Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/8363 E. 2009/11084 K. 01.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8363
KARAR NO : 2009/11084
KARAR TARİHİ : 01.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydı üzerine konulan şerhin iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Şirket vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı şirket vekili tarafından 07/07/2008 tarihli dava dilekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, Kazıklıbucak Köyü Bozbük mevkiindeki 4.817,483 m2 yüzölçümlü 105 ada 338 sayılı parselin … Kadastro Mahkemesinin 10/10/2001 tarih 2001/6 E. – 2001/48 K. Sayılı dosyasında görülen ve 20. Hukuk Dairesinin 04.12.2001 gün ve 2001/9620-9436 sayılı kararı ile onanıp kesinleşen dava sonucunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna karar verilerek o davanın davacısı olan kişiler adına zeytinlik niteliği ile tapuya tescil edilmesinden sonra 30.12.2005 tarihinde davacı şirkete satıldığını, turizm teşvik bölgesi içinde kalan ve halen davacı şirket adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın, imar uygulaması ile 166 ada 1, 167 ada 1, 168 ada 1, 169 ada 2, 169 ada 3, 171 ada 1, 172 ada 1, 173 ada 1, 174 ada 1, 175 ada 1, 176 ada 1, 177 ada 1, 178 ada 1, 179 ada 1, 180 ada 1, 181 ada 1, 182 ada 1, 182 ada 2, 183 ada 1, 184 ada 1, 185 ada 1, 186 ada 1, 187 ada 1, 188 ada 1, 189 ada 1, 190 ada 1, 191 ada 1, 192 ada 1, 193 ada 1, 194 ada 1, 195 ada 1, 196 ada 1, 197 ada 1, 198 ada 1, 199 ada 1, 200 ada 1, 201 ada 1, 202 ada 1, 203 ada 1, 204 ada 1, 205 ada 1, 206 ada 1, 207 ada 1, 208 ada 1, 209 ada 1, 210 ada 1, 211 ada 1, 212 ada 1, 213 ada 1, 214 ada 1, 215 ada 1, 216 ada 1, 217 ada 1, 218 ada 1, 219 ada 1, 220 ada 1, 221 ada 1, 222 ada 1, 223 ada 1, 224 ada 1, 225 ada 1, 226 ada 1, 227 ada 1, 228 ada 1, 229 ada 1, 230 ada 1, 231 ada 1, 232 ada 1, 233 ada 1, 234 ada 1, 235 ada 1, 236 ada 1, 237 ada 1, 238 ada 1, 239 ada 1, 240 ada 1, 241 ada 1, 242 ada 1, 243 ada 1, 244 ada 1, 245 ada 1, 246 ada 1, 247 ada 1, 248 ada 1, 249 ada 1, 250 ada 1, 251 ada 1, 252 ada 1, 253 ada 1, 254 ada 1, 255 ada 1, 256 ada 1, 257 ada 1, 258 ada 1, 259 ada 1, 260 ada 1, 261 ada 1, 262 ada 1, 263 ada 1, 264 ada 1, 265 ada 1, 266 ada 1 ve 267 ada 1 parsellere ayrıldığı; bunlardan 166 ada 1, 167 ada 1, 168 ada 1, 169 ada 1, 169 ada 2, 169 ada 3, 170 ada 1, 171 ada 1, 172 ada 1, 173 ada 1, 174 ada 1, 175 ada 1, 176 ada 1, 177 ada 1, 178 ada 1, 179 ada 1, 180 ada 1, 181 ada 1, 182 ada 1, 182 ada 2, 183 ada 1, 194 ada 1, 206 ada 1, 212 ada 1, 239 ada 1, 240 ada 1, 241 ada 1, 242 ada 1, 243 ada 1, 244 ada 1, 245 ada 1, 246 ada 1, 248 ada 1 ve 249 ada 1 parsellere ayrıldığını, bu parsellerin toplam 1.060.000 m2’lik bölümünün, Orman Genel Müdürlüğünün istemi, … ve Orman Bakanlığının 13/08/2007 tarih ve 13 sayılı oluru dayanak gösterilerek özel orman statüsüne alındığını, daha sonra da bu işlem dayanak yapılarak 240 ada 1, 241 ada 1 ve 242 ada 1 parseller hariç olmak üzere toplam 1.060.000 m2 yüzölçümlü parsellerin tapu kayıtları üzerine 25.01.2008 tarihinde 993 yevmiye ile “Bu özel orman 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 52. Madde hükmü gereğince parçalanıp satılamaz, mirasçılar arasında ifrazen taksim edilemez ve üzerinde aynı madde hükmü dışında inşaat yapılamaz” şeklinde şerh konulduğu, yapılan bu işlemlerin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek “tapu kayıtlarındaki özel orman şerhin iptalini” istemiştir.
Mahkemece, kadastro işleminin kesinleşmesinden sonra 6831 Sayılı Yasanın 7. Maddesine göre çekişmeli taşınmazları özel orman statüsüne alma işleminin idarenin kamu hukuku alanında yaptığı düzenlemelerle ilgili olduğu, bu işlem dayanak yapılarak tapunun beyanlar hanesine şerh konulduğu, işlemlerin idare hukukundan kaynaklanan işlem ve eylem niteliğini taşıdığı, bu tür işlem ve eylemlere karşı açılacak davaların idari yargının görev alanına girdiği, gerekçesi ile dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı şirket vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, Hazine ve Orman Genel Müdürlüğünün taraf olduğu arazi ve orman kadastrosuna itiraz davası sonucu, davacı kişilerin dayandığı T. Sani 1298 (1882) tarih 17 nolu sicilden gelen T. Sani 1927 tarih 56 ve Eylül 1956 tarih 73 nolu 9935 dönüm (9.132.350 m2) yüzölçümlü, tarla cinsli tapu kaydı kapsamında kaldığı ve orman sayılmayan yer olduğu belirlenerek, kadastro mahkemesinin 15.02.2002 tarihinde kesinleşen kararı ile özel mülk niteliğiyle kişiler adına tapuya tescil edilen ve daha sonra davacı şirkete satılan taşınmazın, kesinleşen mahkeme kararı yok sayılarak mülk sahiplerinin muvafakatı olmadan … ve Orman Bakanlığının “olur”u ile özel orman statüsüne alınarak bu konuda tapu kaydı üzerine konulan özel orman şerhinin iptaline ilişkindir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro işlemlerinin yapılıp bitirildiği, bundan sonra idari makamın taşınmaz hakkında yaptığı işlemlerin idari nitelikte bulunduğu, davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun değildir.
Davacı şirket, dairede aynı gün incelemesi yapılan mahkemenin 2008/30 (Dairenin 2009/7729) sayılı dosyasında, Orman Yönetimi aleyhine açtığı davada; kesinleşen kadastro mahkemesi kararı ile özel mülk olarak tapuya tescil edilen taşınmaza Bakanlığın 13.08.2007 gün ve 13 numaralı “oluru” ile özel orman statüsü verilerek yaratılan muarazanın ve elatmanın önlenmesini, “özel orman oluru”nun yasalara aykırı olduğunun tespiti ile iptalini, mahkemenin 2008/255 (Dairenin 2009/8363) sayılı dosyasında da, Bakanlığın aynı oluru dayanak gösterilerek, dava konusu parsellerin tapu kayıtları üzerine “bu özel orman 6831 sayılı yasanın 3373 sayılı yasa ile değişik 52. madde hükmü gereğince parçalanıp satılamaz, mirasçılar arasında ifrazen taksim edilemez ve üzerine aynı madde hükmü dışında inşaat yapılamaz” şeklinde konulan şerhin iptalini istediği anlaşılmaktadır.
Dosya içindeki belgelerin incelenmesinde;
1- Dava konusu parsellerin geldisi olan 101 ada 39 sayılı parsel, taşınmazları davacı şirkete satan kişiler ile Orman Genel Müdürlüğü ve Hazine arasında kadastro mahkemesinde görülen arazi ve orman kadastrosuna itiraz davası sonucu verilen kararların birçok kere Yargıtayca bozulmasından sonra, kadastro mahkemesinin 10.10.2001 gün ve 2001/6-48 sayılı kararı ile 101 ada 39 sayılı parselin bu davaya konu olan 4.817.483 m2’lik bölümünün orman sayılmayan yer olduğu ve davacıların dayandığı T. Sani 1298 (1882) tarih 17 nolu sicilden gelen T. Sani 1927 tarih 56 ve Eylül 1956 tarih 73 nolu 9935 dönüm (9.132.350 m2) yüzölçümlü tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlenerek, tapu kaydını haricen satın alan kişiler adına tesciline dair verilen karar 20. Hukuk Dairesinin 04.12.2001 gün ve 2001/9629-9436 sayılı kararı ile onanıp 15.03.2002 tarihinde kesinleşmesinden sonra bu bölüm ifraz edilerek davacılar adına 105 ada 338 parsel numarasıyla tescil edilmiş, daha sonra 31.12.2005 tarihinde 105 ada 338 sayılı parsel davacı şirkete satılmıştır. Orman Genel Müdürlüğünün H.Y.U.Y.’nın 445/2 ve 447. maddesi hükümlerine göre yargılamanın yenilenmesi istemiyle açtığı dava aynı mahkemenin 04.01.2006 gün 2004/263-1 sayılı ilamı ile ret edilmiş ve Orman Genel Müdürlüğünün 31.01.2006 gün 17 sayılı oluru ile temyiz talebinden vazgeçilmesi nedeniyle yargılamanın iadesi isteminin reddine dair kararı da kesinleşmiştir.
2- … Orman İşletme Müdürlüğünün 24.03.2006 gün ve 1593 sayılı yazısı ile “kesinleşen mahkeme kararı gereğince orman dışı olduğuna karar verilen alan içinde kalan ve özel mülkiyete konu 105 ada 338 sayılı parselde planlama çalışması yapılmasında sakınca olmadığı”nın bildirilmesi üzerine, ilgili kuruluşlardan ön izinler alınmak suretiyle 338 sayılı parselin … düzeni plan değişikliği Bakanlıkça yapılmış, Orman Bölge Müdürlüğünün 31.05.2006 gün 2990 ve … Orman İşletme Müdürlüğünün 01.06.2006 gün 2660 sayılı emirleriyle Orman Kadastro Yönetmeliğinin 70. maddesi gereğince kurulan komisyon tarafından 29.01.2007 tarihinde düzenlenen tutanakla kesinleşen kadastro mahkemesinin 10.10.2001 gün 2001/6-48 sayılı kararı uygulanarak bu kararla orman olmadığı belirlenen alan, mahkeme karına ek krokideki koordinatlar esas alınarak orman kadastro haritasında gerekli düzeltme yapılarak 105 ada 338 sayılı parselin ifrazı ile oluşan davaya konu tüm parseller, orman kadastro sınırları dışına çıkartılmış, daha sonra ilgili kurumlardan alınan izinlerle uygulama ve imar planları yapılmış, 338 sayılı parsel bu uygulama sonucu birçok ada ve parseller ile imar yollarına ayrılarak davaya konu olan bu ifraz parselleri 03.04.2007 tarihinde yeniden davacı şirket adına tescil edilmiştir.
3- 23 Haziran 2000 tarihli Yangın Tutanağında belirtildiği gibi … Serisi, Bozbüyükkaplan Dağı Devlet Ormanının 438, 439, 452, 453 ve 476 numaralı bölmelerinde davanın devamı sırasında, 18.06.2000 tarihinde çıkan orman yangınından sonra yangın gören alanların ağaçlandırılması sırasında, amenajman planında 478, 498, 503 ve 504 nolu bölmelerde olup, yangın sahasında bulunmayan dava konusu parsellerin bir kısmına Genel Müdürlükçe kızılçam fidanları dikilmek suretiyle ağaçlandırıldığından, Genel Müdürlük Mülkiyet Daire Başkanlığının 17.04.2006 gün 631 sayılı yazısı ile “dava konusu 105 ada 338 sayılı parsel hakkında ne gibi işlem yapılması gerektiği” Hukuk Müşavirliğinden sorulmuş, 1. Hukuk Müşavirliği tarafından 24.04.2006 gün 732 sayılı cevap yazısında dava konusu parselin geçirdiği hukuki aşamalar açıklandıktan sonra, “davanın devamı sırasında yönetimce 338 sayılı parselin kısmen ağaçlandırılması nedeniyle üzerinde halen kızılçam fidanları ve bozuk kızılçam ağaçları bulunduğu rapor edilmişse de, yargılamanın yenilenmesi yolu da dahil olmak üzere tüm hukuki yollar tüketilmiş olması nedeniyle taşınmazın mülkiyeti konusunda yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığının düşünüldüğünü, özel orman olarak değerlendirilmesi konusununda, kadastro ve mülkiyet dairesi başkanlığınca değerlendirilmesini” bildirmiştir.
4- Kadastro Mülkiyet Daire Başkanlığınca, Hukuk Müşavirliğinin yazısı yanlış değerlendirilmiş, Birinci Hukuk Müşavirliği yazısında, taşınmazın özel orman olmasının zorunlu olduğunun bildirildiğini düşünerek, Orman Bölge Müdürlüğüne gönderildiği, 09.06.2006 gün 938 sayılı yazıda “105 ada 338 sayılı parselin mülkiyeti konusunda yapılacak herhangi bir işlemin olmadığının düşünüldüğünü, 163.0 Ha. Kısmının özel orman olarak değerlendirilmesi gerektiği, başkaca bir tasarrufun mümkün olmadığı, mülk sahiplerine de tebliği ile Özel Ormanlarda ve Amme Müesseselerine Ait Ormanlarda Yapılacak İş ve İşlemler Hakkındaki Yönetmeliğin 5. maddesi gereğince özel orman oluruna esas Arazi İnceleme ve Değerlendirme Raporu düzenlenerek gönderilmesi” istenmiş ve görevlendirilen komisyon tarafından, daha önce idarece düzenlenen 26.02.2004 gün 7 sayılı inceleme tutanağı” esas alınarak, tapu malikinin muvafakatı alınmadan ve müracaatı olmadan yeniden 10.05.2007 tarihli “İnceleme ve Değerlendirme Raporu düzenlenmiş ve bu rapora dayanılarak 13.08.2007 gün 13 sayılı Bakanlık oluru ile, dava konusu parsellerin 106.8 Hektar bölümü özel orman statüsüne alınmıştır.
5- Sözü edilen Yönetmelik 25.04.2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Yönetmeliğin 4/e maddesi hükmüne göre 5. maddede anılan İnceleme ve Değerlendirme Raporunun düzenlenebilmesi için, özel orman sahiplerinin müracaatı gerekmektedir. Yönetmeliğin 5. maddesi hükmüne göre özel ormanlar üç şekilde tesis edilir.
a) Bakanlık oluru ile
b) Mahkeme kararı ile
c) 6831 Sayılı Yasanın 7. ve Orman Kadastro Yönetmeliğinin 28. maddesi gereğince yapılacak özel orman kadastrosu ile,
Yönetmeliğin 4/e ve 5. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinde, özel orman sahiplerinin, yani tapu maliklerinin müracaatı olmadan ve onların muvafakatı olmadan Bakanlık Oluruna Esas İnceleme ve Değerlendirme Raporu düzenlenemez sonucuna ulaşılır.
6- Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olduğu ve tüm yargı yollarından geçerek kesinleşen, kadastro mahkemesinin 10.10.2001 gün 2001/6-48 sayılı kararı ile dava konusu parsellerin orman sayılmayan yer olarak niteliği belirlendiğine göre, bundan sonra bu yerlerin özel orman sayılması mümkün değildir. Çünkü mahkeme kararı ile, taşınmazların hem Devlet Ormanı, hem de özel orman olmadığı belirlenmiştir. Anayasanın 138. maddesi hükmüne göre “yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Orman Yönetimi ve Hazinenin taraf olduğu dava sonucu, dava konusu parsellerin orman sayılmayan yer olduğuna ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı idareyi bağlar. Anayasa Mahkemesinin 02.06.1989 gün ile 1989/36-24 sayılı ve yine 19.10.1990 gün 1989/36-24 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile H.G.K.’nun 09.04.2003 gün 2003/20-266-285 sayılı kararında belirtildiği gibi sonradan çıkartılacak bir yasa hükmüyle dahi kesin hüküm değiştirilemez. Mahkeme kararına uymamak veya etkisiz hale getirmek ceza yasasına göre suç oluşturur.

Kadastro mahkemesindeki davanın devamı sırasında komşu devlet ormanında 18.06.2000 tarihinde çıkan yangın sonucu yanan devlet ormanlarının ağaçlandırılması sırasında devlete ait yer olduğu düşünülerek yanlışlıkla dava konusu taşınmazlar üzerine kızılçam fidanlarının dikilmiş olması, bu yerlerin özel orman sayılmasını gerektirmez.
7- Türk Medeni Yasasının 683. maddesi hükmüne göre “Bir şeye … olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
…, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” İşte davacı şirket, Medeni Yasanın bu madde hükmüne göre, mahkemenin 2008/30 (Dairenin 2009/7729) sayılı dosyasında 13.08.2007 gün 13 nolu özel orman oluru ile yaratılan muarazanın ve elatmanın önlenmesini ve olur işleminin yasalara aykırı olduğunun tespiti ile iptalini ve yine 2008/255 (Dairenin 2009/8363) sayılı dosyasında da, özel orman oluru ve Genel Müdürlüğün 20.08.2007 gün 946 Orman İşletme Müdürlüğünün 16.01.2008 gün 284 sayılı yazısı dayanak gösterilerek tapu kayıtları üzerine 25.01.2008 gün 995 yevmiye numarasıyla konulan “özel orman şerhinin” silinmesini istemektedir.
8- 3402 Sayılı Yasa hükümlerine göre görev yapan arazi ve 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre görev yapan orman 4342 Sayılı Yasa hükümlerine göre çalışan mera komisyonları 2981 Sayılı Yasa uygulaması ve 2859 sayılı paftaların yenilenmesi işlemlerini arazi taplulaştırması işlemlerini yapan komisyonlarının tümü ile 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesi hükmüne göre, teknik hataları düzeltilmesi işlerini yapan kadastro müdürlüğü idari kuruluşlardır. Bu komisyonların kuruluşunu ve görevlerini belirleyen idari kuruluşlara mülkiyet hakkını belirleme görevi verilmiş olduğundan, yaptıkları işlemler adli yargının denetimine tabi tutulmuştur. Sözü edilen “özel orman oluru” ile bir hak belirlenmiş ve taşınmazların tapu kaydı üzerine özel orman şerhi konularak davacı şirketin mülkiyet … kısıtlanarak, hem fiilen, hem de H.G.K.’nun 27.02.2008 gün ve 2008/1-178-211 sayılı kararında belirtildiği gibi, kararın infazından kaynaklanan hukuksal bir muaraza ve elatma yaratılmıştır. Davacı, bu karara uymaması durumunda, her an 6831 Sayılı Yasada öngörülen yaptırımlarla karşı karşıya kalacaktır. Taşınmazların orman sayılmadığını belirleyen kesin hükme karşın özel orman oluru ile davacının mülkiyet … kısıtlanmıştır. Taraflar arasında görülen dava sonucu kesin hüküm haline gelen kararla taşınmazların Devlet Ormanı ve özel orman sayılmayan yer olduğu belirlenmiştir. Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü, taşınmazlar üzerine idare tarafından ağaç dikildiği ve sonradan orman niteliğini kazandığı gerekçesiyle, mahkeme kararını değiştirecek şekilde idari tasarrufta bulunamaz ve davacıyı idari yargıya başvurmaya zorlayamaz.
9- 25 Nisan 2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Yönetmelik hükümlerine göre üç hektardan büyük ve özel mülk olarak kişiler adına tapuda kayıtlı olan orman sayılmayan arazi, tapu sahiplerinin müracaatı üzerine düzenlenecek Arazi İnceleme ve Değerlendirme Raporuna dayanılarak sonucu alınacak Bakanlık oluru ile özel orman statüsüne alınabilir. Yukarıda belirtildiği gibi, somut olayda özel orman olurunun yasal dayanağı bulunmamaktadır.
Bakanlık oluruna esas alınan “İnceleme ve Değerlendirme Raporu” mal sahibinin muvafakatı alınmadan ve müracaatları olmadan düzenlendiğinden yapılan işlem yok hükmündedir ve H.G.K. 05.06.1985 gün 816/562 ve 1. H.D.’nin 31.05.2001 gün 6100/6659 sayılı kararlarında belirtildiği gibi davalı İdarenin eylemi yasa ve yönetmeliklerden kaynaklanan bir yetkiye dayanmadığından haksız fiil niteliğini taşımaktadır. Yine H.G.K.’nun 03.06.2009 gün 2009/20-147-231 sayılı kararı ile de, Kadastro Müdürlüğnün yaptığı askı ilanının iptaline ilişkin davalarında adli yargıda görülmesi kabul edilmiştir.
Davacı kesin hüküm ve mülkiyet hakkına dayanarak muarazanın ve elatmanın önlenmesini ve tapu kaydına konulan özel orman şerhinin iptalini istemektedir. Mülkiyet hakkına dayanılarak bu tür isteklerle açılan davalara, Türk Medeni Yasası hükümleri uygulanacağından, davanın adliye mahkemelerinde görülmesi gerekir. Yürürlükteki yasalarımız idare mahkemelerine, muarazanın ve elatmanın önlenmesi ile tapu kaydındaki şerhin silinmesi konusundaki uyuşmazlıkları karara bağlama görevi vermemiştir. Diğer taraftan 20. Hukuk Dairesinin 21.06.2005 gün ve 2005/5040-8165 sayılı ve diğer birçok kararlarında kabul edilen ilkelere göre Bakanlığın özel orman oluru, mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendirmesi nedeniyle adli yargının denetimine tabidir.

O halde, öncelikle davacı şirketin aynı taşınmazlar hakkında, Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı 2008/30 ve 2008/255 sayılı dava dosyaları H.Y.U.Y.’nın 45. Maddesi gereğince birleştirilmesinden sonra davanın esasına girilerek, yukarıda açıklanan ilkeler gözönünde bulundurularak davanın karara bağlanması gerekirken, uyuşmazlığın idari yargıda görülmesi gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Şirketin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 01/07/2009 günü oybirliği ile karar verildi.