YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19731
KARAR NO : 2023/1898
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği
temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2008 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ila yedinci fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2009 tarihli ve 2008/223 Esas, 2009/6 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci ila beşinci fıkraları, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ve hak yoksunluğu ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
3. Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2009 tarihli ve 2008/223 Esas, 2009/6 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 02.11.2015 tarihli ve 2015/1285 Esas, 2015/6821 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında aynı suçtan dolayı başka dava olup olmadığının araştırılması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/325 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezasına dair hükmün, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 12.05.2016 tarihinde itirazın reddi üzerine kesinleşmiştir.
5. Sanığın denetim süresi içinde 13.07.2021 tarihinde işlediği Kullanmak için ………… suçundan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/35571 numaralı soruşturma dosyasında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında 17.06.2021 tarihli ve 2021/32919 Karar sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek ihbarda bulunulması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2021/179 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak,
sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, savunma hakkının kısıtlandığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıktan alınan … örneklerinde yapılan incelemede sanığın esrar kullandığının sabit olduğu, üzerinden 1 gram civarında esrar maddesi çıktığı, sanığın herhangi bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri sırasında atılı suçu işlemediği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde uyuşturucu kullanma suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Suç tarihi, sanıktan kan ve idrar numunesi alınan 14.10.2008 tarihi olduğu halde gerekçeli karar başlığında 07.10.2008 olarak yazılması,
B. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan
düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
C. Sanık hakkında çıkartılan duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğine dair belgenin dosya içerisinde ve UYAP sisteminde denetime açık bir şekilde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
D. Hapis cezasına mahkûm edilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmemesi, nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2021/179 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.