Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5705 E. 2023/1433 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5705
KARAR NO : 2023/1433
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/901 E., 2020/627 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tutak Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar … ve … vekili ile davalılar … ve … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar … ve … vekilinin başvurunun esastan reddine, davalılar … ve … vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, , …, …, , …, …, , …, …, , …, …, … ve … yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar … ve … vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; duruşma talebi değerden reddedilerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında Ağrı İli … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 172 ada 2 ve 174 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 119.727.670,00 ve 269.022,104,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kamu orta malı olarak kışlak vasfıyla sınırlandırılmışlardır.

2. Davacılar … ve … vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların kadimden beri müvekkili köyler tarafından müştereken kullanılan mera olduğunu, kışlak olmadığını ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve müvekkili köylerin ortak kullanımında olan mera olarak sınırlandırılarak özel siciline müvekkili köy tüzel kişilikleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar … ve … cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazların atalarından kendilerine kaldığını, kışlak olarak kendileri tarafından kullanıldığını ve buna ilişkin tapu kayıtları bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacı vekilinin talebinin meranın aidiyeti ve taşınmazların vasfının hatalı olduğuna ilişkin olup, meranın aidiyetine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme genel mahkemeler olduğundan bu hususta görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazların niteliğinin mera vasfında olduğu” gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine, çekişmeli 172 ada 2 ve 174 ada 2 parsel sayılı taşınmazların kışlak niteliğinin değiştirilerek mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde davacının talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili Tutak Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresinde görevli mahkemeye gönderim için müracaat edilmediği takdirde 610 sayılı Hukuk muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 20/1-son maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hüküm kurulacağına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar … ve … vekili ile davalılar … ve … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar … ve … vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, mahkemenin görevli olmadığı halde görevliymiş gibi hüküm tesis ettiğini, bu durumun hukuka aykırı bulunduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar … ve … vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların müvekkillerine ait kışlakiye vasıflı taşınmazlar olup, müvekkillerinin tapu kayıtları ve 150-200 yıllık zilyetliklerinin bulunduğunu, bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazların değerlendirilmediğini, taşınmazların merayla ilgilerinin bulunmadığını, görevsizlik kararının isabetsiz, hukuki dayanaktan yoksun olup kararın kendi içinde de çelişkili olduğunu, zira hem görevsizlik kararı verilip hem de taşınmazların vasfının değiştirilmesine karar verildiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “taraflar arasındaki uyuşmazlığın çekişmeli taşınmazların aidiyeti ve kullanım hakkına yönelik olduğunun anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinde, kadastro hâkiminin doğru, açık ve infaza tereddüt yaratmayacak şekilde çekişmeli taşınmazlar yönünden karar vermekle yükümlü bulunması nedeniyle davalı olarak mahkemeye gönderilen tutanakların özel sicile tesciline ilişkin karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davalılar tarafından çekişmeli taşınmazlara yönelik açılan bir dava bulunmadığından davalılar vekilinin sair istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği ancak, kadastro davalarında husumet lehine tesbit yapılan kişi/kişilere, mera, yaylak, kışlak gibi orta malı niteliğindeki taşınmazlarda ise taşınmazın bulunduğu köy tüzel kişiliği ile Hazineye yöneltilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazların kadastro tespiti sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 16/B maddesi uyarınca kışlak vasfıyla orta malı olarak tespit edilerek sınırlandırıldığına göre davalı gerçek kişilere eldeki davada husumet yöneltilemeyeceği” gerekçesiyle davalılar … ve … vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, , …, …, , …, …, , …, …, …, …, … ve … yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın görev yönünden reddine, çekişmeli 172 ada 2 ve 174 ada 2 parsel sayılı taşınmazların kışlak niteliğinin değiştirilerek mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememizden davacının talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili Tutak Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresinde görevli mahkemeye gönderim için müracaat edilmediği takdirde 6100 sayılı Kanun’un 20/1-son maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hüküm kurulacağına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri
Davalılar … ve … vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dosyanın esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verildiğini, dava konusu taşınmazların mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanık beyanlarında da belirtildiği şekilde müvekkillerinin zilyetliklerinde bulunduğunu, dava konusu bir kısım parsellerin müvekkillerinin murislerine ait tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ve taşınmazların mera olmadığını açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın meranın aidiyetinin tespitine yönelik ve devamında bu hususta kadastro mahkemesinin görevli olup olmadığı, yine dava konusu taşınmazların mera niteliğinde bulunup bulunmadıklarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 16/B maddesi

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar … ve … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL’nin temyiz edenden alınmasına

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.