YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13243
KARAR NO : 2009/17000
KARAR TARİHİ : 19.11.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve müdahil davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2006/5409-8177 sayılı 12.06.2006 günlü bozma kararında özetle: “mahkemece kesinleşen orman kadastro haritasının ve kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde haritasının uygulaması yetersiz olduğu gibi, taşınmazın kısmen orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle Hazine bu davada yasal hasım olduğu gibi mahkemeye sunduğu dilekçede davalı yararına zilyetlik koşullarının oluşmadığı ve tamamının 2/B madde sahası olduğunu bildirildiğine göre, Hazinenin 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince davaya katıldığının kabulü ile Hazineye karşı davalının taşınmazı 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı koşullar çerçevesinde kazanıp kazanmadığının kanıtlanması gerektiği,bu nedenle mahkemece,yeniden yapılacak keşifle çekişmeli taşınmazın aynı adadaki çevre parsellerle birlikte orman tahdit hattına göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması,böylesine yapılacak araştırma sonucunda taşınmazın tamamının kesinleşen orman sınırı içinde kaldığının belirlenmesi halinde başka bir tartışmaya gerek kalmadan dava kabul edilerek dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi,taşınmazın kesinleşmeyen 2/B madde sahasında kaldığının anlaşılması halinde; bilirkişiler tarafından taşınmazın eğimi, konumu, erozyona dayalı olması ve sürekli doğal bitki örtüsü altında kalması gerektiği ve bu nedenle taşınmazın 2/B madde koşullarını taşımadığı bildirilmiş olduğundan, yine başka bir araştırmaya girişilmeden parselin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi, taşınmazın orman sınırı ve 2/B madde uygulama sahası dışında kalmakla birlikte dört yönden orman ya da 2/B madde sahası ile çevrili orman içi açıklık niteliğinde ise 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi bu tür yerlerin özel mülk olarak kişiler adına tescil edilmeyeceğini öngördüğünden, taşınmazın orman içi açıklık olduğu belirtilerek yine Hazine adına tescil edilmesi,taşınmazın orman sınrıları ve 2/B madde sahası dışında ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklık niteliğinde olmadığının belirlenmesi halinde; Hazine zilyetlik koşullarının davalı yararına oluşmadığını iddia ederek davaya katıldığı, Hazinenin katılım dilekçesi vermekle yasal davacı durumuna geçtiği mahkemenin Hazinenin müdahale talebi konusunda bir karar verilmesine gerek olmadığı gözönünde bulundurularak taşınmazın davalı gerçek kişi yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının ve önceki niteliğinin saptanması ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı … Yönetiminin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu 130 ada 284 parselin tespitinin iptali ile fen ve orman bilirkişinin 02.06.2009 tarihli rapor ve krokisinde (B) ile gösterilen 98,68 m²’lik kısmın orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (A) ile gösterilen 687,93 m² ‘lik kısmın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve müdahil Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 2004 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece her ne kadar bozma kararına uyularak uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın kısmen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; dava konusu taşınmaz Dairemizin 2006/5409-8177 sayılı 12.06.2006 günlü bozma ilamında belirtildiği gibi dört tarafı 2/B madde sahası ile çevrili orman içi açıklık niteliğindedir.
6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaçcık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı … Yönetimi ve katılan Hazinenin davalarının kabulü ile 130 ada 284 nolu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetimi ve katılan Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 19.11.2009 günü oybirliği ile karar verildi.