YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7548
KARAR NO : 2023/5323
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/370 Esas, 2019/643 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.07.2011 tarihli, 2011/2-148 Esas ve 2011/155 sayılı Kararında ayrıntısı açıklandığı üzere; 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 232 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince gerek yüze karşı gerekse gıyapta verilen hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, merci ve şekillerinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Kanun’un 40 ıncı maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 11.07.2019 tarihli kararda ise sanığın yüzüne karşı verilen hükme yönelik temyiz süresinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ve 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesine göre hükmün tefhiminden itibaren bir hafta olmasına karşın “tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde” olduğu belirtilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı ve bu itibarla sanığın 23.07.2019 havale tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2012 tarihli ve 2012/8061 Soruşturma, 2012/12611 Esas, 2012/4716 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Mersin (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 21.05.2013 tarihli ve 2012/1062 Esas, 2013/732 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
3.Bahse konu kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.03.2019 tarihli ve 2015/9089 Esas, 2019/3325 sayılı Kararı ile hükümden önceki son sözün duruşmada hazır bulunan sanık müdafiine verilmesi gerektiği gözetilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması ile katılan …’nın gerekçeli karar başlığında müşteki sıfatıyla gösterilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin (b) bendine muhalefet edilmesi nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Mersin 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2019/370 Esas, 2019/643 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, katılana ait olan kayıp evrakı bularak iyi niyet gösterdiğine, söz konusu başvuruyu kendisinin almadığına, olay ortaya çıktığında görevini yerine getirdiğine, objektif cezalandırma şartlarının gerçekleşmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanığın Mersin Ticaret ve Sanayi Odasında çalıştığı ve K2 belgesi ile ilgili işlemleri yapmakla görevli olduğu, katılanın 2006 yılında K2 belgesi almak için müracaat ettiği, sanığın katılana ait belgeleri başka bir firmanın belgeleriyle karıştırdığı ve işlemlerin devam etmediği, katılanın belgelerinin karıştığının 2011 yılında fark edildiği ve işlemlere yeniden başlandığı ancak belgesinin verilmediği, bu suretle ihmali davranışla görevini kötüye kullandığı iddiasıyla sanık hakkında kamu davası açıldığı ve üzerine atılı suçtan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, ticaret odası personeli olan ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamına girmeyen sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın izne tabi olmadığı, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Mersin 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2019 tarihli ve 2019/370 Esas, 2019/643 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2023 tarihinde karar verildi.