Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/1048 E. 2023/17378 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1048
KARAR NO : 2023/17378
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali ve hakaret suçlarından sanıklar …, … ve … haklarında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda beraatlerine dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2022 tarihli ve 2021/1481 Esas, 2022/352 Karar sayılı kararına karşı şikâyetçi tarafından yapılan itirazın reddine dair mercii … Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2022 tarihli ve 2022/383 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 gün ve 2022/158254 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, Mahkemece 19.10.2021 tarihli tensip zaptında yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilip taraflara davetiye tebliğ edilerek beyan ve savunmalarını 15 gün içerisinde bildirmesi gerektiğine karar verildiği, şikâyetçinin 05.11.2021 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu ve sanıklardan şikâyetçi olduğunu ifade ettiği nazara alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260/1 inci maddesinde yer alan, “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” şeklindeki düzenleme karşısında, şikâyetçinin itirazı üzerine Mahkemece duruşma açılıp genel hükümlere göre yargılama yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’da “Kanun Yollarına Başvurma Hakkı” başlıklı 260 ıncı maddesi;
1. Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
2. (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./73. md) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.
3. Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.”, anılan Kanun’un “İtiraz Usulü ve İnceleme Mercileri ” başlıklı 268 inci maddesinin birinci fıkrası; “Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.”şeklindedir.
5271 sayılı Kanun’un kanun yoluna başvurma hakkı, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla avukatlara, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşine tanınmıştır.
Suçun işlenmesiyle mağdur olan ya da suçtan zarar görenlerin katılma hakkını kullanmaya veya kullanmaya devam etmeye zorlanamayacağı açıktır. Bu itibarla mağdur veya suçtan zarar gören kişi kamu davasına katılmak istemeyebileceği gibi, daha sonra bu hakkını kullanmaktan da vazgeçebilecektir. Nitekim 5271 sayılı Kanun’un 243 üncü maddesinde katılanın vazgeçmesi halinde, katılmanın hükümsüz kalacağı hususu düzenleme altına alınmıştır.
İtiraz kanun yolu olağan kanun yollarından olup CMK’nın 267 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinde; hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanun’un basit yargılama usulünde itiraz başlıklı 252 nci maddesinde ise;
1. 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.
2. İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.
3. Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim korunur.
4. İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır.
5. İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.
6. Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.” hükümleri yer almaktadır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Mahkemece yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilerek, 02.11.2021 tarihinde tebligat yapılan şikâyetçinin 05.11.2021 tarihli dilekçesinde sanıklardan şikâyetçi olduğunu ve cezalandırılmalarını talep etmesine karşın katılma hususu Yerel Mahkemece karara bağlanmamış ise de, 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükme itiraz etme hakkı bulunduğu belirlenen şikâyetçinin itirazı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmü veren Mahkemece duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk hükmü veren Mahkemeye iadesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2022 tarihli ve 2022/383 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınc sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.