YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9079
KARAR NO : 2023/3666
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
KARAR : Mahkûmiyet
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2012/238 Esas, 2021/235 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi suretiyle usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.08.2022 tarihli ve 2022/5904 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112477 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112477 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, resmi belgede sahtecilik suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 204/1 ve 66/1-e maddelerine göre asli zamanaşımı süresinin 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, somut olayda suç tarihinin 2008 olduğu, sanık hakkında 08/05/2012 tarihinde iddianame düzenlenmesi ile kesilen zamaşımının bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı ve sanığın savunmasının da 14/08/2020 tarihinde alındığı nazara alındığında, iddianamenin düzenlendiği tarih ile sanığın savunmasının alındığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin iddianamenin düzenlendiği 08/05/2012 tarihi ile sanığın savunmasının alındığı 14/08/2020 tarihleri arasında gerçekleştiği gözetilmeden, kamu davasının düşürülmesi yerine, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde; “şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi halinde dava zamanaşımı kesilir.
” hükmü yer almaktadır.
3. İnceleme dışı sanıklardan …’in sorgusunun 01.10.2012 tarihinde yapıldığı, bu tarihte incelemeye konu sanık … hakkında da zamanaşımının kesildiği, henüz asli zamanaşımı süresi gerçekleşmeden 14.08.2020 tarihinde de sanık … ‘ın sorgu işleminin gerçekleştirildiği, bununla birlikte; sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve 03.06.2008 olan suç tarihinden sanığın sorgusunun yapıldığı tarihe kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
4. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2012/238 Esas, 2021/235 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2023 tarihinde karar verildi.