
Davacı … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, diğer davacılar ….., ve arkadaşları ise Şubat 1294 tarih 827 sayılı tapu kaydına dayanarak kadastro tespitine itiraz etmişler, Hazine ise beyanlar hanesine … lehine konulan şerhin iptali istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davalar birleştirildikten sonra, 26/4/2000 gün ve 1999/21-2000/8 sayılı bozma kararı ile,davacı …’ın davasının kabulüne, 1357 parselin … adına tesciline, diğer davacıların davasının reddine, davacı Nur Rodoslu yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Hazine ile …..,ve arkadaşları tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25/06/2002 gün ve 2002/4334-6196 sayılı karar ile (…….. ….., ve arkadaşlarının tüm temyiz itirazlarının reddine,Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile,mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığı; keşifte bilgilerine başvurulan uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokide dava konusu taşınmazın 3116 sayılı yasaya göre 1942 yılında yapılan orman tahdidindeki konumu belirtilmediği, 1982 yılında 1744 sayılı yasaya göre yapılan orman tahdidi ile irtibatlı krokinin çelişik olduğu, köy tüzel kişiliğinin mera iddiası bulunduğundan, usulüne uygun mera araştırması yapılmadığı gibi yöntemine uygun zilyetlik araştırması da yapılmadığı nedeniyle mahkemece bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, 3316 sayılı yasaya göre 1942 yılında yapılan orman tahdidi ile 1982 yılında 1744 sayılı yasaya göre yapılan orman tahdidi ve 2. madde uygulamasına ait tahdit haritası ve tapulama paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanması, çekişmeli taşınmazın 3116 ve 1744 sayılı yasaya göre yapılan orman tahditlerine ilişkin tahdit hatları ile irtibatlı kroki düzenlettirilmesi, kesinleşen tahdit sınırları dışında kalan bölümler yönünden, dava konusu taşınmazın evveliyatının fundalık ve çalılık olduğu göz önünde bulundurularak uzman orman bilirkişi tarafından taşınmazın eğiminin saptanması, eğimin % 12’yi aşması halinde, % 12’yi aşan yerlerin bilimsel ve teknik olarak … muhafaza karakteri taşıyacağı olgusu kabul edilerek, taşınmazın muhafaza makisi niteliğinde devlet ormanı olduğunun kabulü gerektiğinin düşünülmesi, açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, davalı köy tüzel kişiliğinin mera iddiası bulunduğu gibi, bir yerin zilyetlikle kazanılması içinde dava konusu taşınmazın mera sayılan yerlerden bulunmaması gerektiğinden usulüne uygun mera araştırmasının da yapılması, mera olmadığı da saptandığı takdirde imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden taşınmaz başında tanık beyanlarına baş vurulmalı parselin öncesinin çalılık ve fundalık olduğuna göre imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp, tespit tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmesi, … bilgisine sahip … uzman bilirkişiye … toprağı olup olmadığı ve … toprağı ise kaç yıldır ne şekilde kullanıldığı saptanıp, bu yolda bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmesi)gereğine değinilmiştir
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra 7/5/2003 gün ve 2004/7697-7158 sayılı karar ile,davacı …’ın davasının kabulüne, 1357 parselin … adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2/7/2004 gün ve 2004/ 7697-7158 sayılı bozma kararı ile (karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı,yapılan incelemede,dava konusu taşınmazın 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidinde orman sınırları dışında kaldığı, 1981 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasında ise, herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış,ormanların sınırlandırılması yetkisi bulunmadığından, ayrıca orman sınırlaması da yapılmadığı, bu durumda mahkemece eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında; bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte uygulanmak suretiyle; çekişmeli taşınmazın, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi,1942 yılından sonra yapılmış orman tahdidi bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren yeterli rapor alınması)gereğine değinilmiştir
Mahkemece bozmaya uyularak davacı …’ın davasının kabulüne, 1357 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline, diğer davacıların davası yönünden önceki karar kesinleşmekle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman kadastrosu 3116 sayılı yasaya göre 1942 yılında yapılarak kesinleşmiştir.Daha sonra 25.06.1981 yılında ilan edilerek kesinleşen , ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ve 6831 sayılı yasanın 1744 Sayılı Yasaya ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Yapılan incelemede,
1-)Çekişmeli taşınmazın,Orman Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen 03.08.2001 gün 25 sayılı raporda, … Köyünün … Barajı koruma havzası içinde kaldığı, bu nedenle öncesi orman olan ve 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarılan ancak orman tahdit haritaları gereği gibi uygulanmadan daha önce kişi ve kuruluşlar adına tapuya tescil edilen taşınmazların (üzerinde 2/B madde şerhi bulunsun bulunmasın) Hazine tarafından tümünün tapularının iptali ile Hazine adına tescil edildikten sonra, bu yerlerin ve orman rejimi dışına çıkartılıp Hazine adına tapuda tescil edilen yerlerin birlikte ağaçlandırılıp korunması amacıyla İSKİ Genel Müdürlüğüne tahsisinin yapılmasının istendiği, bu rapora göre dava
konusu parsellerin onbeş milyon nüfuslu İstanbul ilinin içme ve kullanma suyunun 1/3’ünü sağlayan … Baraj Gölünün su koruma havzasında bulunduğu,
2-)Bozma kararından sonra dava dosyasına getirtilen harita ve kadastro paftalarında, yörede 1956 yılında yapılan genel arazi kadastro sırasında, çekişmeli parseller, bitişiğinde bulunan ve 1939 yılında yapılıp 24.10.1942 tarihinde ilan edilerek kesinleşenKOCABAYIR Devlet Ormanı ile birlikte ve bu ormanlarla hiçbir ayırım yapılmadan, kadastro paftası üzerine “fundalık” yazılmak suretiyle kadastro harici bırakıldığı, öncesi bir bütün olan dava konusu taşınmazların, KOCABAYIR Devlet Ormanının devamı ve bu ormanla aynı nitelikte ayrılmaz parçası olduğunun 1957 tarihli memleket haritasında da gösterildiği, memleket haritasında beyaz renkli olarak gösterilen bazı bölümlerinin 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olduğu ve bu nedenle özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceği,
3-) 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1939 yılında yapılıp 1942 yılında kesinleşen orman tahdidinin 1989 yılında aplikasyonu yapılarak orman hattının kuzeye çekilmesi nedeniyle 1992 yılında imar-ihya ve zilyetliğe dayanılarak kişiler tarafından çekişmeli taşınmazlar yakın yada bitişik yerler hakkında tescil davaları açıldığı,bu davaların devamı sırasında 1998 yılında 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesi gereğince tescil davasına konu olan taşınmazlarla ilgili … haneleri açık bırakılmak suretiyle dava konusu parsel de içinde olmak üzere 1322 ila 1368 sayılı parsellerin tesbit tutanakları düzenlenerek genel mahkemece dava konusu edilen 1337 ila 1354 sayılı parsellerin kadastro mahkemesine gönderildiği, bir kısmı hakkında kişilerin zilyetliğe dayanarak dava açtığı, mahkemece yapılan 1939 yılı orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanması yetersiz olmakla birlikte, bozma kararından sonra dava konusu parseller ve tüm çevresini gösterir şekilde getirilen kadastro pafta örnekleri, memleket haritası, orman kadastrosu ve halihazır haritalardan, çekişmeli taşınmazların 1942 yılında ilan edilerek kesinleşen orman tahdidinde KOCABAYIR Devlet Ormanlarının devamı ve bu ormanlarla, eylemli durumu, bitki örtüsü ve eğiminin aynı nitelikte olduğu ve orman olarak sınırlandırılan alanlar ile dava konusu parseller arasında hiç bir ayırıcı unsur bulunmadığı,
4-) 1939 yılında orman olarak sınırlandırılan KOCABAYIR Ormanları ile birlikte kadastro paftası üzerine “fundalık” yazılmak suretiyle o tarihte yürürlükte bulunan 5602 Sayılı Yasa hükümlerine göre kadastro harici bırakıldıkları, 4785 Sayılı Yasa ile 4999 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükümleri gözönünde bulundurulduğunda, 1942 yılında kesinleşen orman sınırının uygulanması konusundaki eksikliğin sonuca etkili görülmediği, çünkü, orman tahdidi içinde kalan ve kalmayan yerlerin hiçbir ayırım yapılmadan 1956 tarihli kadastro paftaları üzerine “fundalık” yazılmış olmasının bu yerlerin aynı nitelikte orman olduğunun kabulünü gerektirdiği, … fotoğrafları ve memleket haritasında görüldüğü gibi, öncesi bir bütün olan çekişmeli taşınmazın kuzey sınırının KOCABAYIR Devlet Ormanlarına bitişik ve bu ormanların devamı olduğu, 15 milyona yakın insanın yaşadığı İstanbul ilinin içme-kullanma suyunun 1/3’ünü karşılayan … Baraj Gölü’nün bir kısmının bu ormanların içinde bulunduğu, dava konusu taşınmazların yakınında bulunan … Baraj Gölünü besleyen derelerin ve bu dereleri besleyen kollarının, çekişmeli taşınmazların içinden yada yakınından geçtiği, bu … ve dereciklerin yataklarının dahi 1322 ila 1368 sayılı parsellerin içinde bulunduğunun memleket haritası ve hali hazır haritalardan açıkça görüldüğü, tepe ve vadilerden oluşan ve içinde … ve derecikler bulunan, üzeri orman ve fundalıklarla kaplı, bir çok bölümü yüksek eğimli, engebeli, tarıma elverişli olmayan, (bu olgu 1345, 1346, 1347, 1348, 1349 sayılı parseller yönünden 8. Hukuk Dairesinin 21.01.1997 gün ve 1996/6077-1695 sayılı bozma kararına uyularak verilen Kartal Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 28.05.1997 gün ve 1996/227-251 sayılı kesinleşen kararı ile de belirtilmiştir) devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer niteliğinde olan, dava konusu parsellerin … Baraj Gölü’nün su toplama ve koruma havzası olduğu;
5-) Çekişmeli taşınmazn 1957 tarihli memleket haritasında % 90’nının orman ağaçları fundalıklarla kaplı, % 10’unun orman içi açıklığı niteliğinde bitişik ormanın devamı ve ayrılmaz parçası olup, orman içinde ve bitişiğinde fundalık olmasının doğal olduğu, 1976, 1997 ve 2005 tarihli memleket haritalarında dahi fundalıklarla kaplı bulunduğu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 1996 tarihinde çekilen … fotoğraflarında dava konusu parsellerin halen büyük bölümlerinin yeşil orman alanında gözüktüğü gibi, daha önce Dairede incelemesi yapılan 1337 ila 1354 sayılı parsellere ait mahkemenin 2008/2 (Dairenin 2008/636) sayılı dosyasında orman bilirkişi raporlarında da taşınmazların yer yer % 15-20 ve 25’e varan eğimde ve halen bazı bölümlerinde eylemli olarak meşe, laden, funda gibi orman bitki örtüsü ile kaplı olduğunun bildirildiği, dava konusu taşınmazların bazı bölümlerinin eğiminin düşük ya da orman içi açıklığı niteliğinde olmasının bu yerlerin imar-ihya ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olduğunu göstermeyeceği, bu sebeple, 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 1942 yılında tahdidi kesinleşen KOCABAYIR Devlet Ormanları ile birlikte, kadastro harici fundalık (orman) olarak bırakılıp kadastro paftasında gösterildiği, dosyadaki tahdit tutanaklarına göre, … Köyünde 1939 yılında yapılarak 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosunda Göçbeyli Serisi …, Kocabayır, …, Bağlar Sırtı, Mandacı …, Domuz … Devlet Ormanlarının seri bazında sınırlandırılmasının yapıldığı, 1744 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılarak 25.06.1981 tarihinde ilan edilen çalışmalarda dava konusu taşınmazlara komşu olmayan sadece Mandacı … Devlet Ormanında 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre çalışma yapılarak, eylemli meşe ormanı niteliğindeki bir bölüm ormanın Mandacı … sınırları içine alındığı ve 1939 yılında sınırlandırılması yapılan,Göçbeyli Serisi …, Kocabayır, …, Bağlar Sırtı, Mandacı … ve Domuz … Devlet Ormanlarında ise, aplikasyon ve 2. madde çalışmaları yapıldığı, yine 2896 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılarak 15.08.1985 tarihinde ilan edilen çalışmalarda ve 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar zamanında yapılan ve 27.02.1989 tarihinde ilan edilen çalışmalarda 1939 yılında seri bazda sınırlandırması yapılan Göçbeyli Serisi …, Kocabayır, …, Bağlar Sırtı, Mandacıyatak Devlet Ormanlarında aplikasyon ve 2/B çalışmalarının yapıldığı, dava tarihine kadar, 4785 Sayılı yasa gözetilerek dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu … Köyünün tamamını kapsayan orman kadastrosunun yapılmadığı, bu durumda, Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı ilamında da açıklandığı gibi, öncesi orman olan taşınmazlar üzerindeki zilyetliğe Anayasanın 169 ve 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/1. maddeleri gereğince, süresi neye ulaşırsa ulaşsın değer verilemeyeceği,
6-)Türkiye genelinde 1981 yılında … ve zilyetler tarafından tüm araziler için Vergi Beyannamesi verildiği halde, davacılar ya da önce zilyet olduğu iddia edilen kişiler tarafından verilmiş bir vergi kaydı ya da beyannamesinin ibraz edilmemiş olması, çekişmeli parsele 1981 yılında dahi zilyet edilmediğini ve kullanılmadığını gösterdiği,
13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ve 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/D, 17/1 ve 30/2. maddeleri gözönünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazların öncesinin orman olduklarının kabulünün zorunlu olduğu ve zilyetliğe konu edilecek yerlerden olmadığı gibi, dosyadaki somut ve maddi delillere göre, dava tarihi olan 1992 yılına kadar zilyetlik süresinin de dolmadığı, 02.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. Madde 1. fıkrası “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” Hükmünün getirildiği, bu hükümle orman kadastro komisyonlarına daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisinin verildiği, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin a bendinde de orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h Maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,” ın devlet ormanı olarak sınırlandırılacağının öngörüldüğü, bu şekilde çekişmeli parsel ilerde yapılacak bir orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılabileceği yada Hazine tarafından orman olarak kullanılmak üzere Orman Yönetimine tahsis edilebileceği, orman sayılan yerlerin tapu yada kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, kaldı ki çekişmeli parselin eylemli yapıları ve bitki örtüleri itibariyle, zilyetlikle edinilecek yerlerden olmadığı, tutanaklarının düzenlendiği güne kadar zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının da adlarına tescil kararı verilen kişiler yararına oluşmadığı, çekişmeli parsel ile aynı konuda ve birbirinin devamı durumunda olan 1322 ila 1368 sayılı parsellerin tümü 1956 yılında Karma Köyünde yapılan genel kadastro sırasında bitişikteki 1942 yılında orman kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlet ormanlarıyla birlikte paftası üzerine fundalık yazılmak suretiyle tespit harici bırakıldığı, 1989 yılında 1942 yılı orman kadastrosunun aplikasyonu sırasında 1322 ila 1368 sayılı parsellerin bulunduğu yerin orman sınırı dışında gösterilmesi nedeniyle 1998 yılında yapılan ek kadastroda bu parsellerin Hazine adına tespitlerinin yapıldığı ve kişiler tarafından tümüne dava açıldığı, yukarıda izah edildiği gibi kesinleşen orman kadastrosu ve haritalarının uygulanmayıp sadece aplikasyon haritalarının uygulandığı aplikasyonla orman sınırlarının daraltılması nedeniyle bu parsellerin orman dışında gösterildiğinin 1942 yılı orman kadastro sınırı ile 1956 yılı arazi kadastro paftasında … alanları arasında bırakılan tampon bölge bırakılması nedeniyle 1998 yılında çekişmeli parsellerin tespitlerinin yapıldığı, 1322 ila 1368 sayılı parsellerin tümüne temessük kayıtlarına dayanılarnak Nur Rodoslu ve ……,ve arkadaşlarının ve yine aynı parsellere diğer birçok kişinin de zilyetliğe dayanılarak dava açtığı, ….., ….. ve arkadaşlarının dayandığı kayıtların taşınmazlara uymadığından ve diğer kişilerin de zilyetliklerinin 1990 yılından sonra başladığı ve 1956, 1976 ve 1995 tarihli memleket haritalarında dahi bu parsellerin bulunduğu yerlerin fundalık ve çalılık görünmesi nedeniyle zilyetlik koşullarının oluşmaması nedeniyle diğer kişi davalarının da reddedilip bir kısmının orman niteliğiyle Hazine, bir kısmının da hali hazır nitelikleriyle Hazine adına tesciline dair verilen kararların onandığı (örneğin mahkemenin 2008/2 sayılı dosyasında dava konusu olan 1337 ila 1354 sayılı parsellerin orman olarak tesciline ilişkin kararların Dairenin 04.03.2009 gün 2008/14636-3624 sayılı kararı ile onandığı, yine mahkemenin 1999/127 sayılı dosyasında davaya konu 1334 sayılı parselin Hazine adına tesciline ilişkin karar Dairenin 29.06.2004 gün ve 2004/5950 – 6949 sayılı kararı ile onanıp kesinleştiği, yine mahkemenin 2002/7 sayılı dosyasında davaya konu olan Karma Köyü 1329, 1330, 1332 sayılı parsellerin kişiler adına tesciline ilişkin kararın, Dairenin 16.10.2008 gün ve 2008/12417-13163 sayılı kararıyla taşınmazların zilyetlikle kazanılmaya elverişli yerlerden olmadığından kişilerin davasının reddine karar verilmesine işaret edilerek kesin olarak bozulduğu) gözetilerek, gerçek kişinin davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 27.03.2009 günü oybirliği ile karar verildi.