Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/11784 E. 2009/15322 K. 20.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11784
KARAR NO : 2009/15322
KARAR TARİHİ : 20.10.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 7 parsel sayılı 607,93 m2 yüzölçümlü taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve tarla niteliği ile davalı adına tespit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddi ile dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne gore orman sınırlandırması yapılmış, taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle orman yönetiminin davası reddedilmiş ise de, dava konusu taşınmaz ve komşu parsellerinin, Hazine adına ham toprak niteliği ile tespiti yapılan 101 ada 15 sayılı parsel ile çevrili olduğu halde, bu parsel hakkında dava olup olmadığının araştırılmadığı, Orman Yönetimi tarafından bu parsel hakkında dava açıldığı ve parselin orman olduğu belirlendiği takdirde, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı yasanın 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olacağının düşünülmediği, keza hükme esas alınan orman bilirkişi Aslan Okatan tarafından hazırlanan raporların birbirinin aynı olduğu, Dairede aynı … temyiz incelemesi yapılan yöreye ait 44 adet dosya ile yine Dairede daha önce temyiz incelemesi yapılan bu köyün çeşitli mevkiilerine ait çok sayıda dosyaya birbirinin kopyası olan aynı raporların verildiği başka bir anlatımla, bilgisayarda yazılan raporun kes-yapıştır yöntemiyle hemen hemen aynı bilgilerle bütün dosyalara konulduğu, öyle ki, susuz tarım arazisi olan Sivrice yöresindeki taşınmazlarda Karadeniz yöresine ait her türlü arazide yetişen fasülye, mısır, domates gibi bitkilerin yetiştirildiğinden bahsedildiği, yine Hazine adına ham toprak niteliği ile tespiti yapılan büyük parsellerde dahi mısır, fasulye gibi ürünlerin ekildiğinden bahsedildiği, dava konusu edilen her taşınmazın özelliklerinin ayrı ayrı değerlendirilerek tartışılması yerine aynı raporun bütün dosyalara konulduğu, bu yönüyle hükme esas alınan raporun gerçeklikten ve bilimsellikten uzak olduğu, bu haliyle raporun taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığı anlaşılmaktadır. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde;

Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilmeli, taşınmaza komşu 101 ada 15 sayılı parsel hakkında dava olup olmadığı araştırılarak varsa o davanın sonucu beklenmeli, ondan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, taşınmaza komşu 101 ada 15 sayılı parselin orman olduğuna karar verilirse dava konusu taşınmazın 6831 sayılı yasanın 17/2 maddesi ve 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince orman içi açıklığı olacağı ve bu tür yerlerin zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceği, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu göz önünde bulundurulmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20.10.2009 günü oybirliği ile karar verildi.