Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12769 E. 2022/16750 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12769
KARAR NO : 2022/16750
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
No :

Dava, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ve yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar ve davalı vekillerinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmasına karar verildiği, … Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince Dairemizce verilen bozma kararına uyularak davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verildiği, iş bu kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacılar vekili asıl dava dosyasına ilişkin dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigortalının 10.02.2014 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını beyanla belirsiz alacak davası niteliğinde geçici iş göremez kaldığı süre için şimdilik 1.000 TL, sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle şimdilik 1.000 TL, … tarafından karşılanmayan 22.490 TL tedavi, ilaç ve medikal gideri ile belgelenemeyen tedavi gideri kapsamında 1.000 TL’nin manevi tazminat olarak ise müvekkili sigortalı … lehine 200.000 TL, annesi Hediye ve babası … … lehine 20.000 TL’şer manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dosyasına ilişkin dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigortalının aynı iş kazası nedeniyle bakıma muhtaç duruma gelmesi nedeniyle 1.000 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 19.12.2017 tarihli dilekçesiyle geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemleri, tedavi gideri ile bakıcı gideri olarak toplam maddi tazminat istemini 1.108.458 TL’ye artırmıştır.
Davacı vekili 14.09. 2020 tarihli dilekçesiyle geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemini 829.681,82 TL’ye, bakıcı giderinden kaynaklı istemini 1.126.250 TL’ye artırmıştır.
II- CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ve 3. şahsın ağır kusuru nedeniyle müvekkili şirketin kusursuz sorumluluğu açısından illiyet bağının kesildiğini, olayın meydana gelmesinde kusur ve sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının kullandığı aracın yoldan çıkması ve şarampole girerek devrilmesi ile tek taraflı olarak kazanın meydana geldiğini, trafik kaza tespit tutanağında kazanın olay yerinde yapılan incelemesinde … isimli sürücü’nün kullanmış olduğu … plakalı aracı dalgın ve hızlı araç kullanması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası sonucu sürücü … ile araçta yolcu olarak bulunan … …’nın yaralandığının tespit edildiğini, söz konusu kazanın bir trafik iş kazası olarak değerlendirilse dahi kastı veya işçilerin sağlığı ve işgüvenliği ile mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veya suç sayılabilir bir hareketi olmayan, aracın güvenliği ile ilgili her türlü önlemi alan ve tüm işgüvenliği kurallarına uygun davranan, davacıya işiyle ilgili talimat verirken ve gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiği açık olan müvekkili şirketin, tehlike ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, olayın davacının tam kusuru ile meydana geldiği de dikkate alındığında sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, müvekkili şirketin kusurundan ya da sorumluluğundan söz edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III- MAHKEME KARARLARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli kararında:
“A) Davacı …’ün;
1-Maddi tazminat alacağı talebi yönünden,
a)Sürekli iş göremezlik zararı alacağı talebinin kabulü ile 829.681,82 TL’nin 19/02/2014 olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
b)Tedavi ve yol gideri alacağı talebinin kabulü ile 8.181,84 TL’nin 19/02/2014 olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
c)Bakıcı gideri alacağı talebinin kısmen kabulü ile 675.750,00 TL’nin 19/02/2014 olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,
c)Geçici iş göremezlik zararı ile belgeli ilaç medikal giderleri alacağı taleplerinin ayrı ayrı reddine.
2-Manevi tazminat alacağı talebinin kısmen kabulü ile takdiren 150.000,00 TL’nin 19/02/2014 olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Manevi tazminat alacağı talebine yönelik fazla istemin reddine.
B)Davacılar … … ve …’ün manevi tazminat alacağı taleplerinin kısmen kabulü ile; takdiren 7.500,00’er TL’nin 19/02/2014 olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsili ile ayrı ayrı davacılara ödenmesine,
Manevi tazminat alacağı talebine yönelik fazla istemin reddine” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli kararında:
“A)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1) b)1. maddesi gereğince esastan reddine,
B)Davacılar vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine, hakkaniyet indirimi ve manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile … 1. İş Mahkemesinin 2018/597E.- 2020/822 K. sayılı kararının HMK’nın 353/(1) b) 2. maddesi gereğince kaldırılmasına
Davanın ve Birleşen davanın kısmen kabulüne,
Davacı …’ün;
1-Maddi tazminat alacağı talebi yönünden,
a)Sürekli iş göremezlik zararı alacağı talebinin kabulü ile 829.681,82 TL’nin 19/02/2014 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
b)Tedavi ve yol gideri alacağı talebinin kabulü ile 8.181,84 TL’nin 19/02/2014 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
c)Bakıcı gideri alacağı talebinin kısmen kabulü ile 901.000,00 TL’nin 19/02/2014 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,
d)Geçici iş göremezlik zararı ile belgeli ilaç medikal giderleri alacağı taleplerinin ayrı ayrı reddine.
2-Manevi tazminat alacağı talebinin kısmen kabulü ile takdiren 150.000,00 TL’nin 19/02/2014 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,fazlaya dair istemin reddine,
3-Davacılar … … ve …’ün manevi tazminat alacağı taleplerinin kabulü ile; takdiren 20.000,00’er TL’nin 19/02/2014 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile ayrı ayrı davacılara ödenmesine,” şeklinde karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin iş bu temyize konu 13.09.2022 tarihli kararında:
A)1-Davacı … yönünden; Davanın ve Birleşen davanın kısmen kabulüne,
a-389.330,32 TL sürekli iş göremezlik zararı alacağının 19/02/2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
b- 8.181,84 TL Tedavi ve yol gideri alacağının 19/02/2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
c-568.756,70 TL bakıcı gideri alacağının 19/02/2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Fazlaya ilişkin talep ile geçici iş göremezlik zararı ve belgeli ilaç medikal giderleri alacağı taleplerinin ayrı ayrı reddine,
d- Takdiren 150.000,00 TL manevi tazminatın 19/02/2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine,
2-Davacılar … … ve …’ün manevi tazminat alacağı taleplerinin kabulü ile; her biri için ayrı ayrı takdir edilen 20.000,00 TL manevi tazminatın 19/02/2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile ayrı ayrı davacılara ödenmesine,” şeklinde karar verilmiştir.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Maddi tazminatın tespitinde 03.10.2017 tarihli hesap raporu alınması hatalı olduğunu, bu rapora taraflarınca süresi içinde itiraz edildiğini, daha sonra 19.12.2017 tarihli talep artırım dilekçesi verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının aksine … 1. İş Mahkemesinin verdiği ilk 28.12.2017 tarihli karar müvekkilin aleyhine olan tüm yönleri ile itiraz konusu yapıldığı gözetildiğinde bu rapora itibar edilmesinin mümkün olmadığını, asgari ücrete göre artıştan alınan 01.06.2020 tarihli hesap raporu kabul edilerek davanın kabul edilmesi gerektiğini, Usuli Kazanılmış Hak kapsamında yapılan yorumun hatalı olduğunu, hesap raporunun davalı lehine usuli kazanılmış hak olarak hukuka aykırı tespit yapılması, ıslah ve talep artırım işlemlerinin hukuka aykırı değerlendirilmesi, hakkaniyet indiriminin fazla uygulanması, yeni asgari ücrete göre hesap edilen miktarların hükme esas alınmaması nedenleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezlik ve kusur oranına itirazların karşılanmadığını, müvekkili şirkete kusur verilmesinin hatalı olduğunu davacı eylemi ile illiyet bağının kesildiğini, aracı kullanan işçiye müvekkilinin müdahalede bulunamayacağını, hesaba esas ücretin 2014 yılında 1,32 kat olarak alınmasına karşın, sonrasında 2016 yılında asgari ücretteki yüksek zam nedeniyle aynı oranlı bir artışın olmayacağı halde bu oran uygulanarak hesap yapılmaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, hesaptan 5510 sayılı Kanunun 21/4.maddesi gereği az tenzilat yapılmasının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince hakkaniyet indiriminin azaltılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi tazminatların fazla olduğunu, reddolan toplam miktar üzerinden müvekkili lehine vekalet ücreti takdiri gerektiği halde hakkaniyet indirimi yapılan tutardan vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu, harcın hatalı belirlendiğini bozma öncesinde haç ödenmiş olmasına karşın karar ve ilam harcına hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A) Davalı vekilinin Davacı … ile … lehine hükmedilen manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL ve 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL dir.
Somut olay incelendiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli kararıyla davacılar … ve … lehlerine 20.000 TL’şer manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nun 110.maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve diğer hükümlerden ayrı olarak hüküm ve sonuç doğuracağının bu yönle de kesinlik sınırının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği gözetildiğinde davacı … ve … … lehlerine hükmedilen manevi tazminat hükümlerinin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 107.090,00 TL’lik temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz istemlerinin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
B) Davacı ve Davalı vekillerinin davacı … lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine, bozma kararına uymakla taraflar lehine oluşan ve yeniden incelenme imkanı bulunamayan sebeplerle, kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebeplere göre; davacılar ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma  , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunun 15. Maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup  “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.”
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında verilen kararda “ 78.984,72 TL karar ve ilam harcından asıl ve birleşen dosyada peşin harç ve ıslah ile birlikte alınan toplam 4.711,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 74.273,04 TL harcın davalıdan tahsiline karar verilmiş” ise de Dairemiz bozma kararında önce Bölge Adliye Mahkemesince verilen 18.02.2021 tarihli kararda “131.760,68 TL karar ve ilam harcından asıl ve birleşen dosyada peşin harç ve ıslah ile birlikte alınan toplam 4.711,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 127.049,00 TL harcın davalıdan tahsiline” karar verildiği ve Davalı vekili tarafından anılan harcın 05.03.2021 tarihinde ödenmiş olması nedeniyle bu harcın mahkemece verilen son kararda gözetilmediği gibi, Bölge Adliye Mahkemesinin önceki bu kararında davalı istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalıya yükletilen ve davalı tarafından 05.03.2021 tarihinde ödendiği anlaşılan 85.999,57 TL karar ve ilam harcının istek halinde iadesine karar verilmemiş olması da hatalı olmuştur.
3- Öte yandan Dairemizin 29.03.2020 tarihli kararında da belirtildiği üzere ikinci kez yapılan talep artırımın hukuken sonuç doğurmayacağı dikkate alınarak, ikinci talep artırımın reddolan kısmı gözetilerek davalı lehine ret vekalet ücreti takdiri hatalı olmuştur. Ayrıca bakıcı giderinden yapılan hakkaniyet indiriminden de ret vekalet ücretinin takdir edilemeyeceği hususları gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369.maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi hükmü bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 13.09.2022 tarih ve 2022/2183 E- 2022/2647 K sayılı kararının
a) “A-3” bendinin silinerek yerine:
“ 3-Alınması gerekli 78.984,72 TL karar ve ilam harcından asıl ve birleşen dosyada peşin harç ve ıslah ile birlikte alınan toplam 4.711,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 74.273,04 TL harcın davalı tarafından 05.03.2021 tarihinde ödenen 127.049,00 TL’den mahsubuyla davalıdan fazla tahsil edilen 52.775,96 TL harcın istem halinde davalıya iadesine
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2021 tarih ve 2021/256 E- 2021/326 K sayılı ilamının davalı istinaf isteminin reddi nedeniyle hükmedilen ve davalı tarafından 05.03.2021 tarihinde davalı tarafından ödene 85.999,57 TL harcın istem halinde davalıya iadesine
Davacılar tarafından asıl ve birleşen davada peşin ve ıslah ile birlikte alınan toplam 4.711,68 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,”
b) “A-5” bendinin silinerek yerine:
“5- Kabul edilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan … göre hesaplanan 124.289,57 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı …’e verilmesine,
Kabul edilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan … göre hesaplanan 29,500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Reddedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan … göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı …’den alınarak davalıya verilmesine,”
Rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçlarının istem halinde davacılar ve davalıya iadesine, 27.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.