YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5443
KARAR NO : 2023/5503
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/148 Esas, 2016/6 Karar
SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet
HÜKÜM : Zincirleme basit zimmet suçundan mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.08.2014 tarihli ve 2014/3738 Soruşturma, 2014/1472 Esas ve 2014/212 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2016 tarihli ve 2014/148 Esas, 2016/6 sayılı Kararı ile sanık hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 249 uncu maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ile 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 51 inci maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına, hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğu, soruşturmanın genişletilmesi talebinin reddedildiği, tanıkların mahkemece dinlenilmediği, belediyenin hesap işleri müdürlüğü bilgisayar programı üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, dosyaya sunulan hukuki mütalaanın mahkemece değerlendirilmediği, savunma hakkının kısıtlandığı, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, sanığın suç işlediği düşünülse dahi eyleminin güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihlerinde, Kuşadası Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğüne bağlı gider servisinde kira ve genel tahakkuk işlemlerini yürütmekle görevli olan sanığın, 2006, 2007, 2008, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında farklı tarihlerde, belediyeye ait tahakkuk ve tahsilat kayıtlarında düzeltmeler yaparak kendisini ve yakınlarını, mahsuplaştırma yöntemi ile belediyeden alacaklı hale getirdiği ve toplamda 4.529,96 Türk lirasını bu yöntemle tahsil ederek, kendisine ve yakınlarına menfaat sağladığı, yapılan işlemlerin suçun ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde yapılmış olduğu, sanığın tahsil ettiği paraların bir kısmını soruşturma başlamadan önce bir kısmını ise soruşturma sırasında iade ettiği, bu suretle zincirleme nitelikli zimmet suçunu işlediğinden bahisle açılan davada; eylemin, sanık tarafından gerçeğe aykırı olarak tanzim edilmiş bir resmi belgenin bulunmaması, yapılacak basit bir kontrolle anılan işlemleri gerçekleştirdiğinin tespit edilebileceği kabulüyle sanığın zincirleme basit zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kuşadası Belediye Başkanlığında kira ve genel tahakkuk işlemlerini yürütmekle görevli olan sanığın, farklı tarihlerde, belediyeye ait tahakkuk ve tahsilat kayıtlarında düzeltmeler yaparak kendisini ve yakınlarını, mahsuplaştırma yöntemi ile belediyeden alacaklı hale getirerek kendisine ve yakınlarına menfaat sağladığının iddia ve kabul edildiği somut olayda; 04.03.2014 tarihli bilirkişi raporunda Belediyenin muhasebe programının yetersiz olduğunun belirtilmesi, sanığın aşamalardaki savunmaları ve temyiz dilekçesinde, kendisi ve yakınlarının belediyeden çok sayıda alacaklarının olduğunu, bu alacaklarına karşılık mahsup işlemi yaptığını, bilgisayar programındaki sorun nedeniyle hatalı mahsup işlemi gerçekleştirdiğini ifade etmesi karşısında; belediyeden sanık … iddianamede adı geçen yakınlarının suç tarihlerinde belediyeden alacaklı olup olmadığının sorulması ve suça konu tüm bilgi ve belgelerin temin edilmesini müteakip, fiziki evrak ile belediyenin bilgisayar kayıtları ve otomasyon sistemi üzerinde inceleme yaptırılarak, sanığın eylemlerinin sistemdeki hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve hangi hesaplar arasında aktarma yaparak ne şekilde menfaat temin ettiğinin tespit edilmesinden sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 249 uncu maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesi ve 62 nci maddelerinin bu sıra dahilinde uygulanması gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanun’un 61 inci maddesine aykırı davranılması,
Sanığın soruşturmanın başlamasından önce suça konu olan paranın bir kısmını iade ettiği, soruşturma aşamasında gelir uzmanınca düzenlenen 01.10.2013 tarihli rapor sonrası bildirilen farkları da ödeyerek soruşturmadan önce ödeme iradesini ortaya koyduğu anlaşılmasına rağmen cezasından 5237 sayılı Kanun’un 248 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2/3 yerine 1/2 oranında indirim yapılması sonucu fazla ceza tayini,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkrasındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınarak; sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunmakta ise de atılı suçun 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72 nci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının yürürlüğe girmesinden önce işlendiği, sanığın suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin ve duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmadığı, buna karşın sanık hakkında denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi ve kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına fakat yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluştuğundan bahisle hükmolunan cezanın ertelenmesine karar verilmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. HÜKÜM
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2016 tarihli ve 2014/148 Esas, 2016/6 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi.