Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/19137 E. 2021/7572 K. 26.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19137
KARAR NO : 2021/7572
KARAR TARİHİ : 26.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin, 12/02/2020 gün ve 2019/1728 E, 2020/1327 K sayılı ilamında; “ Gerekçeli kararın dosya ile uyum içinde olması ve kararın çelişkili ve tereddüt uyandırıcı olmaması gerektiği ilkesi, gerek 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda; gerekse 1086 sayılı HUMK’nun 381-389. (6100 sayılı HMK’nun 294-297.) maddelerindeki kararın tesisi ve yazımına ilişkin kurallarda açıkça tespit edilmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK’nun 297/II maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut olayda;hükmün gerekçe kısmında davalı kurumun kusurlu olduğu ve borçtan sorumlu olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle kurumca icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline karar vermek gerektiğinin belirtildiği, ancak dosyada iki davalının bulunduğu ve hüküm kısmında itirazın hangi davalı yönünden iptaline karar verildiğinin belirtilmediği, böylece kararın gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir. Bu durum, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, 10/04/1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişkinin giderildiği, hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların ayrı ayrı gösterildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ” gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama sonrasında mahkemece davanın kabulü ile davalılardan … tarafından yapılan itirazın iptaline, Kulp İcra Dairesinin 2013/34 sayılı dosyasında belirtilen miktar üzerinden takibin devamı ile, icra takibinin toplam 18.019,00 TL asıl alacak üzerinden davalı … yönünden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmasına, karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyiz incelemesi sonucu yapılan bozmaya uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği görülmüştür.
Şöyle ki; Bozma ilamında dosyada iki davalının bulunduğu ve hüküm kısmında itirazın hangi davalı yönünden iptaline karar verildiğinin belirtilmediği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş olup mahkemece bozma sonrası kurulan hükümde davalılardan … tarafından yapılan itirazın iptaline şeklinde karar verilmiş ancak davalı … yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
O halde mahkemece davalı … yönünden de olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden Kulp Belediye Başkanlığına geri verilmesine 26/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.