YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1877
KARAR NO : 2023/1282
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen muarazanın men’i, feshin haksız olduğunun tespiti, iş bedeli alacağı ile teminat mektubunun iadesi istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında 17.07.2007 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, davalının sözleşmenin 27. maddesi gereği sözleşmeyi feshettiğini, davacı müvekkilince projelerin onaylatıldığını, ruhsatlarının alındığını ve bir kısım imalat yapıldığını, yapılan imalat bedeli toplamının 3.869.885,15 TL olduğunu, ekonomik kriz ve arazi yapısında sonradan ortaya çıkan olumsuzluk nedeniyle davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini ileri sürerek, fesih nedeniyle oluşan muarazanın men’ini, feshin haksız olduğunun tespitini, haksız fesih nedeniyle inşaatın serbest piyasa rayiç bedelinin tahsilini ile davalıya verilen teminat mektubunun davacıya iadesini, talep ve dava etmiş, 30.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile imalat bedeli alacağı olan 379.632,84 TL’nin tahsilini ve Garanti Bankası 16.08.2007 tarih ve … numaralı, 1.428.334,41 TL tutarlı teminat mektubunun iadesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı arsa sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğini bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22/01/2016 tarihli ve 2015/35 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararıyla; davacının ekonomik kriz nedeniyle sözleşmenin uyarlanması şartları oluşmadığını, davacı ek süre talebinde bulunmuşsa da işin gecikmesinin irade dışı bir sebepten ileri gelmediği, yüklenicinin kendisinden kaynaklandığı, davacı yüklenicinin tacir olarak basiretli davranması gerektiği, dava konusu arazide etüt çalışmalarını yapmadan sözleşmeyi imzaladığının kabul edilemeyeceği, teslim süresinin 03.10.2011 tarihinde dolduğu, davacının kendi kusuruna dayanarak sözleşmeye aykırı davranamayacağı bu nedenle muarazanın men’i ve haksız fesih yapıldığına dair taleplerinin reddine, sözleşmenin 27. maddesinde açıkça akdin feshi halinde yüklenicinin imalatlarının ve ihrazatlarının idareye terk ve teberrü edilmiş sayılacağının düzenlendiği, BK. 117. maddesindeki objektif imkansızlık şartlarının da akdin ifası yönünden oluşmadığı, bu nedenle davacının teminat bedelini ve imalat bedellerini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 07.03.2019 tarihli ve 2016/3513 E., 2019/891 K. sayılı ilamında; davacı yüklenici vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile somut olayda tarafların fesih iradeleri bu dava ile örtüştüğünden sözleşme davacı yüklenicinin kusuru ile feshedilse dahi yapılan imalatlar arsa sahibinin yararına ise yüklenicinin imalat bedelini isteyebileceği, taraflar arasındaki 17.08.2007 tarihli sözleşmenin 27. maddesinde belirtilen akdin feshi halinde yüklenicinin imalatlarının ve ihrazatlarının idareyi terk ve teberrü edilmiş sayılacağına ilişkin hükmün geçersiz olduğu, bu nedenle davalı arsa sahibinin yararına olan imalatların sözleşmenin feshi tarihindeki rayiç değer üzerinden bedelinin tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek hükmün davacı yüklenici yararına bozulmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay bozma ilamına karşı taraf vekillerince karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 09.06.2020 tarihli ve 2019/3027 E., 2020/1398 K. sayılı ilamı ile taraf vekillerinin karar düzeltme istekleri reddedilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak tarafların fesih iradeleri bu dava ile örtüştüğünden, sözleşmenin taraf iradeleri ile feshedildiği ve bu nedenle davacının muarazanın men’i ve sözleşmenin haksız fesih talebinin tespiti talebinin yerinde olmadığı, davacının sebepsiz zenginleşme kuralları gereği arsa üzerinde yaptığı imalatların bedelinin rayiç değerini isteyebileceği, bilirkişi raporunda imalat bedelinin 379.632,84 TL olduğunun belirlendiği, davacı tarafından yapılan imalatların arsa sahibine teberru edilmiş sayılacağına ilişkin sözleşme şartının geçerli olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının imalat bedeli alacağı olan 379.623,84 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafça davalıya verilen 16/08/2007 tarih … numaralı 1.428.334,41 TL tutarlı teminat mektubunun karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, davacının sözleşmenin haksız fesih edildiğinin tespiti ve muarazanın men’ine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı arsa sahibi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı arsa sahibi vekili temyiz dilekçesinde özetle, teminat mektubunun iadesi talebine yönelik ret kararının bozma ilamı kapsamı dışında kalarak kesinleştiğini, bu konuda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunu, bozma sonrasında yeniden davanın kabulüne dair hüküm kurulamayacağını, ayrıca yapılan imalatın idareye fayda sağlamadığını, kiraya verilemeyeceğini ve satılamayacağını, bu hususun araştırılmadığını ileri sürülerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı murazanın men’i, feshin haksız olduğunun tespiti, iş bedeli alacağı ile teminat mektubunun iadesi istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci ve devamı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 112 nci, 117 nci ve 125 inci maddeleri ile 470 nci maddesi ve devamı.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 1086 sayılı HUMK’un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir.
Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur, buna usuli kazanılmış hak denilmektedir” şeklinde tanımlanmaktadır. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır.
Bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirme neticesinde; mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin bozma ilamının 1 nolu bendinde yer verildiği üzere davacı yüklenici vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, yapılan imalatlar arsa sahibinin yararına ise yüklenici imalat bedelini isteyebileceğinden, davalı arsa sahibinin yararına olan imalatların sözleşmenin feshi tarihindeki rayiç değer üzerinden bedelinin tespiti ile hüküm altına alınması gerektiği belirtilmiş ve yerel mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bu durumda teminat mektubunun iadesi talebinin reddine dair yerel mahkeme kararının temyizen incelenmesi neticesinde davacının bu husustaki temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, teminat mektubunun iadesi talebinin reddi kararının bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş ve bozmaya uyulmakla bozma ilamı lehine olan taraf açısından usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bozma sonrası kurulan hükümde bu talep bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, gerekçesiz şekilde teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
3. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca bozma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp karar verilmelidir. Yukarıda yer verilen bozma ilamında açıkça belirtildiği üzere yüklenicinin imalat bedeline hak kazanabilmesi için öncelikle yüklenicinin davalıya ait taşınmazda gerçekleştirdiği kısmi imalatın davalı yararına olması gerekmekte olup, mahkemece bu hususta araştırma yapılmaksızın yüklenici yararına imalat bedeline hükmedilmesi de hatalı olmuş, hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
2 ve 3 no.lu bentte belirtildiği üzere davalı arsa sahibi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere
29/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.