YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1100
KARAR NO : 2023/890
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı yüklenici … Yapı İnş. ve Tic.Ltd.Şti.nin davalı iş sahibine karşı üstlendiği inşaat taahhüdünden doğmuş ve doğacak 350.000,00 TL alacağını … 3. Noterliğinde düzenlenen 09.03.2004 gün 05862 yevmiye no.lu temlikname ile temellük ettiğini ve aynı tarih 439 sayı ile temlik işleminin davalı iş sahibine bildirildiğini, ancak temlik öncesi teyit yazısında davalının, dava dışı yüklenicinin aynı işten kaynaklanan alacağını dava dışı bir şirkete temlik ettiğini bildirmediğini, temlik sonrası davalıya alacağın akıbetinin sorulması üzerine davalının müvekkilinden önce başka bir temlik alanın bulunduğunu bildirdiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile temlik bedelinin tahsilini, müvekkili banka alacağına sıra gelmediğinin anlaşılması halinde ise davalı idarenin BK 41. maddesi uyarınca asıl alacak oranında tazminat ödemesine hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare temsilcisi cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumetten reddinin gerektiğini, dava dışı yüklenicinin imalatına yönelik henüz kesin hesabın yapılmamış olduğunu, kesinleşmiş olan alacaklar bakımından alacak sırasına göre ödeme yapıldığını, dava dışı yüklenicinin edimlerinde eksik ve ayıplar olduğunu davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
– İlk Derece Mahkemesinin 2004/360 Esas, 2008/317 Karar sayılı ve 19/11/2008 tarihli kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
– Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2009/5757Esas, 2010/7156 Karar sayılı ve 22/12/2010 tarihli kararı ile bilirkişi kurulundan dava dışı yüklenicinin söz konusu işle ilgili gerçekleştirdiği ve davalıdan istemeye hak kazandığı imalât bedeli, bu bedelden temlikler hariç yükleniciye yapılan ödemeler ve yapılması gereken kesintiler konusunda denetime elverişli, gerekçeli ve çelişkileri giderici rapor alınıp temlik tarihi itibariyle yüklenicinin davalıdan isteyebileceği iş bedeli miktarı saptandıktan sonra, az yukarıda belirlenen sıralamaya göre davacı bankanın temlik sebebiyle isteyebileceği alacağı olup olmadığı ve miktarı hesaplattırılarak davanın sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme sonucu davanın reddinin doğru olmadığı belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Bu karara karşı davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
– Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2011/2772Esas, 2012/477 Karar sayılı ve 02/02/2012 tarihli kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar vermiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bozma ilamına uyan İlk Derece Mahkemesinin 2012/127 Esas, 2012/717 Karar sayılı ve 07/11/2012 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2013/898Esas, 2013/3400 Karar sayılı ve 27/05/2013 tarihli kararı ile bozmaya uyularak yapılan inceleme sonucu alınan 17.07.2012 tarihli bilirkişi raporunda yasal kesintiler düşüldükten sonra gerçekleştirilen imalât bedelinin 1.611.029,12 TL, sözleşmenin 29. maddesine göre yapılması gereken kesintinin 280.495,50 TL olduğu, bunun mahsubu sonucu ödenmesi gereken bedelin 1.330.533,61 TL olduğunun hesaplandığı, temliklerden önce iş sahibince dava dışı yükleniciye toplam 849.141,90 TL ödendiğinden ilk temlik tarihi itibari ile ödenmeyen bedelin 481.391,71 TL olduğu, davalı iş sahibinin temlik edilen miktarları temerrüde düştükten sonra icra takibi sonucu faiz ve icra masrafları ile birlikte daha fazla miktarda ödemiş olması halinde gecikmeden … zararlara kendisi katlanmak zorunda olduğundan bunlar yüklenici alacağından mahsup edilemeyeceği, bu halde de 481.391,71 TL’den 1. sıradaki … …’e temlik edilen 362.384,45 TL düşüldükten sonra 2. sırada olduğu uyulan bozma ilâmıyla kesinleşen 09/03/2004 günlü davacıya yapılan temlik için ödenmesi gereken miktarın 119.007,26 TL olduğu, bu durumda mahkemece davanın 119.007,26 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi yerine, davalı iş sahibinin kendi temerrüdü sonucu fazla ödemeye sebep olduğu gözden kaçırılarak ve yanlış değerlendirmeyle davanın tümden reddinin doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekillerince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
2.1. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2013/5473 Esas, 2014/953 Karar sayılı ve 13/02/2014 tarihli kararı ile karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 119.007,26 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davalının fazla ödemede kusurlu olduğunu ve bakiye kalan alacak bakımından temlik edenin, dava konusu miktarı aşan alacağı bulunduğunu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının müvekkili bankayı yanıltması nedeni ile haksız fiile dayanan tazminat ve sözleşme öncesi sorumluluk ilkelerine göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, reddedilen kısım ile ilgili kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı temyiz dilekçesinde; Davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davalı İçel Sahil Bandı Belediyeleri Pis Su ve Katı Atık Hizmetleri Birliği’nin alacakları ve borçları ile MESKİ Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş ise de sorumluluğun Erdemli Belediyesi’nde olduğunu, İçel Sahil Bandı Belediyeleri Pis Su Ve Katı Atık Hizmetleri Birliği’nin henüz birinci sıra temlik alacağını tamamen ödeyemediği için davacının temliğinden sorumlu olmasının beklenemeyeceğini, temlik tarihi itibarı ile temlik edenin bir alacağı bulunmadığını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı iş sahibi ile dava dışı yüklenici arasında yapılan eser sözleşmesinden … ve davacı tarafından temlik alınan iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436, 437. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanununun 162. maddesi, 355-371 . maddeleri
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Usulü kazanılmış hak ilkesi uyarınca, mahkeme kararı lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Nitekim 1086 sayılı HUMK’un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş olması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de; bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “Usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır.
3. Somut olay incelendiğinde, yukarıda yer verilen 27/05/2013 tarihli bozma ilamı ile 119.007,23 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, ilk derece mahkemesi 16/05/2014 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar vermiş ve taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır.
4. Temyizen incelenen ilk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının taraflardan alınmasına,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
07/03/2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.