YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/38468
KARAR NO : 2023/769
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/510 E. 2021/1111 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2021 Tarihli 2019/230 Esas ve 2021/104 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2021/510 Esas, 2021/1111 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın iddianame tarihinde astsubay olduğuna ve 0537 (…) (..) (..) numaralı GSM hattının babası adına kayıtlı olduğu ancak söz konusu GSM hattının sanığın kullandığına, sanığın HTS inceleme raporuna göre; 2012 yılında değişik zamanlarda başka askeri personellerle birlikte ankesörlü/kontörlü hattan arandığına, buna ilişkin dosyada kapsamında bulunan açıklama ve tespitlere göre; FETO/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten örgüt mensuplarının, yine yapılanma içerisinde faaliyet yürüten diğer örgüt mensuplarıyla irtibat kurmak ve kurulan bu irtibatın deşifre edilmesini önlemek ve örgütsel gizliliği korumak maksadıyla telefon kulübesi, kontörlü telefon bayileri ve hususi sabit hatlar aracılığı ile irtibat kurdukları tespit edilmesi karşısında; sanığın FETÖ terör örgütün ideolojisini, amaçlarını ve faaliyetlerini benimseyip örgütle organik bağ kurup örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ederek isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine, beraat hükmünün kaldırılarak mahkumiyetine karar verilmesine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın astsubay olarak görev yaptığı, önceki görev yerlerinin İ… illeri olduğu, dosyada mevcut ardışık arama kayıtlarına göre 29.06.2012 tarihinde arandığı ancak herhangi bir görüşme saniyesinin olmadığı, aynı … saat 13.22 sıralarında sanığın …. isimli askeri personel ile saat 13.21 sıralarında arandığı ancak herhangi bir görüşme kaydının olmadığı, yine sanığın 15.02.2012 tarihinde saat 11.00 arandığı görüşme saniyesinin 0 olduğu aynı … saat 11.01 de askeri personel ….’nin arandığı, görüşme kaydının olmadığı, 25.06.2012 saat 16.24 de sanığın arandığı ancak görüşmenin 0 saniye olarak belirlendiği aynı … saat 16.19 da ….’in arandığı, görüşmenin 0 saniye olduğu, aynı … saat 16.21 de S. İ.’in arandığı 56 saniye görüşme kaydının olduğu, aynı … saat 16:22 de B. K.’nın arandığı, aynı … saat 16.24’de R. U.’ın arandığı görüşmenin 0 saniye olduğu, 25.06.2012 tarihinde saat 16.24 de sanığın arandığı, görüşme saniyesinin 0 olduğu, aynı … saat 16:19’da …in, saat 16:21’de S. İ.’in, saat 16:25’de …’ın arandığı, 27.06.2012 tarihinde saat 12:29’da sanığın arandığı, ancak görüşme saniyesinin 0 olduğu, aynı … saat 12:28’de B. K., 12:29’da R. U., 12:31’de ….’nin arandığı, 28.06.2012 tarihinde saat 12.57’de sanığın arandığı görüşme saniyesinin 0 olduğu, aynı … 12:56’da B. K., 12.57’de …., 12:58’de R. U.’ın arandığı, 09.11.2012 tarihinde saat 16:49’da sanığın arandığı görüşme saniyesinin 0olduğu, aynı … saat 16:47’de R. A.’ın arandığı, 02.12.2012 tarihinde saat 12:11’de sanığın arandığı, görüşme saniyesinin 0 olduğu, saat 12:10, 12:11, 12:12’de astsubay A. Y.’ın arandığı, 04.11.2012 tarihinde 10:35:13 de sanığın arandığı ,aynı tarihte 10:39:06 da ise İ. B.’nın arandığının görüldüğü, sanığın aranmalarının hemen öncesinde ve sonrasında ardışık olarak tabir edilen yöntemle, Uzman Jandarma …., Astsubaylar ……’nın ve Teğmen ….in arandığının görüldüğü, ardışık arandığı iddia edilen askeri personelin rütbelerinin ise genel olarak astsubaylardan oluştuğu, ardışık arandığı iddia edilen askeri personel ile ilgili olarak ifade suretlerinin dosya arasına getirtildiği ancak bu kişilerin sanık hakkında herhangi bir beyanda bulunmadıkları, Yargıtay kararına bakıldığı zaman aramanın periyodik olmasından da bahsedildiği, somut olayımızda ise aramaların belli periyotlar halinde gerçekleşmediği, aramaların sadece 2012 yılında yapıldığı, hatta sanığın önceki görev yerlerine ilişkin olarak yapılan araştırmada da sanık hakkında görev yerlerinden olan Diyarbakır ve Eskişehir ilinde de ardışık aranma metodu yöntemi ile haberleşme yapıldığı iddiasından kaynaklanan bir soruşturma bulunmadığı, itirafçıların beyanlarına göre görev yeri değişen askeri personeli yeni görev yerinde başka bir mahrem imamın karşıladığı ve bu şahısla bu mahrem imamın ilgilendiği, mahrem imamın bu anlamda örgüt üyesi olan kişi ile ardışık arama yöntemi ile de irtibatını devam ettirmesi gerektiği, somut olayımızda da sanığın önceki görev yerlerinde bu tür bir haberleşme yöntemine rastlanılmadığına göre arada bir kopukluk bulunduğu, dolayısıyla Yargıtay’ın aradığı anlamda da bir periyodik bir arama olmadığının görüldüğü, Yargıtay kararında da belirtildiği üzere ardışık arama metodu yöntemi haricinde sanık hakkında örgüt üyesi olduğuna ilişkin beyanda bulunan herhangi bir tanık beyanı da bulunmadığı, ardışık arama metodu yönteminden yola çıkarak sabit hat, ankesörden yapılan aramalardan yola çıkarak sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulabilmesi için bu aramanın örgütsel saikle yapıldığına ilişkin her türlü teknik bulgu verilerle ispatlanması gerektiği gibi bu aramaların örgütsel saikle yapıldığına ilişkin tam bir vicdani kanaat oluşması gerektiği, sanığın savunması incelendiğinde, sanık savunmasında; söz konusu yapı ile kalacak yeri olmadığından dolayı dersane döneminde yapının yurda bağlı evlerinde kaldığını, burada yaklaşık 1, 1.5 ay kaldığını, burada … isimli şahıs ile tanıştığını, 2010 yılı Mayıs ayından sonra …’in kendisine çok müdahalede bulunduğu için yavaş yavaş … ile muhabbetini kestiğini, daha sonrasında İzmir’de çarşı izninde iken Konak meydanında otobüsten inince …. isimli şahsın yanına geldiğini … ile neden görüşmediğini sorduğunu, ancak kendisinin görüşmek istemediğini söylediğini, 2011 Mart ayından sonra da kimse ile görüşmediğini, ardışık arandığı iddia edilen şahıslardan R. U.’ı okuldan tanıdığını, samimiyetinin olmadığını kendisinin sadece lise döneminde kalacak yeri olmadığı için örgüte ait evlerde kaldığını, örgütle irtibatlı kişilerin kendisi ile görüşmek istediğini ancak kabul etmediğini, uzak durduğunu beyan ettiği, Türkiye genelinde sanık hakkında tanık beyanı olup olmadığı konusunda yazılan yazıya verilen cevapta tanık beyanının olmadığının bildirildiği, Ardışık arama kayıtlarına bakıldığı zaman aramaların sadece 2012 yılına ait olması ve hiçbir görüşme kaydının da bulunmaması sanığın savunmasını doğrular mahiyette olduğu, sanığın önceki ve sonraki görev yerlerinde de bu şekilde bir aranma kaydı bulunamadığına göre aramanın da periyodik yapılmadığı ve 2012 yılından sonra bir kopukluk olduğu, sanığın örgüt üyesi olduğu kabul edilse idi, sanık ile ilgili her bir görev yerinde ilgilenecek bir mahrem abinin bulunması gerektiği ve kendisi ile irtibata geçilmesi gerektiği halde sanıkla ilgili olarak 2012 yılından sonra herhangi bir irtibatın olmadığı, ardışık arama metodu ile yapılan arama sayısının azlığı, aramaların periyodik olmaması, aranan kişilerin sanık ile ilgili beyanda bulunmamaları, yine sanık hakkında örgüt üyeliğine ilişkin beyanda bulunan herhangi bir tanık beyanının bulunmaması, 2012 yılından sonra herhangi bir ardışık şekilde yapılan arama yöntemine rastlanılmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt üyesi olduğunu gösterir her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK.’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler , tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay 16. (Kapatılan) Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 Esas – 2019/6842 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, “her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı” hususu gözetilerek;
Mahkemece yapılan yargılama sırasında, sanığın askeri eğitim için bulunduğu ve sonrasında görev yaptığı İzmir, Diyarbakır, Eskişehir illerinde, hakkında ankesör/ardışık aranma soruşturması ile tanık beyanı bulunup bulunmadığının belirtilen yerlerin ilgili makamlarına sorulduğu, ilgili birimlerce sanık hakkında herhangi bir bilgi bulunmadığı şeklinde cevap verildiği, sanığın savunmasında 2011 yılına kadar örgüt ile irtibatlı olduğunu, ancak sonrasında hiçbir bağlantısının kalmadığını beyan ettiği, temyiz aşamasında dosyaya gelen tanık ….’nın beyanlarının da sanık ile örtüştüğü, ardışık arama olarak nitelendirilen aramaların 2012 yılına ait olduğu, söz konusu yapının kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihte sanığın eyleminin bulunmadığı anlaşılmakla; yapılan yargılama sonunda atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına ilişkin gerekçelerin karar yerinde gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2021/510 Esas, 2021/1111 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.