YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12249
KARAR NO : 2023/1362
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/239 E., 2019/187 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki mera tahdidinin iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … İdaresi vekili, davalı … vekili ve davalı … Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 4342 sayılı Mera Kanunu (4342 sayılı Kanun) gereği Mera Komisyonunun çalışmaları sırasında, Aydın ili, … ilçesi, … Köyünde 749 parsel sayılı taşınmaz mera olarak tespit ve tahdit edilmiştir.
2.Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu 749 parselin Mera Komisyonunca mera olarak tespit ve tahdit gördüğünü, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalan devlet ormanı olduğunu, eylemli orman olan yerlerde mera tahsis kararının da öneminin olmadığını, dolayısıyla orman tahdit sınırları dışında kalması halinde eylemli orman hususunun da araştırılması gerektiği belirtilerek 15.04.2011 tarihli ve 238/7 sayılı İl Mera Komisyon kararının iptalini, … Köyü 749 parsel taşınmaza ilişkin mera tespit ve tahdidinin iptalini taşınmazın orman vasfıyla tespit ve tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazın mera olarak tespit edildiğini ve bu şekilde kesinleştiğini, taşınmazın bulunduğu köyde ve başkaca köylerde mera tespit ve tahdit çalışmaları yapıldığını ve bu çalışmalara itirazın taşınmazın mera özel siciline kayıtlı olmasından dolayı reddedildiğini, sonradan yapılan ağaçlandırma çalışmaları ile hak sahibi olunamayacağını, taşınmazın kanunda aranılan şartlar yerine getirilerek vasfında değişiklik yapılmadığını, amacının da değiştirilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Belediyesi vekili ve davalı … Beldiyesi vekili ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2014 tarihli ve 2011/183 Esas, 2014/83 Karar sayılı kararı ile; davalı taşınmaza ait hava fotoğraflarında, orman bilirkişilerinin 27.05.2013 havale tarihli raporlarında dava konusu taşınmazın tamamının 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, mera vasfını yitirmiş ve eylemli orman durumuna dönüşmüş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Aydın ili, … ilçesi, … Köyü … Mezarlığı Mevkii 6 pafta 749 nolu parselin tamamı yönünden, Aydın İl Mera Komisyonunun 15.04.2011 tarihli 238/7 sayılı mera komisyonu kararının iptali ile 749 parselin tapu kaydının malik bölümünün iptaline ve orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV . BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili, davalı … Belediyesi vekili ve Çine Belediyesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.03.2016 tarihli ve 2016/3061 Esas, 2016/3771 Karar sayılı ilamı ile “Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro haritası ve tapulama paftasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu orman bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın (A) harfli bölümünün orman tahdidi sınırları içinde olduğu belirtilmiş ise de orman bilirkişisi tarafından düzenlenen krokide gösterilen hattın orman kadastro haritasıyla çeliştiği, bu hali ile raporun denetime elverişli olmadığı, ayrıca dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptaline ilişkin olup kural olarak; tahdidin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümleneceği, İlk Derece Mahkemesince, kesinleşmiş tahdit uygulaması yapıldığı ve taşınmazın kısmen tahdit dışında kaldığı belirlendiği halde, tahditten öncesinin araştırılması yoluna gidilerek, memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki durumuna göre ve 1952 yılında arazi kadastrosu ile mera olarak sınırlandırılan ve orman tahdidi dışında olan taşınmazın sonradan ağaçlandırma yapılarak eylemli orman vasfını kazandığı kabul edilerek karar verilmesinin doğru görülmediği, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu, bu nedenle; çekişmeli taşınmazın Orman İdaresine tahsis edilip edilmediği ilgili yerlerden sorulup, tahsis var ise bu tahsise ilişkin tüm belgeler ve haritalar, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı 1/5000 ölçekli orman tahdit harita örneğinin bulundukları yerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında bilirkişilerden usulüne uygun rapor alınması gerektiği” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrası Mahkemece yapılan keşif neticesinde dosyaya sunulan 10.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen ve 42.463,25 m2’lik kısmın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde bulunduğu, B harfi ile gösterilen 219.026,75 m²’lik kısmın ise eylemli orman olduğu, Çine Mal Müdürlüğünün 21.02.2017 tarihli yazı cevabına göre dava konusu Karanfiller Mahallesi 749 (yeni 131 ada 155 parsel) parsel ile ilgili tahsis kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Aydın İli … İlçesi … Mahallesi 749 (yeni 131 ada 155 parsel) parselde kain 261.490,00m²’lik dava konusu taşınmazın Aydın ili Mera Komisyonunca mera niteliğinde olduğuna ilişkin yapılan tespitin 10.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen ve 42.463,25 m2’lik kısmına ilişkin mera niteliğinde olduğuna ilişkin tespitinin iptali ile Aydın İli … İlçesi … Mahallesi 749 (yeni 131 ada 155 parsel) parselin 10.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 42.463,25 m2’lik kısmın orman vasfı ile Hazine adına tesciline, aynı raporda B harfi ile gösterilen 219.026,75 m²’lik kısmın mera vasfı ile Hazine adına Mera Özel Siciline Tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … İdaresi vekili, davalı … vekili ve davalı … Belediyesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … İdaresi vekili; dava konusu 749 parselin B harfli bölümü yönünden ret kararı verilmesinin doğru olmadığını, 10.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda bu kısmın da orman olduğunun tespit edildiğini, eylemli orman olan bir yerde mera tahsis kararının öneminin olmadığını, kısmen kabul kararına rağmen lehe vekalet ücretine de hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, Yargıtayca inceleme sonucu ortaya çıkacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı … vekili; dava konusu taşınmazın mera vasfıyla 1952 yılında tespit ve tescil edildiğini, orman tahdidinin ilk kez 1969 yılında yapıldığını, meranın tespit ve kesinleşme tarihi ile orman tahdidinin kesinleşme tarihi arasında arasında 17 yıl olduğunun mahkemece göz ardı edildiğini, sonradan yapılan ağaçlandırma ile hak sahibi olunamayacağını, taşınmazın mera vasfının kanuna uygun şekilde değiştirilmediğini, davacının da bu hususta bir girişiminin olmadığını, tahsis amacının değiştirilmediğini, hukuken mera olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı … Belediyesi vekili; bozmada belirtilen hususların tam olarak yerine getirilmediğini, yapılan itirazların değerlendirilmediğini, taşınmazın şiddetli erozyona uğradığının belirtildiğini, orman vasfında olan bir taşınmazın şiddetli erozyona uğrayamayacağını, bilirkişi raporunun mera ile ilgili tutanaklarla çeliştiğini, bu çelişkilerin de mahkemece giderilmediğini belirterek, resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mera tahdidinin iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … İdaresi vekili, davalı … vekili, davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL’nin temyiz eden Çine Belediye Başkanlığından alınmasına,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.