YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10913
KARAR NO : 2009/15482
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Köyü Köyünü mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunun iddia ederek Medeni Yasanın 639.maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece aynı taşınmaza yönelik daha önce açılan tescil davasının 2006/20 – 42 sayılı ilam ile taşınmazın … niteliğinde olması nedeniyle red edildiğini açıklayarak … delil niteliğindeki bu karar gereğince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1953 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından dava konusu olan taşınmazın … Köyünde 1953 yılında yapılan genel kadastro çalışmalarında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek tescil harici bırakıldığı, fenni bilirkişi tarafından 35.752.99 m2 olarak belirtilen çekişmeLi taşınmazın doğudan 65 nolu kadastro parseline, güneyden ise sıtma pınarı deresine hudut olduğu, aynı taşınmaza yönelik olarak “daha önce Mazgirt Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/39-2004/55 sayılı dosyasında … … ve … … tarafından kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayalı olarak Hazine, Köy Tüzel Kişiliği ve Orman Yönetimi hasım gösterilerek tescil davası açıldığı, mahkemece 10.06.2004 tarihli … … ve … … tarafından düzenlenen raporda (B) harfli ile gösterilen 25.098 m2’lik taşınmazın … … adına, (A) harfli 46.850 m2’lik taşınmazın ise … … adına tapuya tesciline, (C) harfli 21.752 m2’lik taşınmazın ise davacı … … yönünden kesin hüküm nedeniyle, davacı … … yönünden ise 3402 Sayılı Yasanın 14. Maddesi nedeniyle reddine karar verildiği, sözkonusu hükmün temyiz edilmesi ile dairenin 15.03.2005 tarih 2004/12797-2806 sayılı kararı ile daha önce davacı … … ile Şari … tarafından açılan tescil davasının aynı mahkemenin 1993/36-254 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, krokide (A) ile gösterilen 21.754 m2 ve (B) ile gösterilen 72343 m2’nin davacılar adlarına tapuya tesciline, (C) ile gösterilen taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verildiği, bu hükmün derecaattan geçerek kesinleştiği, bu kez aynı yere ilişkin … … ve … … tarafından dava açıldığı, Batısı; Munzur Nehri, Kuzeyi; Magal Deresi, Güneyi; Sıtma Pınarı Deresi ile çevrili taşınmazın memleket haritasında … olarak gözüktüğü ve toprağının … niteliğinde olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın zilyetlik ile kazanılamayacağı gerekçeleri ile kurulan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/36-254 sayılı kararının davacı … … yönünden kesin hüküm niteliğinde olduğu, davacı … … yönünden ise … delil olduğunun kabulü ile davacıların davalarının tamamen reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak 2006/20-42 sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, hükmün davacılar tarafından temyiz edildiği, dairenin iade kararı üzerine dosyanın bu dosya içine konulduğu, Mazgirt Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/39-2004/55 sayılı dosyasındaki hükme esas krokiden sözkonusu dosyadaki dava konusu taşınmaz ile elde temyize konu olan dosyadaki dava konusu taşınmazın aynı yer olduğu (batıdan 65 nolu parsel, güneyden sıtma pınarı deresi ile hudut), Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/20-42 sayılı dosyasındaki davacılar ile bu dosyadaki davacıların üvey kardeş oldukları, kardeşlerin ayrı ayrı olarak açtıkları dosyalardan haberdar olmamalarının mümkün olmadığı, çekişmeli taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/36-254 sayılı kararı ile “munzur çayının yatağı ve …” vasfında bulunduğunun saptandığı, bu nitelikteki yerlerin zilyetlik ile kazanılamayacağı gerekçeleri ile mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 22/10/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.