Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/17821 E. 2009/2779 K. 19.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17821
KARAR NO : 2009/2779
KARAR TARİHİ : 19.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.11.2001 gün ve 2001/7992-8668 E.K. sayılı bozma ilamında özetle; “1963 yılında yapılıp 1967 yılında ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın niçin tapulama dışı bırakıldığı araştırılmamışsa da, uzman bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli parselin eski günlü memleket haritasında kısmen açık kısmen çalılık alan olarak işaretlendiği bildirilip ekli harita fotokopisinde taşınmaz çalılık ve taşlık alan olarak nitelendirilen bölümde işaretlendiğinden, çekişmeli taşınmazın arazi kadastrosunda taşlık ve çalılık olarak tespit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın çevresindeki bir kısım taşınmazların ise, … arazisi niteliğiyle zilyetleri adına tespit ve tescil edildikleri, yörede orman kadastrosunun halen yapılmadığı anlaşılmaktadır. Arazinin konumu, davalı yerlerle orman niteliğindeki çalılık alanlar ile arasında ayırıcı bir unsurunun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanla ilgili yukarda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazların da yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tespit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, memleket haritasında taşlık ve … olarak nitelendirildiğini, taş ve kayaların temizlenerek imar ihya edildiğini, imar ihyadan söz edilmeyip, kadastro tesbitinden önce 1961 yılından beri kullanıldığını ifade etmişler ise de, halen orman kadastrosunun yapılmadığı bu yerde orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar yukarda açıklanan sebeplerle orman sayılacağı tartışmasız olan bu taşınmazların üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 S. Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarih ve 31/13 E.K., 14.03.1989 tarih ve 35/13 E.K., 13.06.1989 tarih ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, ancak orman kadastrosu yapılıp da tahdit dışında bırakılırsa zilyetlikle iktisabının mümkün olacağı (H.G.K. 12.05.2004 tarih ve 2004/8-242/292 S.K.), fakat bu takdirde de tahdit dışında bırakılma gününden itibaren 20 senelik kazandırıcı zaman aşımı süresinin dolması gerekeceği, davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesi usul ve kanuna aykırıdır.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 713.maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit gününden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 10.09.1963 gününde yapılıp, 04.02.1967 ila 06.03.1967 gününde ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı gün arasında 20 senelik süre geçmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 19/02/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.