YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16925
KARAR NO : 2009/17056
KARAR TARİHİ : 19.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekesinde sınırlarını bildirdiği … İlçesi … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Makemece, fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 3271,14 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkında davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline (B) ve (C) ile gösterilen 654,62 m2 ve 2573,68 m2 bölümlerin tapuda kayıtlı olmaları nedeniyle, (D) harfli 722,16 m2 bölüm yönünden ise kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1975, 1986 ve 1993 yıllarında yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1957 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; dosya kapsamı ile uzman bilirkişi raporlarından fenni bilirkişi raporunda belirtilen B harfli 654.62 m2 bölümün dava dışı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olan 237 nolu kadastro parseli içinde bulunduğu, (C) harfli 2573.68 m2 bölümün ise zeytinlik vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlı olan 1700 parsel içinde yer aldığı, (D) harfli 722.16 m2 bölüm ile (A) harfli 3271.14 m2 bölümün ise yörede 1957 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında fundalık çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, (D) harfli bölümün üzerinde 2-3 yıl önce imar ihya yapılmaya başlandığı ve henüz tamamlanmadığı, (A) harfli bölümün ise halen üzerinde kırmızı akdeniz toprağının bulunduğu,eğiminin %20-25 olduğu, erozyon tahdidine karşı teraslama yapılmadığı,aşı yaşı 25’in üzerinde olan 87 adet bakımlı zeytin ağaçlarının bulunduğu, komşu 237 parselin dayanağı olan 564/233 nolu vergi kaydının çekişmeli taşınmaz yönünü “dağ ve cebel” olarak gösterdiği, yörede değişik tarihlerde yapılan orman kadastro çalışmalarının seri bazda yapıldığı ve bu çalışmalarda taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece (A) harfli bölümle ilgili olarak orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluştuğu kabul edilerek (A) harfli bölümün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Ancak 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosunun uygulanması hakkında yönetmeliğin 26. Maddesinde “Orman kadastro komisyonlarınca;
a) 6831 Sayılı Kanunun 1’inci maddesine göre, orman sayılan ve eskiden beri Devlete ait olduğu bilinen ormanlar, orman içindeki kültür arazileri dışında 6831 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaçcık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıklar,
b) Yürürlükten kaldırılmış 3116 sayılı Orman Kanununun geçici 1 inci maddesine göre kamulaştırılmış ormanlar,
c) 4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş veya Devletleştirilmeye tabi ormanlar,
d) 6831 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre orman rejimine alınmış yerler,
e) 6831 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yerler,
f) 6831 sayılı Kanunun 24 üncü maddesine göre kamulaştırılan yerlerle diğer suretle orman yetiştirilmek üzere kamulaştırılan yerler,
g) Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerler,
h) Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,
ı) Maliye Bakanlığınca ağaçlandırılmak üzere tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış sahalar,
j) Orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar,
Devlet ormanı olarak sınırlandırılır.
4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş ormanlar ile yukarıda belirtilen (b), (d), (e), (f), (g), (ı) ve (j) bentlerine göre orman rejimine girmiş olan sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmaz” denilmektedir.
Bu dosyada çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda seri bazda yapılan orman kadastro çalışmaları esas alınarak uyuşmazlığın çözümlenmesinin mümkün olmadığı, seri bazda yapılan orman kadastro çalışmasında taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmasının taşınmazın orman olma vasfını değiştirmeyeceği, çekişmeli (A) harfli taşınmazın yörede 1957 yılında yapılan genel kadastro çalışmasında fundalık ve çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, eğiminin % 12’den fazla olması nedeni ile toprak muhafaza özelliği taşıdığı, yukarıda belirtilen yönetmeliğin 26/J maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerektiği ,ayrıca komşu parselin vergi kaydının bu taşınmaz yönünü “dağ ve cebel” okuduğu göz önüne alınarak mahkemece çekişmeli (A) harfli bölüme yönelik olarak da açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşünceler ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. Bozma sebebine göre davalı belediye başkanlığının vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Belediye Başkanlığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Belediye Başkanlığına iadesine 19.11.2009 günü oybirliği ile karar verildi.