YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10186
KARAR NO : 2022/15070
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce dosyadan el çekilerek yargılamaya son verilmesine, uyuşmazlık konusunun çözümü için davacının yetkili ve görevli mahkemeye başvurmakta muhtariyetine dair verilen karara davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 25.05.2022 tarih 2022/İHK-24972 sayılı itirazın reddine dair kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davacının sevk ve idaresindeki motosiklete davalı nezdinde … poliçesi olan aracın çarpması sonucu davacının motosikletinin park halindeki başka bir araca çarpması neticesinde oluşan kazada davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 40.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ve 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 40.750,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davaya konu kazanın iş kazası olduğu, 5510 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ve Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere, maluliyet oranının da % 10’un üzerinde olduğu dikkate alındığında, davacı tarafından öncelikle SGK’ya iş kazası dalından maaş bağlanıp bağlanmayacağı hususunda başvuru yapılması ve SGK araştırma sonucuna göre mükerrer ödemenin önüne geçilmesini teminen, eldeki davaya devam edilmesi gerektiği, tahkim yargılama süresinin 4 ayla sınırlı olması ve bu süre zarfında kusur raporu alınması ve SGK nezdindeki işlemlerin ikmalinin mümkün olmayacağı, bu nedenle tahkim yolu ile karar verilmesinin mümkün olmadığı ve yerinde mahkeme eliyle incelemenin daha sağlıklı olacağı gerekçesiyle mahkemede dava açma hakkı tanınarak hakem yargılamasının sonlandırılmasına ve dosyadan el çekilmesine karar verilmiştir. Anılan karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından yargılama süresinin 60 gün olması ve bu süre zarfında olayın iş kazası olup olmadığının değerlendirileceği, iş kazası olarak değerlendirilmesi halinde maluliyet ve gelir bağlanma aşamasına geçilebileceği, bütün bu aşamaların çok uzun sürebileceği, davacının SGK’ya başvurması ve başvurusunun neticelenmesi için yeterli süre bulunmadığı tespit edildiğinden yargılamanın hem yetki hem de süre yönünden aydınlatılmasının mümkün olmaması sebebiyle yargılamaya son verilerek dosyadan el çekilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 1. fıkrasında; “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında “iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir” düzenlemesine; maddenin 5. fıkrasında ise “iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; davacının motorlu kurye olduğu, davacının sevk ve idaresindeki İstanbul Eczacılar Deposu isimli işyerine ait olan motosikletle seyir halinde iken kazanın meydana geldiği ve davaya konu edilen maluliyet durumunun doğduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı tarafından öncelikle SGK’ya iş kazası dalından maaş bağlanıp bağlanmayacağı hususunda başvuru yapılması ve SGK araştırma sonucuna göre mükerrer ödemenin önüne geçilmesini teminen eldeki davaya devam edilmesi gerektiği, tahkim yargılama süresinin 4 ayla sınırlı olması ve bu süre zarfında kusur raporu alınması ve SGK nezdindeki işlemlerin ikmalinin mümkün olmayacağı gerekçesiyle dosyadan el çekilmesine karar verilmiştir. Anılan karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
Bu durumda; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle davaya konu kazadaki kalıcı maluliyeti nedeniyle davacıya iş göremezliğine ilişkin gelir bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması; bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi hükmü değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken hakem heyetince yanılgılı değerlendirmeyle dosyadan el çekilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.11.2022 gününde üye … ve …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.