Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/13522 E. 2023/2164 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13522
KARAR NO : 2023/2164
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi 12.11.1982 tarih, Cilt:55, Sayfa:84, Sıra No:1’de 3329 yevmiye numaralı … (… oğlu) adına zabıt kayıtlı 4136 m² yüzölçümlü taşınmazı … 2. İcra Müdürlüğünün 1993/2665 Talimat sayılı dosyasında ihale yoluyla satın aldığını, yukarıda anılan zabıt kaydının gittisi olan Cilt:56, Sayfa:37, Sıra No:1’de tapuda kayıt altına alınarak 4.136 m² olarak … adına 10.08.1994 tarihinde tescil edildiğini, … Tapu Müdürlüğü zabıt kayıtlarında yapılan incelemede; ihalede Devlet eliyle yanıltılarak malik olduğu 4.136 m² yüzölçümlü, … Mahallesi 12.11.1982 tarih, Cilt:55, Sayfa 84, Sıra No:1’de kayıtlı taşınmaz revizyon görerek orman vasıflı … Mahallesi, 192 ada 46 ve 48 No.lu parsellere gittiğinin tespit edildiğini, oluşan yeni tapu kayıtlarının İzmir Kadastro Mahkemesinin 2003/29 Esas, 2004/7 Karar sayılı kararı ile oluştuğunu ve orman vasfıyla Hazine adına yolsuz tescil edilmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi kapsamında açılan davalarda on yıllık zamanaşımı süresi uygulanması gerektiğinden davanın zamanaşımına uğradığını ve husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yönlendirilmesi gerektiğini, dava değeri üzerinden nispi harcın tamamlanmasını bu sebeplerle haksız davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın … 2. İcra Müdürlüğünün 1993/2665 Talimat sayılı dosyasında icra kanalı ile ihale usulü ile … adına 10.08.1994 tarihinde tescil edildiğini, … 2. İcra Müdürlüğünün 1993/2665 Talimat sayılı dosyasından 200.000.000,00 ETL bedele ihale edildiği, 17.06.1994 tarihinde ihalenin kesinleştiği, taşınmazın talimat dosyasındaki bilirkişi raporunda 10 dönüm kadar olduğu, tapunun aynı yevmiye numarasına kayıtlı 3329 yevmiyeli 2. sıra No.da kayıtlı taşınmazın 9.190,00 m² olup yine … adına kayıtlı olduğu, bilirkişi tarafından hata ve yanılgı sonucu müvekkilinin 4.136,00 m²lik birinci sıra No.da kayıtlı taşınmazı alarak ve yanıltılarak Devlet eliyle zarara uğratıldığı, 4.136,00 m²lik taşınmaza revizyon görerek … Mahallesi 192 ada 46 ve 48 sayılı parsellere orman vasfıyla gittiği, tarafı dahi olmadıkları İzmir Kadastro Mahkemesinin 2003/29 Esas, 2004/7 Karar sayılı kararı ile oluştuğu ve 04.05.2007 tarihli 6941 yevmiye numarası ile Maliye Hazinesi adına orman vasfıyla tapuya yolsuz tescil edildiği; bu sebeple 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince tazminat taleplerinin olduğunu, Kadastro Mahkemesince 192 ada 46 ve 48 parsel sayılı taşınmazların revizyon görerek müvekkilinin tapusunun yok edildiğini, yolsuz tescilde zamanaşımının işlemeyeceğinin Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, kararın hukuka uygun olmadığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, bu sebeplerle haksız olan kararın ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 705 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tapu iptali ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibarıyla mülkiyet hakkı sona ereceğinden, bu tarih itibarıyla tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin zararı oluşacağını; ancak Yargıtay kararlarında tapu kayıtları geri alınma imkanı olmaksızın yitirilme tarihinden sonra 10 yıllık zaman aşımı süresinde davanın açılması gerektiğinin kabul edildiği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından yaklaşık 10 yıl sonra dava açıldığı nazara alındığında makul sürenin geçtiği anlaşılmakla, dosya kapsamından dava konusu taşınmazı davacının tapu edinimi 10.08.1994 tarihi olduğu, kadastro çalışmalarının ise 23.12.1994 tarihinde başladığı ve 30.09.1998 tarihinde kesinleştiği ve davacı tarafından 10 yıllık hak düşürücü sürede tapu kaydına dayalı olarak dava açılmadığı ve dava açılış tarihi olan 17.08.2020 itibarıyla 10 yıllık zaman aşımı süresi dolduğu gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.

3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 – 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1 Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; davacının İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi 12.11.1982 tarih, Cilt:55, Sayfa:84, Sıra No:1’de 3329 yevmiye numarası ile kayıtlı 4.136 m² yüzölçümlü … (… oğlu) adına zabıt kayıtlı taşınmazın … 2. İcra Müdürlüğünün 1993/2665 Talimat sayılı dosyasında ihale yoluyla satın aldığı, zabıt kaydının gittisi olan Cilt:56, Sayfa:37, Sıra No:1’de 4.136 m² yüzölçümlü olarak … adına 10.08.1994 tarihinde tescil edildiği, İzmir Kadastro Mahkemesinin 2003/29 Esas, 2004/7 Karar sayılı kararı ile bu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının başlatıldığı, anılan tapu kaydının revizyon gördüğü, orman vasfıyla Hazine adına taşınmazların kadastro tespitinin yapıldığı, kadastro mahkemesinde davaya konu olduğu, ifraz edilerek 192 ada 46 ve 48 parsellerin oluşturulduğu, davacı adına tespit yapılmadığı, kadastro tespitine itiraz davası sonucunda taşınmazların bir kısmının orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiği ve kararın 18.04.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesine (eski 125 inci md.) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yaşar Çoban kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hâle gelmiştir.

4. Buna göre; yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan davalar yönünden 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Eldeki dava 17.08.2020 tarihinde açılmış olup makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığından ve davalı Hazine vekili süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğundan ilk derece mahkemesince tazminat istemli davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.