Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7264 E. 2023/5719 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7264
KARAR NO : 2023/5719
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/398 Esas, 2016/144 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.10.2015 tarihli ve 2015/2476 Soruşturma, 2015/747 Esas ve 2015/102 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2015 tarihli ve 2015/163 Esas, 2015/192 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Konya Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/398 Esas, 2016/144 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 50 nci maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası karşılığı neticeten 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, müvekkilinin katılanla ilgili davayı açmak için Sosyal Güvenlik Kurumuna iş göremezlik raporu almak için başvuru yapıp gelen sonuca itiraz ettiği için katılan adına davanın bu bekleme süresi içinde açılmamış olduğuna, davanın açılmaması ile ilgili herhangi bir hak düşürücü sürenin gerçekleşmediğine, katılan tarafından verilmiş olan paranın istendiğinde hemen iade edildiğine ve somut olayda katılanın herhangi bir zarara uğramadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Konya Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, 09.04.2014 tarihli vekaletname ile tazminat davası açmak üzere katılanın vekilliğini üstlendiği halde herhangi bir dava açmadığı ve bu şekilde katılanın mağduriyetine neden olduğu iddia ve kabul edilerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın sübutu kabul edilen eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasına uyduğu nazara alınmadan aynı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması ile yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle aynı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
3.Konya 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen 03.07.2008 tarihli ve 2008/218 Esas, 2008/921 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Kararın kesinleşme tarihinin 22.07.2008 olduğu, incelemeye konu bu dosyadaki suçun ise 09.04.2014 ile 27.02.2015 tarihleri arasında işlendiği ve denetim süresi içerisinde işlenmediği gözetilmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre gereğinin takdir ve ifası için mahkemesine bildirimde bulunulmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılıkların Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/398 Esas, 2016/144 sayılı Kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının dördüncü paragrafının “5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, kısa süreli hapis cezasının sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna ve yargılama sürecindeki davranışlarına göre takdiren 100 tam gün adli para cezasına çevrilmesine ve aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca da sanığın sosyal ve ekonomik koşulları ile gelir seviyesi nazara alınarak 1 gün karşılığı takdiren 20,00 TL’den hesap edilerek kısa süreli hapis cezası yerine sanığın neticeten 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” şeklinde değiştirilmesi ile hüküm fıkrasının altıncı paragrafının hüküm fıkrasından tamamen çıkartılması suretiyle eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,02.05.2023 tarihinde karar verildi.