YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1891
KARAR NO : 2023/2425
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hükümlü veya tutuklunun kaçması, iftira
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gevaş Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2016 tarihli iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 292 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Gevaş Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli kararıyla sanığın hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 292 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesi uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz
rejimine göre çektirilmesine; iftira suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi atılı suçları işlemediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay Gevaş Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan sanığın kurumdan 23.12.2015 tarihinde firar etmeye çalıştığı sırada katılanlar …, …, … tarafından yakalandığı ve olaydan 5 gün sonra gönderdiği dilekçesiyle katılanların kendisini dövdüğü, firar etmediği yönünde asılsız ihbarda bulunarak iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Ceza İnfaz Kurumu aracının kurumdan çıkışı sırasında nizamiye kapısının açılmasıyla sanığın firar ettiği ve katılanlar tarafından yol güzergahında sanığın yakalandığına dair 23.12.2015 tarihli olay tutanağı düzenlenmiştir.
3. Sanığın kapalı kuruma iadesi için alınan Gevaş Devlet Hastanesinin 24.12.2015 tarihli raporuna göre herhangi bir yaralanma izi olduğuna dair tespit bulunmadığı belirtilmiştir.
4. Sanığın iddiası nedeniyle katılanlar hakkında soruşturma başlatılmış ve Gevaş Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.01.2016 tarihinde katılanların atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlemediği anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
5. Katılan … aşamalarda ”Ben Gevaş Açık Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yaparım, olay günü kapıda arkadaşım Hasan ile beraber görev yapıyordum, kuruma ait araç dışarı çıkarken sanık aracın yanından firar etti, arkdaşım Hasan peşinden koştu, sanık madde bağımlısı olduğu için fazla gidemedi, yere düştü, sanığa kimse vurmadı, ceza evine giren bir araç yoktu, ayrıca çöp atmak için görevliler bellidir ancak onlar atarlar, sanık bu konuda da yalan söylemektedir, ceza evi ikinci müdürüde o esnada orada yoktu, bize iftira atıldığı için şikayetçiyiz, davaya katılmak istiyorum,” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan … aşamalarda ”Ben Gevaş Açık Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yaparım, olay günü kapıda arkadaşım Hakim ile beraber görev yapıyordum, kuruma ait araç dışarı çıkarken sanık aracın yanından firara etti, ben peşinden koştum, sanık madde bağımlısı olduğu için fazla gidemedi, yere düştü, sanığa kimse vurmadı, ceza evine giren bir araç yoktu, ayrıca çöp atmak için görevliler bellidir ancak onlar atarlar, sanık bu konuda da yalan söylemektedir, ceza evi ikinci müdürüde o esnada orada yoktu, bize iftira atıldığı için şikayetçiyiz, davaya katılmak istiyorum,” şeklinde beyanda bulunmuştur. Katılan … aşamalarda ”Sanık firara teşebbüs ettiği için kınamadan başka ceza alanlar infaz hakimliğinin onayı ile kapalıya iade edilirler bende yasal işlemi yaptım, bu nedenle sanığın söyledikleri yalandır, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum,” şeklinde beyanda bulunmuştur.
6. Sanık atılı suçları işlemediğini, çöp dökmek için dışarı çıktığı sırada katılanlar tarafından dövüldüğünü beyan etmiştir.
7. Mahkemesince sanığın atılı suçları işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. İftira suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanığın atılı suçu işlemediğine ilişkin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükümde olay tutanağı, katılanların birbirleriyle uyumlu beyanları, sanığın yaralanmadığına dair doktor raporu birlikte
değerlendirildiğinde katılanların atılı suçu işlemedikleri anlaşıldığından verilen 29.01.2016 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan kurulan hükme yönelik incelemede ise;
Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. Basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bu suç yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
A. İftira suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Gevaş Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2016 tarih ve 2016/30 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan kurulan hükme yönelik incelemede ise;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Gevaş Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2016 tarih ve 2016/30 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.