YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3914
KARAR NO : 2023/1850
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1097 E., 2022/108 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Terme 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında Samsun ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davalılar … ve paydaşları adına kayıtlı bulunan eski 502 parsel sayılı 44.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 101 ada 10 parsel numarasıyla ve 43.302,82 metrekare yüzölçümlü; davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 501 parsel sayılı 30.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 101 ada 11 parsel numarasıyla ve 25.835,47 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti Hazineye ait 101 ada 11 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu sırasında yüzölçümünün küçültüldüğünü, davalılara ait taşınmazda ise artma meydana geldiğini öne sürerek Hazine aleyhine oluşan eksikliğin giderilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar … ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine ait 101 ada 10 parsel sayılı taşınmazın da uygulama kadastrosu sonucunda yüzölçümünde azalma meydana geldiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2018 tarihli ve 2016/87 Esas, 2018/216 karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
1. İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli ve 2018/1916 Esas, 2019/126 Karar sayılı kararı ile ; “İlk Derece Mahkemesince uygulama kadastrosunun kanun ve yönetmeliklere uygun yapıldığı belirtilmiş ise de uygulanan ve tespit tarihine en yakın hava fotoğraflarından zeminde taşınmazlar arasında sınır bulunmadığı, zeminde de sabit bir sınırın olmadığı, uygulama kadastrosunda oluşturulan paftada bir hata bulunmaması halinde uyuşmazlığın geçerli sınır tipi olarak eski tesis kadastro paftasına göre yapılması gerektiği ancak teknik bilirkişilerce paftaların bütünlemesi sırasında tesis kadastrosunda hata yapıldığının bildirilmiş ise de açıkça hatanın neden kaynaklandığı açıklanmadığı gibi hükme dayanak alınan raporun 12. sayfasında ‘ilk tesis kadastrosu sırasında üretilen (Resim 2) F37b17a kadastro paftasına giren davalı parsellere ait hem ilk tesis kadastroda çizilen sınırlar hem de güncel sınırların birebir uyuşumlu olduğu ancak (Resim 1) F37b12d paftasında ise mevcut sınır ile pafta sınırı arasında bir fark olduğu tespit edilmiştir. F37b12d paftasındaki davalı parsellere ait ortak sınırın tesis kadastrosu çalışmalarında bütünlemek suretiyle oluşturulduğu ve şuan mevcut olan sınır ile uyumsuz olduğu tespit edilmiştir … Sonuç olarak; yukarında davalı parsellerin ortak sınırına ait tüm bilgi, belgeler ayrıntılı olarak açıklanmış olup davalı 101 ada 10 ve 11 nolu parsel sınırlarının F37b17a kadastro sınırının ilk tesis kadastrosundan beri aynı geldiği ve mevcut zemin ölçüsüyle paftasının aynı olduğu, bütünleme sonucu oluşturulan F37b12d kadastro paftasındaki ortak sınırın ise mevcut zemin ile uyuşumlu olmadığı, 1953 ve 1962 tarihli hava fotoğraflarında da söz konusu sınırın tespitinin tarafımızdan yapılamadığı, bilirkişilerin ise 50 yılı aşkın bir süredir söz konusu ortak sınırın değişmediği yönündeki beyanları da dikkate alındığında F37b12d paftasındaki sınırın tersimat hatası olabileceği kanaati hasıl olmuştur’ denilmesine rağmen her iki pafta çakıştırılmak suretiyle hatanın nerede olduğunun belirlenmediğini, raporun 2 sayfasında Resim 1 ve F37b12d kadastro pafta örneği olarak gösterilen resmin içinde F37-b-17a yine raporun 3 sayfasında Resim 2 ve F37b17a kadastro pafta örneği olarak gösterilen resmin içinde F37-b-12d yazılmasının sebebinin de anlaşılamadığı” gerekçesiyle yeniden araştırma ve inceleme yapılması için hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda 11.02.2020 tarihli ve 2019/81 Esas, 2020/37 Karar sayılı karar ile; “dava konusu taşınmazın yapılan kadastro tespitlerinde bir hata olmadığı ve zemindeki yüzölçüm eksilmesinin denizin kıyı kesiminden toprak eksilterek karaya doğru ilerlemesinden kaynaklandığı, bu durumun dosya kapsamına alınan Harita Genel Komutanlığından temin edilen 1953 tarihli 487-153 numaralı 2009 ve 2015 tarihli hava fotoğrafları, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden temin edilen 1962 tarihli hava fotoğrafı, F37-b-12d ve F37-b-17-a nolu 1:5000 ölçekli fotogrametrik kadastral paftası, 1957 ve 2009 tarihli 1:25000 ÖLÇEKLİ F37-B4 nolu memleket haritasından yararlanarak raporlarını tanzim eden bilirkişi heyetince de tespit edildiği ve dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarının da bu doğrultuda olduğu anlaşıldığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde, keşif sonucunda alınan raporların karar vermeye yeterli olmadığını, buna rağmen eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporları ile karar verildiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli ve 2021/1097 Esas, 2022/108 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi raporu ile tesis kadastrosunun fotogrametrik pafta sistemine göre yapıldığının, 22-a uygulamasında 1962 tarihli hava fotoğraflarındaki sınırın esas alındığının, tesis kadastrosunda belirlenen sınırın bu hava fotoğrafına uyumlu olduğunun belirlenmiş olmasına göre davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; en eski hava fotoğraflarında taşınmazlar arasında sınır olmadığı halde zeminde mevcut çit olan sınırın sabit sınır olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, çitin belli zamanlarda yenilenmesi gerektiğinden sabit sınır kabul edilemeyeceğini, Hazine taşınmazındaki 5000 m2 lik eksilmenin denizin hareketi ile açıklanamayacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosunda belirlenen sınırların usul ve kanuna uygun olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazine parselinin yüzölçümünün eksilmesinin kuzey sınırındaki denizin içeri doğru girmesinden kaynaklandığı, davalı parsel ile olan sınırda bir değişmenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
3. Bölgede tesis kadastrosunun fotogrametrik usulde yapılmasından dolayı orjinal ölçü krokisi bulunmamaktadır. Fen bilirkişilerince 1953 ve 1962 tarihli hava fotoğrafında yapılan inceleme ile davacı ve davalı taşınmazları arasındaki sınırın hava fotoğraflarının çözünürlüğünün yetersiz olması nedeniyle tam olarak belli olmadığı, 2009 ve 2015 tarihli hava fotoğraflarındaki sınır ile uygulama sınırının uyumlu olduğu bildirilmiştir.
4. Yapılan keşif sonucunda zeminde mevcut bulunan çit sınırının uygulama sırasında sabit sınır olarak esas alındığı anlaşılmaktadır. Ne var ki; çit sınırının tespitten önce var olduğu, yerinin hiç değişmeksizin sabit sınır niteliğini aldığı yönünde somut bir delil bulunmadığı gibi aksine çitin sonradan yapıldığı anlaşılmakla bu haliyle sabit sınır olarak alınması mümkün değildir. Tesis paftası ile uygulama paftasının çakıştırılması suretiyle düzenlenen haritada ada bazında da bir kayma olmadığı, komşu taşınmazların kendi aralarındaki tesis sınırı ile uygulama sınırının birbiriyle çakıştığı, eldeki dosyada ise davacı Hazine taşınmazı ile davalı taşınmaz arasındaki tesis sınırına uyulmayarak davacı Hazine parselinin aleyhine olacak şekilde uygulama sınırının geçirildiği anlaşılmaktadır.
5. Hal böyle olunca: taşınmazlar arasında sabit sınırın bulunmaması, sonradan yapıldığı anlaşılan çit sınırının da sabit sınır olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle kadastro paftası ile uygulama paftasının çakıştırılmak suretiyle tesis kadastrosu sonucu olaşan sınıra göre uygulama sınırın belirlenmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından 6100 sayılı Kanun’un 370/2 inci maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.