YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11646
KARAR NO : 2008/18256
KARAR TARİHİ : 23.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TESPİT davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 8/5/2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … YÖNETİMİ vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 16/12/2008 günü için yapılan tebligat üzerine,duruşmalı temyiz eden davacı gelmedi,karşı taraftan …, …, … …, … , geldi,başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı.
K A R A R
.
Davacı … Yönetimi … Beldesinde 3116 sayılı yasaya göre yapılıp kesinleşen orman tahdidinin aplikasyonu ve 6831 Sayılı Yasanın 3302 sayılı yasayla değişik 2/B madde uygulaması çalışma sırasında 871-872-873-874-875 sayılı orman sınır noktalarını birleştiren hattın aplikasyonunda hata yapılması sonucunda 13499 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman sınırı dışında bırakılmasının doğru olmadığını ileri sürerek, 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulamasında 871-872-873-874-875 sayılı orman sınır noktalarını birleştiren hattın aplikasyonu ile oluşturulan orman sınır hattındaki hatanın tespiti ile yapılan işlemin yok hükmünde sayılması istemiyle hasımsız olarak dava açmıştır.
Mahkemece 15/10/2003 gün 2003/487-468 sayılı karar ile uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu nedeniyle görevsizlik kararı verilmiş, davacının uyuşmazlık mahkemesine başvurması üzerine ,uyuşmazlık mahkemesinin 205/61-2006/74 sayılı kararı ile uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğuna ve mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmekle ,davaya 2006/415 esas sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir.
Yargılama sırasında … ve arkadaşları taşınmazlarının orman sınırı içinde olmadığını ileri sürerek davaya katılmışlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … YÖNETİMİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava orman kadastro hattının tespiti ve aplikasyonun yok hükmünde sayılması istemi niteliğindedir .Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1975 yılında yapılan ilk tahdidin aplikasyonu ile 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulaması ile 1990 yılında yapılan 6831 Sayılı Yasanın 3302 sayılı yasayla değişik 2/B madde uygulaması çalışması vardır.
-2-
2008/11646-18256
Dairenin 25.01.1993 gün ve 1992/1529-248 sayılı kararı ile diğer kararlarında benimsendiği gibi,orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemler hukuk ve ceza davalarına konu olmuşsa, bu kişiler tarafından yapılan işlemler yok hükmünde sayılacağından ,Yönetim tarafından herhangi bir süreye bağlı kalınmaksızın işlemlerin iptali için her zaman dava açılabilirse de,böyle bir dava hasımsız görülemez. … ve Yönetmeliklere aykırı olarak yapılan işlem ve çalışmalar kim ya da kimlerin hukukunu ya da hakkını etkiliyor ise bu konudaki iptal davalarında husumetin o kişilere yöneltilmesi gerekir. Orman kadastro komisyonlarınca yapılan işlemlerin henüz ilanı yapılmamış ve kesinleşmemiş ise orman kadastro komisyonlarınca her zaman düzeltme olanağı vardır. İşlemleri ilan edilerek kesinleşmesinden sonra yönetim tarafından tek taraflı olarak iptali olanaksızdır. Hatalı aplikasyonun herhangi bir süreye bağlı kalmadan iptali dava edilebilir. Ancak, bu tür davalar … ve hukuku etkilenen kişilere yönelterek açılabilir, örneğin daha önce kesinleşen bir orman kadastrosuna uyulmadan yapılan hatalı aplikasyon sonucu bir kısım orman tahdit dışı bırakılmış ve bu yerler hakkında kişiler adına tapu kaydı oluşmuşsa bu tapu kayıtlarının Hazine veya Orman Yönetimi tarafından iptali için açılacak eda davası sırasında, hatalı aplikasyon nazara alınmayacak ve dava kesinleşen ilk orman kadastrosu esas alınarak çözülecek ve böylece hatalı aplikasyon ortadan kaldırılabilecektir. Somut olayda da 1941 yılında yapılan orman kadastrosuna uyulmadan yapılan aplikasyon sonucu bir kısım orman arazisi orman sınırı dışında bırakılmış, daha sonra yapılan arazi kadastrosunda yanlışlıkla orman sınırı dışında bırakılan yerler kişiler adına tapuya bağlanmışsa, Orman Yönetiminin kesinleşen tahdide dayanarak açacağı tapu iptali ve tescili davası sonucunda bu hatalı aplikasyon tartışılarak yanlışlık düzeltilebilecektir. Somut olayda olduğu gibi, ilk tahdit 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılıp kesinleşmiş ise, dışta kalan omanlar daha sonra yapılan orman kadastrosu ile orman sınırı içine alınabileceği gibi, aplikasyon sırasında yapılan ölçü ve tersimat hataları fenni hatalar 6831 Sayılı Yasanın 9. maddesine 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile eklenen 7. fıkrası gereğince Yönetim tarafından her zaman düzeltilebilir.
Bu nedenle, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya uygun olduğu ve davanın reddi usulden olmakla davada taraf olan ve olmayan kişi ve kuruluşlar yönünden esasa ilişkin kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilerek, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.