YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14803
KARAR NO : 2008/800
KARAR TARİHİ : 24.01.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, Kargınkürü Köyü 110 ada 77 parsel sayılı 9246.63 m2 yüzölçümündeki davalılar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın, yörede yapılan orman kadastro çalışmalarında 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek bu bölümün tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece çekişmeli taşınmazın 9191.83 m2 bölümünün 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde 54.82 m2 bölümün dışında kaldığı, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarına göre de orman olduğu, ancak Hazinenin taraf olduğu … Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 19.09.1955 gün ve 1953/204 – 287 sayılı dosyasında çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığının araştırılıp tartışıldığı ve bu kararın kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, öncesi orman olan ve nitelik kaybı nedeniyle 6831 Sayılı yasanın 2. maddesi uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan sahada kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ile tesciline ilişkindir.
Yörede 3116 sayılı yasa gereğince 1941 yılında yapılan orman kadastro çalışması, 1744 Sayılı Yasa gereğince 1981 ve 1988 yıllarında yapılan aplikasyon ve 2. madde ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın yörede 1952 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında 113 sayılı parsel olarak 19.280 m2 yüzölçümüyle Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü adına tesbit edildiği, … ve … tarafından kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, Devlet Üretme Çiftliğinin Bakanlık kararı ile Hazineye devredilmesi nedeniyle Hazinenin H.Y.U.Y.’nın 186. maddesi gereğince davalı sıfatı ile davada yer aldığı ve … Arazi Kadastro Mahkemesinin 19.09.1955 gün 1953/204 – 287 sayılı kararı çekişmeli 113 sayılı parselin (bu parsel, ifraz ve yenileme sonucu 110 ada 20 – 21 (77-78) sayılı parseller olmuştur) hem davalı Devlet Üretme Çiftliğine ait Nisan 1940 tarih 11 ve hem de davacıların dayandıkları Şubat 1324 tarih 11 nolu sicilden gelen aynı tarih 13 nolu tapu kapsamında kaldığı, parselin batısında değirmen olan bölümünün davacı … İlhan tarafından … Arıcan’a satıldığı, davalı Devlet Üretme Çiftliğinin zilyetliğinin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın kabulü ile … bilirkişi raporunda gösterilen (A) harfli 1360 m2 lik bölümün … Arıcan adına, (B) harfli 17.920 m2’lik bölümün, … İlhan mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece sözü edilen kararda, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı hususunda inceleme yapıldığı gerekçesi ile ortada kesin hüküm bulunduğu kabul edilerek dava ret edilmiş ise de, çekişmeli taşınmaza ilişkin … Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 19.09.1955 gün 1953/204 – 287 sayılı kararında, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı hususunda nitelik incelemesi yapılmamış, sözkonusu dosyada gerçek kişiler tarafından dayanılan tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı olarak inceleme yapılmış olması nedeniyle bu dava ile önce görülen davada dayanılan vakıalar aynı değildir. Kadastro mahkemesi dosyasında Hazinenin taraf olarak yer almasının sebebi Devlet Üretme Çiftliğinin, Bakanlar Kurulu kararı ile Hazineye devredilmesinden dolayıdır. O dosyada davalı Hazine Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü adına kayıtlı tapuya dayanmıştır. Temyize konu bu davada ise taşınmazın 1941 yılında kesinleşen orman sınırı içinde kalıp, nitelik kaybı nedeniyle 1981 yılında Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılması nedeniyle tapu kaydının iptalini istemektedir. Bu nedenle; ortada kesin hüküm bulunduğu kabul edilemez (H.G.K.nun 23/06/1990 gün 1/220- 319 ve 04/03/1992 gün 14-610-15/ ve 22/04/1992 gün 14/136-263 ve 05/02/1992 gün 6/617-43 sayılı kararı). Devlet Üretme Çiftliğini temsilen davalı sıfatıyla davada taraf olan Hazine taşınmazın orman olduğu savunmasında bulunmamış, mahkemenin kabulünün aksine ne 1941 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahdit hattı ve ormana ait tapu kaydı uygulanmış ne de 4785 sayılı yasaya göre herhangi bir uygulama ve araştırma yapılmamış, taraflar bu konuda herhangi bir iddia ve savunmada bulunmamışlardır. İki davada dayanılan hukuki vakıalar farklıdır. H.G.K.nun 17/11/1973 gün ve 1971/9-762-901 ve 12/06/1991 gün 1991/4-234-352 ve 03/11/2004 gün ve 2004/18-545-573 sayılı kararlarında da kabul edildiği gibi “önce görülen davada hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyen istek hakkında, … dava açılabilir. Önceki dava sonradan açılan dava için kesin hüküm olmaz.”.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın yörede 3116 sayılı yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kaldığı ve daha sonra 1979 yılında yapılan ve 1981 yılında kesinleşen aplikasyon, 2.madde uygulamalarında ise orman sınırları içinde kalan bölümün 2.madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı uzman bilirkişilerce saptandığı gibi, bu durum mahkemenin de kabulündedir.
113 numaralı kadastro parselinden ifrazen oluşan 110 ada 20 sayılı parsel, mahkemenin 2006/217 sayılı (Dairenin 2007/14807) dosyasında Hazine tarafından aynı nedenle dava konusu edilmiş ve mahkemece Kadastro Mahkemesinin 19/09/1955 gün ve 1953/204 – 287 sayılı kararında 3116 Sayılı yasaya göre yapılan tahdit hattının uygulandığı, ancak 20 sayılı parselin memleket haritası ve … fotoğraflarının uygulanmasına göre 4785 Sayılı yasa hükümleri gereğince devletleştirilen orman olduğundan” önceki kararın kesin hüküm olmayacağı gerekçesiyle Hazine davasının kabulüne karar verilmiştir. Halbu ki, 1953/204 sayılı dava dosyasında 3116 Sayılı yasaya göre kesinleşen orman tahdit hattı uygulanmadığı gibi 4785 Sayılı Yasaya göre inceleme yapılmamıştır.
Bu durumda; öncesi 133 sayılı kadastro parseli olan ve hukuki durumları aynı olup Hazine tarafından aynı nedenle dava konusu edilen 110 ada 20 sayılı parsele ait Mahkemenin 26/03/2007 gün ve 2006/217-96 (Dairenin 2007/14807) sayılı kararında Hazinenin davasının kabulüne karar verildiği halde, 110 ada 77 sayılı parsele ait mahkemenin bir gün sonra verdiği 27/03/2007 gün ve 2006/205-111 (Dairenin 2007/14803) ve yine 110 ada 78 parsele ait mahkemenin 27/03/2007 gün ve 2006/235-106 (Dairenin 2007/14485) sayılı kararlarında Hazine davası ret edilerek çelişkiye düşülmüştür. Bu üç dava dosyasında bilirkişiler, memleket haritası ve … fotoğraflarını uygulayarak verdikleri raporlarda 1941 yılı tahdidi içinde kalan taşınmazların 1941 yılında orman kadastro sınırı içine alınmadan önce de orman olduğunu dolayısıyla tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa karşısında da geçerliliğinin bulunmadığını bildirmişlerdir.
Çekişmeli taşınmaz 1941 yılında yapılıp kesinleşen ve Hazine adına Nisan 1947 tarih 19 numarada Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde iken, bu olgu gözönünde bulundurulmadan yörede 1952 yılında yapılan arazi kadastrosunda o tarihte kesinleşen orman sınırı ve orman tapusu sınırı içinde bulunan yer için … Bey oğlu … adına kayıtlı 6 dönüm yüzölçümlü, sınırlar: Doğusu, Darıalanı; Batısı ve Güneyi, yol; Kuzeyi, Muğla Caddesi olan Şubat 1324 tarih 13 numaralı tapu kaydı ile Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü adına olan 27,879 m2 yüzölçümlü, Doğusu ve Kuzeyi, …; Batısı, Kovanlık ve yol; Güneyi, Günlüklü … sınırlı Nisan 1940 tarih 41 numaralı tapu kayıtları revizyon gösterilerek Devlet Üretme Çiftliği adına 133 parsel sayısı ve 19.280 m2 yüzölçümü ile tesbit tutanağı düzenlenmiş, Şubat 1324 tarih 13 nolu tapu maliki … mirasçısı … İlhanın kadastro mahkemesinde açtığı davaya … Arıcan’ın katılması sonucu “her iki tapu kaydının da taşınmaza uyduğu, ancak Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğünün zilyetliğinin bulunmadığı, parselin batı bölümünün … tarafından … ‘a haricen satıldığı” gerekçesiyle taşınmazın orman olduğu yada olmadığı konularında herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmadan 133 sayılı parselin 1360 m2 bölümünün müdahil … 17.920 m2’lik bölümünde … ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş ve Devlet Üretme Çiftliğini temsilen Hazinenin bu kararı temyiz etmemesi üzerine kesinleşen karar gereği, 133 sayılı kadastro parseli önce 135- 136 sayılı parsellere ifraz edilmiş, daha sonra pafta yenilemesi sırasında 135 sayılı parsel 110 ada 20, 136 sayılı parsel 110 ada 21 parsel sayılarını almış ve sonra da 21 sayılı parsel 77 ve 78 sayılı parsellere ifraz edilmiştir.
O halde; ormana ait Nisan 1947 tarih 19 nolu tapu kaydı ile tapunun revizyon görmesi sonucu tesbiti yapılan 114 sayılı parselin tesbit tutanağı getirilmeli, öncesi bütün olan 110 ada 77 ve 78 sayılı parseller hakkında mahkemenin 2006/205 ve 2006/235 sayılı dava dosyalarında Hazine tarafından aynı iddia ile dava konusu edildiğinden davalardan biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği düşünülerek H.Y.U.Y.nın 45. maddesi gereğince dava dosyaları birleştirilmeli, çekişmeli taşınmaz 1941 yılı orman kadastrosu ve dayanağı Nisan 1947 tarih 19 nolu tapu kaydı kapsamında iken 1981 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi gereğince Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı ve işlemin kesinleştiği, bu konunun mahkemenin de kabulünde olduğundan;
1) Evvelce sınırlaması yapılan ve fakat 2. maddenin 1. fıkrası hükümlerine uymadığı (Öncesi orman olup da nitelik kaybı nedeniyle 2/1. madde gereğince orman sınırı dışına çıkartılan yere ait tapu kaydının oluşumu yolsuz tescil niteliğinde olduğundan ve 4785 Sayılı yasa karşısında geçerliliği bulunmadığından öncesi orman olan yer, orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal etmeyeceğinden,) yani hiç bir zaman orman olmadığı halde yanlışlıkla orman sınırı içine alındığı Orman Bakanlığı veya vaki müracatlar üzerine anlaşılarak orman sınırının düzeltilmesi ile orman sınırı dışına çıkartılması,
2) İlk orman kadastrosunun itirazsız kesinleşmesi,
3) Dayanılan tapu kaydının orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten daha eski tarihli olması,
4) Dayanılan tapu kaydı maliki ile davacılar arasında akdi ya da ırsi bağlantı bulunduğunın kanıtlanması,
5) Tapu kaydı miktar fazlası hiç bir zaman kayıt kapsamında kabul edilemeyeceği ve öncesi bütün olan tüm parseller göz önünde bulundurularak 3402 Sayılı Yasanın 20/c maddesi gereğince tapu kaydına yüzölçümüne değer verilerek kapsam belirleneceğinden dayanılan tapu kaydının cinsi, sınırları ve yüzölçümüyle dava konusu taşınmazı kapsaması ve bu koşulların tümünün birlikte mevcut olması halinde 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkartılan taşınmazların mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebileceği, bu koşulların bulunmaması halinde, taşınmazların Hazine adına orman sınırı dışına çıkartıldığı ve taşınmazın öncesinin de 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman
olması nedeniyle Hazinenin davasının kabulü gerektiği gözönünde bulundurularak tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamına göre uyuşmazlığın esasına ilişkin hüküm kurulması gerekirken kesin hüküm nedeniyle davanın ret edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/01/2008 günü oybirliği ile karar verildi.