Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/1557 E. 2023/2568 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1557
KARAR NO : 2023/2568
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yalan tanıklık, iftira
HÜKÜMLER : Beraat

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yayladağı Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında yalan tanıklık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin ikinci fıkrası ve iftira suçundan aynı kanunun 267 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında yalan tanıklık ve iftira suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; somut bir nedene dayanmamaktadır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın katılan aleyhine açılmış olan Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli davasında 12.05.2014 tarihli celsede vermiş olduğu yeminli tanık beyanında” Davalı … ‘ın … ile gönül ilişkisi olduğunu, bundan yaklaşık 3 yıl kadar önce kardeşi … nin kaza yaptığını Antakya devlet hastanesine götürüldüğünü, kardeşinin yanında refakatçi olarak durduğunu, …’ın davalı … ‘ın yanına geldiğini gördüğünü, kardeşinin …’ın bu bayanla ilişkisi olduğunu söylediğini, zaten davalı … ile … ‘ın halen birlikte yaşadıkları…” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Dava konusu olay … vekili 28.05.2014 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunarak, sanığın tanık olarak verdiği beyanının tamamen uydurma, hayal ürünü olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, 3 yıl değil 5 yıl önce kazanın olduğunu, …’ın hastaneye gitmediğini gidecek bir durumun olmadığını belirterek yalan tanıklık ve iftira suçlarını işlediği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
Her ne kadar müşteki …’ın katılma talebinde bulunmasına rağmen bu konuda karar verilmeden hüküm kurulmuş ise de; 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılma isteği karara bağlanmamış ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açık olduğundan, aynı yasanın 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca müştekinin katılma talebinin ve temyiz başvurusunun kabulü gerekmektedir.
A.Yalan tanıklık suçundan kurulan hüküm yönünden
1. Sanığın beyanlarının aynı gün tanık olarak dinlenen ….’nın beyanlarıyla örtüştüğü, yaklaşık 3 yıl kadar önce Antakya devlet hastanesinde …’ın,…’ın yanına geldiğini belirttiği, hastane kayıtlarında …’nin yatış ve çıkış tarihlerinin 20.12.2009 – 11.01.2010 ile 19.07.2010 – 02.08.2010 arasında olduğu, sanığın yalan tanıklık kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil elde edilemediğinden mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin somut bir nedene dayanmayan temyiz sebebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. İftira suçundan kurulan hüküm yönünden
1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. Sanığın tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde olayın özüne ilişkin esaslı çelişki ve aykırılık söz konusu olmadığı, sanığın soruşturma makamlarına yönelik bir başvurusunun bulunmadığı ve savunmasının aksine, iftira kastı ile hareket ettiğini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin somut bir nedene dayanmayan temyiz sebebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2016 tarihli kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebebi ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebebinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi.