Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/12312 E. 2022/8132 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12312
KARAR NO : 2022/8132
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.11.2016 tarih ve 2014/125 – 2016/351 sayılı kararı
Suç : Terör örgütü propagandası yapmak
Hüküm : Sanığın 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 43/1, 53, 58/9. Maddeleri uyarınca mahkumiyetine dair karar hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi edair karar

Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçuna yönelik kesin olarak verilen hüküm yönünden, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5. maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısı ve herkesi inandıracak şekilde olması, Yargıtayın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilere mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların; iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı konusundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekirken; dosya kapsamında terör örgütü propagandası yapma suçunun sübutuna ilişkin mahkeme kabulü incelendiğinde, sanığın örgüt propagandası niteliğindeki hangi eylemlerinin mahkumiyet hükmüne ayrı ayrı esas alındığı ve bu eylemlerin delillerinin nelerden ibaret olduğu somut şekilde belirtilmeden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, T.C. Anayasasının 141/2, CMK’nın 34/1 ve 230/1-c maddelerine de aykırılık oluşturacak biçimde gerekçesiz hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyzi talepleri belirtilen sebeplerle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu sebepten, BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2022 tarihinde üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık … hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/40643 soruşturma numarası üzerinden yürütülen soruşturma sonucunda sanık hakkında kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapmak, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kamu davası açıldığı,
Sanık hakkında İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/125 Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan yargılama sonucunda sanığın 19.01.2007 tarih, 30.03.2013, 10.12.2010, 18.04.2013, 08.05.2015, 11.06.2013, 18.06.2013, 24.07.2013 tarihli gösteri ve toplantılara katılarak terör örgütü propagandası yaptığı ve terör örgütü üyesi olduğu, yine 31.05.2013 tarihinde Gezi Parkı eylemleri sırasında ESP, MLK-P ve SGDF örgüt üyeleri içerisinde yer alarak emniyet güçlerine molotof ve taş atan grup içerisinde olduğu iddia edilerek hakkında görevli memurlara mukavemet suçundan dava açıldığı tespit edilmiştir.
Sanığın propaganda eylemlerinin tümü örgüt üyeliğinin süreklilik, devamlılık, yoğunluk eylemleri olarak kabul edilip örgüt üyeliğine esas alındığı halde, aynı eylemler aynı zamanda propaganda eylemi olarak cezalandırılmıştır. Bir suçun delili ve unsuru kabul edilen eylemin bir başka suçun delili ve unsurunu oluşturup oluşturmadığı yönünden çoğunlukla görüş ayrılığımız olmuştur. Yani sanığın tüm propaganda eylemleri örgüt üyeliğine esas teşkil eden süreklilik, devamlılık ve yoğunluk kıstaslarına esas alınarak cezalandırılmışsa bunlardan dolayı ayrıca propaganda suçuna esas alınıp alınamayacağı, aynı eylemden dolayı iki kez cezalandırılamama ve Türk Ceza Kanununun 44. maddesine aykırılık açısından tartışılması gerektiği ve ayrı bir suç oluşturmayacağı, eylem kül halinde tek ve ağır olan suçtan cezalandırılma yoluna gidileceği zorunlu olduğundan çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Zira 2006 yılında 3713 sayılı Kanunun 7, f-2’nin 5532 sayılı Yasayla değişiklikten önceki madde metnine göre terör örgütü propagandası yapanların “Fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca” bu fıkra hükmüne istinaden cezalandırılması gerekmekteydi. Bu değişiklikten sonra eğer terör örgütü propagandası eylemleri örgüt üyeliği suçunun sübutuna esas teşkil eden süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyet kapsamında kalan eylemler olduğu kabul edildiği durumda ayrıca örgüt üyeliği dışında propaganda suçundan cezalandırma yapılamayacağı açıktır. Nitekim; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 12.11.2020 tarih, 2020/4592 E, 2020/5505 K. sayılı kararında terör örgütü propagandası niteliğindeki eylemleri terör örgütüne üye olma suçunun delili olarak kabul etmektedir. Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarih, 2020/1484 Esas, 2020/5143 Karar sayılı kararında; “Sanığın sosyal medyada yaptığı paylaşımların ‘örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmaması, paylaşımların gerçekleştirildiği tarih, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, iddianame tarihi sonrası sanığın dosya içerisine yansıyan herhangi bir eyleminin olmaması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın propaganda suçuna konu edilen eylemlerinin örgütü üyeliği suçunun sübutuna esas teşkil eden süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetler kapsamında kalan eylemler olduğu anlaşılmakla sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi’ gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.”
Dolayısıyla sanığın propaganda kabul edilen tüm eylemleri örgüt üyeliği suçunun sübutuna esas teşkil eden süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetler kapsamında olduğu kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiği ve bu karar Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/190 – 2017/5436 esas sayılı dosyası üzerinden sanığın örgüt üyeliği suçu kabul edilerek yerel mahkeme kararının ONANMASINA karar verildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı ayrıca terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırma yoluna gidilemez.
İkincil olarak; sanığın katıldığı iddia edilen eylemlerde eylemlere katılıp katılmadığı ve eylemlerinin somutlaştırılıp somutlaştırılmadığı, sanığın topluluk içerisinde yer alması değil, topluluk içerisinde suç oluşturan eyleminin tespiti açısından Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesinden alınan 06.05.2016 tarihli raporda;
“25/11/2012 tarihli eylemdeki şahıs’a ait görüntü örnekleri ile …’e ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin “İnceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örneklerinden elde edilen veri karar vermek için yetersizdir(0)*” şeklinde değerlendirildiği,

19/01/2013 tarihli eylemdeki şahıs’a ait görüntü örnekleri ile …’e ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin “inceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örnekleri, mukayese konusu görüntü örnekleriyle kısmi benzerlikler göstermekle birlikte karar vermek için yetersizdir(0+)*” şeklinde değerlendirildiği,

30/03/2013 tarihli eylemdeki şahıs’a ait görüntü örnekleri ile Didem Tarıögen’e ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin “inceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örneklerinden elde edilen veri karar vermek için yetersizdir(0)*” şeklinde değerlendirildiği,

18/06/2013 tarihli eylemdeki şahıs’a ait görüntü örnekleri ile …’e ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin “inceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örnekleri, mukayese konusu görüntü örnekleriyle benzerlikler göstermektedir (+1)*” şeklinde değerlendirildiği,
24/07/2013 tarihli eylemdeki şahıs’a ait görüntü örnekleri ile …’e ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin “İnceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örneklerinden elde edilen veri karar vermek için yetersizdir(0)*” şeklinde değerlendirildiği hususlarını bildirir kanaat raporudur.” şeklinde rapor verildiği, görüldüğü gibi sanığın eylemleri somutlaştırılmadığı gibi, eylemlere katılıp katılmadığı yönünde de tespitlerin yapılamadığı,
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda sanığın bu eylemleri kabul edilerek terör örgütü suçunun süreklilik, devamlılık ve yoğunluk gerektiren eylemleri kabul edilerek örgüt üyeliği suçu oluştuğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği tespit edilmiştir.
Sanığın bu eylemleri dolayısıyla yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/190 – 2017/5436 esas sayılı dosyası üzerinden sanığın örgüt üyeliği suçu kabul edilerek yerel mahkeme kararının ONANMASINA karar verildiği,
Görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden ise bölge adliye mahkemesinin kararı CMK’nın 286/2-b maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan temyiz istemi CMK’nın 298. maddesi gereğince REDDİNE karar verildiği tespit edilmiştir.
Sanık hakkında İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2017 tarih, 2017/173 Esas, 2017/235 sayılı kararıyla sanığın 19.01.2013 tarihli eylemine ilişkin 2911 sayılı Yasanın 33/1, 30.03.2013 tarihli üçüncü eylemine ilişlkin 2911 sayılı Yasanın 33/1, 18.04.2013 tarihli dördüncü ve beşinci eylemlerine ilişkin 2911 sayılı Yasanın 33/1, 43/1 ve 28.05.2013, 11.06.2013, 17.07.2013 tarihli altı, yedi ve sekizinci eylemlerine ilişkin 2911 sayılı Yasanın 33/1, 43/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, bu karararlara karşı da 7188 sayılı Yasa kapsamında yeniden temyiz başvurusu yapıldığı ve bu dosyanın da 2021/15110 Esas ve 2022/9451 sayılı dosya üzerinden Dairemizce yürütüldüğü tespit edilmiştir.
Bu dosyada yapılan temyiz sonucunda Dairemizce 2021/15110 Esas, 2022/9451 Karar sayılı kararıyla 7188 sayılı Kanun kapsamında kalan suç olmadığı düşüncesiyle istinaf mahkemesinin ret kararının ONANMASINA karar verilmiştir.
Sanık hakkında daha önce İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen terör örgütü propagandası suçunun yasal temyiz sınırları içerisinde kalmaması nedeniyle kesinleşmesi üzerine 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi gereğince 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesi ve 7188 sayılı Kanunun 5/1-f maddesi gereğince yeniden temyiz hakkı tanınması üzerine sanık müdafii tarafından başvurusu üzerine dosyanın Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/12312 Esas, 2022/8132 sayılı dosyası üzerine yapılan inceleme sonucunda propaganda eylemlerinin hükme ayrı ayrı esas alındığı, bu eylemlerinin delillerinin nelerden ibaret olduğu somut şekilde belirtilmeden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, T.C. Anayasa’sının 141/2, CMK’nın 34/1, 231-c maddelerine aykırılık oluşturacak şekilde gerekçesiz hüküm kurulması sebebiyle BOZULMASINA karar verildiği,
Bu bozma eylemine usul tekniği bakımından katıldığımızı belirtmekle birlikte, esas itibariyle sanığın propaganda eylemlerinin daha önce cezalandırılma konusu yapıldığı ve örgüt üyeliğinin süreklilik, devamlılık ve yoğunluk eylemleri olarak kabul edildiği, bu nedenle yeniden bir suçun delili ve unsuru olan eylemin bir başka suçun delili ve unsuru olamayacağı, bu hükmün sanığın ikinci kez yargılanma yasağına ve Türk Ceza Kanununun 44. maddesine aykırılık nedeniyle propaganda suçundan sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bundan imtina edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Terör örgütünün propagandasını yapmak suçu 3713 sayılı Kanunun 7/2. maddesinde düzenlenmiştir. Esas itibariyle propaganda da örgüte yardımın özel bir şeklidir.
Propaganda suçunun konusu terör örgütüdür, terör örgütünün faaliyetleridir, örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve terör örgütünün kurucu, yönetici ve sair üyeleridir. Suçun oluşabilmesi içi, propagandanın belirli bir terör örgütü ile ilişkilendirilmesi gerekir. Propagandanın özelliği, belirli veya belirsiz kişileri muhatap almasıdır; yani belirli veya belirsiz kişileri etkilemek amacıyla yapılmasıdır. Bu yönü itibarıyla propaganda suçu ancak doğrudan kastla işlenebilen bir amaç suçtur ve burada sanıkların bilme, isteme ve yayma kastının tespit edilmesi gerekir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.03.2017 tarih ve 2016/7430 Esas, 2017/3637 Karar sayılı kararında; “…3713 sayılı Kanunun 7/2. fıkrasında tanımlanan terör örgütünün propagandasını yapma suçunun unsurları 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı kanunun 8. maddesi ile değiştirilerek “Terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek şekilde” propagandasını yapmayı yaptırıma bağlamıştır. Propaganda suçunun oluşması için; Terör örgütü ile ilgili bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtma, benimsetme ya da yayma amacıyla yapılmasının yanında terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermeli veya bu yöntemleri övmeli ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması gerekmektedir.” şeklinde karar verildiği,
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesi “24.11.2015 tarih ve 2015/4456 K, 19.04.2016 tarih ve 2016/2536 K, 07.03.2017 tarih ve 2017/3434 K, 14.03.2017 tarih ve 2017/3637 K, 08.04.2015 tarih ve 2015/719 K, 27.10.2015 tarih ve 2015/3568 K, 11.06.2015 tarih ve 2015/2304 K ….vb.” sayılı kararlarında aynı görüşü benimseyip istikrarlı bir şekilde…” propagandasını yapmayı suç olarak kabul ettiği tespit edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin istikrarlı olarak kararlarında belirtildiği gibi;
“… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, şiddeti teşvik ve tahrik edici nitelikte olmayan silahlı terör örgütüyle ilgili propagandayı istikrarlı bir şekilde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi üzerine bu kararlara uyum sağlama amacıyla 3713 sayılı Yasa’nın 7. Maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik ile her türlü terör örgütü propaganda suçuna; terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek veya övmek ya da teşvik etmek unsurunu ilave etmiştir…”
Sanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında deliller dikkate alındığında hakkında açılan 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesi ve 3713 sayılı Kanunun 7/2. maddesine muhalefet suçlarının teknik olarak oluşmadığı, bunlara karşı kanun yararına bozma yoluna ilgililerce gidilebileceği;
Dolayısıyla, düzenlemeler ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararları, AİHM kararları, yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında sanığın esas itibariyle isnat edilen propaganda suçunun unsurları oluşmadığı anlaşıldığından isnat edilen suçtan ayrıca bir cezalandırma yoluna gidilemeyeceği dikkate alınarak sanık hakkında bir önceki örgüt üyeliğine esas alınan bu eylemlerin genel hükme esas alınamayacağı, alınsa bile propaganda suçunun unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.