YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6196
KARAR NO : 2008/13937
KARAR TARİHİ : 27.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli … Köyü 543 parsel sayılı taşınmaz yörede 1984 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 3500 m2 miktar ve tarla niteliği ile tapu kaydına dayalı olarak davalı gerçek kişi adına tespit ve tapuya tescil edilmiş, itiraz edilmeksizin tapuya kaydedilmiştir. Tapu kaydının beyanlar hanesinde tamamının 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan sahada kaldığı yolunda şerh bulunmaktadır.
Hazine Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada çekişmeli yerin kesinleşen 2/B madde uygulama sahasında kaldığını ileri sürerek davalı adına olan tapunun iptali ile Hazine adına tapuya tescilini istemiş; mahkemece Hazinenin davası kabul edilerek davalı adına olan tapunun iptaline, Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesinde 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılan saha olduğunun belirtilmesine karar verilmiştir. Bu karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava çekişmeli taşınmazın kesinleşen 2/B madde uygulama sahasında kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman kadastrosu 1949 yılında yapılmış; sonuçları 09/12/1949 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra 1993 yılında 3302 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp 04/09/1995 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit harita ve tutanaklarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın 1950 yılında kesinleşen ve Ekim 1951 tarih 22 numarada Hazine adına tescil edilen Karasakal Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, Karasakal Devlet Ormanı sınırlarının tarif edildiği orman kadastro tutanaklarında “bağlı sicil tablosunda ve haritasında yeri ve şagilleri yazılı orman içindeki tarlaların tapu kaydı gösterilmediğinden fiili durumlarının tespiti ile iktifa edileceği, orman içindeki sahipsiz olduğu kabul edilen çeşmecik, keten tarla, ahlat alanları ile diğer açıklıkların devlet malı sayılacağı” açıklanarak haritasında işaretlenen bu yerlerin orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre çıkartılan 1940 Tarihli Orman Tahdit Talimatnamesinin 38. maddesindeki “Ormanların bitişiğinde bulunan mülk ve toprakların hepsinde, orman içindekilerden yalnız köy arazi ve camiasına dahil olanlarda vesaik ibraz edilmese bile fiili vaziyet aynen tespit ve zapta geçirilmekle iktifa edilir. Orman içinde olup da 2. madde şümulüne girmeyen diğer mülk veya topraklar için muteber tasarruf vesikası ibraz edilmezse tasarruf mevzuatı ile 2644 Sayılı Tapu Yasasının 16 ve Orman Yasasının 25. maddelerine müsteniden bunlar Devlet namına tahdit olunur” hükmü gereğince köy arazi topluluğunun uzağında ve orman içinde olan dava konusu taşınmaz ve etrafının devlet malı sayılarak orman sınırı içinde bırakıldığı ve orman kadastrosu işleminin bu şekilde 1949 yılında askı ilanına çıkartılarak kesinleşmesi üzerine 3316 Sayılı Yasanın 13. maddesi hükmüne göre Ekim 1951 tarih 22 numarada Hazine adına orman niteliği ile tapuya tescil edildiği ve 1993 yılında yapılan ve kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, tespitte esas alınan ve orman kadastrosundan önceki tarihte oluşturulan tapu kaydının dava konusu taşınmazı orman kadastro sınırları içine alan işlemin kesinleşmesinden sonra yasal değerini yitirdiği, 1949 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıp Ekim 1951 tarih 22 numarada Hazine adına orman niteliği ile tapuya tescil edilen taşınmaz hakkında daha sonra 1984 yılında yapılan arazi kadastrosunun 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesi gereğince ikinci kadastro olması nedeniyle bütün sonuçları ile birlikte hükümsüz sayılacağı, aslı orman olan ve özel mülkiyete konu olmayacak taşınmaz hakkında sonradan ikinci kadastro yoluyla ve yanlışlıkla oluşturulan tapu kaydının taşınmazın aslında tapuda kayıtlı orman olma niteliğini değiştirmeyeceğinden malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı (H.G.K.30.05.2001 gün 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 ve 1. Hukuk Dairesinin 11.09.1989 gün 1989/8162-9363 sayılı kararları) ve yine tapuda kayıtlı olsun olmasın kamu malı olan ormanların her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi halinde dahi bu tür yerleri satın alan kişilerin M.Y. 1023 maddesindeki tapuya … ilkesinden yararlanamayacağı ve Hazine ya da Orman Yönetimi tarafından 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalınmadan her zaman tapu kaydının iptali ve tescil isteği ile dava açılabileceği, koşulları varsa sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalının ayıplı malı kendisine satan kişi ya da kişilerden satış bedelini isteyebileceği gözetilerek hüküm kurulmuş olduğu anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 27/10/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.