Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/5649 E. 2012/25003 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5649
KARAR NO : 2012/25003
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı koca tarafından; her iki dava ve boşanmanın fer’ileri yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, tazminatlar ve iştirak nafakalarının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50’şer TL. temyiz başvuru harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.18.10.2012 (Prş.)

Boşanmada maddi tazminat, boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaatin karşılığıdır. Buradaki “zedelenen menfaat” kavramı, Borçlar Hukukundaki “zarar” kavramından farklı “sui generik (kendine özgü) “ bir yapıdadır. Bu nedenle, Borçlar Hukukunda bir kısım zararları hesaplama olanağı mevcutken, zedelenen menfaati hesaplama olanağı yoktur. Zedelenin menfaat karşılığı olarak maddi tazminat; hakim tarafından bir takım ölçütlere göre takdir edilecektir. Yasada bu durum “uygun bir maddi tazminat” olarak ifade edilmiştir. Boşanma yüzünden zedelenen mevcut veya beklenen menfaat, evlilik nedeniyle eşin sağladığı bakım, barınma, … ve normal yaşam faaliyetinin gerektirdiği sosyal ihtiyaçların karşılığıdır. Kısaca buna kesilen desteğin karşılığı da diyebilir. Açıklanan nedenlerle; “zedelenen menfaat”, Borçlar Hukukundaki “zarar” dan daha geniştir.
Maddi tazminatın miktarı; evlilik süresi ve talep eden eşin boşanmadan sonra yeniden evlenme olasılığı tarafların ekonomik durumu; boşanmadaki kusur derece ve yoğunluğu; eşin diğer eşin sosyal güvenlik imkanlarından yararlanmak hakkının ortadan kalkması; boşanmayla yaşam standardının düşecek olması; boşanmadan sonra yoksulluk nafakası ve diğer eşin malvarlığından tasfiye ve değer artış payı alabilme durumu; toplumun genel yapısı ve yaşam koşulları gibi ölçütler değerlendirilip ve Türk Borçlar Kanunun 50,51 ve 52. maddeleri de kıyasen uygulanmak suretiyle takdir edilmelidir.
Manevi tazminat miktarının takdirinde de; maddi tazminatın belirlenmesindeki ölçütlerle birlikte, Türk Borçlar Kanununun 50,51,52 ve 58/1. maddelerinin özellikle kusur dağılım ve derecesi boşanmaya neden olan ve eşin kişilik haklarına saldırı teşkil eden olayın saldırıya uğrayan eşte bırakacağı objektif zedelenme etkisi gözönüne alınmalıdır.
Yoksulluk nafakasında ise, yoksulluğun gerçek yoksulluk olması gerekir. Bundan amaçlanan; boşanmadan önceki yaşam standardına göre, daha düşük bir ekonomik imkan içinde yaşamını sürdürmek zorunda kalmak olmayıp; günlük olağan ve en temel zorunlu giderleri karşılayamaz duruma gelmiş olmaktır. Yoksulluk nafakasının miktarının takdirinde yükümlünün ödeme gücüyle, nafaka alacaklısının gerçek yoksulluğunu giderecek miktar birlikte gözönüne alınmalıdır.
Somut olaya geldiğimizde; taraflar 1995 yılında evlenmiş olup; tarafların velayete tabi iki çocuğu mevcuttur. Davacı-davalı koca 42, davalı-davacı kadın 36 yaşındadır. Davacı-davalı kocanın ilkokul mezunu ve bir kargo şirketinin yüzde yirmi ortağı olarak aylık 2000 TL.civarında geliri olduğu, başkaca gelir ve malvarlığı bulunmadığı görülmektedir. Davalı-davacı kadının ise, ev hanımı olarak çalışmadığı yakınlarının desteğiyle yaşamını sürdüğü, tarafların aile konutu olarak kullandıkları taşınmazın tapu kaydıyla davalı-davacı kadının mülkiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme; boşanmada davalı-davacı kadının bir kusurunun bulunmadığı; eşine fiziksel şiddet uygulama, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma, eşine hakaret davranışı nedeniyle; kusurun tamamen davacı-davalı kocada olduğunu tespit ederek boşanma kararı vermiştir. Boşanma kararı ile birlikte; davlı-davacı kadın yararına aylık 1000 TL.yoksulluk nafakası, her bir çocuk için aylık 500’er TL.’den toplam 1000 TL.iştirak nafakası, 100.000 TL.maddi, 50.000 TL.manevi tazminata hükmedilmiştir. Davacı-davalı kocanın gelir ve malvarlığı ödemekle yükümlü olduğu nafakalar, davalı-davacı kadına ait bir de konut bulunduğu göz önüne alındığında; tazminatların ve yoksulluk nafakasının miktarları orantısız/fazla olmuştur. Hükmün diğer bölümleri onanmakla birlikte; daha az/uygun miktarlarda maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilmek üzere hükmün sadece bu yönlerden bozulması gerektiğini düşünüyorum.