YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7399
KARAR NO : 2008/10948
KARAR TARİHİ : 15.09.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin pul ve giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … ada 114 ada 12 parsel sayılı 7806 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalılar adlarına tapuda kayıtlı isede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ve orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle 1989 yılında 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığından davacı adına yolsuz olarak oluşturulan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman sahasında kalması nedeniyle yolsuz olarak oluşturulan tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 03.10.1981 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan 26.01.1986 tarihinde kesinleşen, yine 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan ve 19.10.1989 tarihinde kesinleşen 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve davacının dayandığı tapu kaydının bu nedenle hukuki değerini yitirdiği ve tapu malikinin orman kadastrosunun kesinleşmesiyle mülkiyet hakkı sona erdiğinden bu tarihten sonra yapılan satışlar da yolsuz tescil niteliğinde olduğundan satın alanlara mülkiyet haklarını geçirmeyeceği ve taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini de değiştirmeyeceği açıktır.
Kaldı ki; Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.).
Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr.M.Kemal Oğuzman, Prof.Dr.Ömer Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün olmadığı gibi, tüm ormanlar 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilmiş olup,
5658 Sayılı Yasaya göre yapılmış bir iade de söz konusu olmadığından, eski tapulara da değer verilemez. Taşınmazın 1989 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre bilim ve fen bakımından nitelik yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı belirlenerek davacılar adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı kişilerin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 15/09/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.