Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/60 E. 2023/849 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/60
KARAR NO : 2023/849
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 5.810,00 TL olduğu, kasten öldürme suçundan 08.02.2007 – 01.05.2007 tarihleri arasında 82 gün tutuklu kalan davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 4.115,16 TL olması nedeniyle davalı açısından hükmün kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; Mahkemece bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 29.05.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin 08.02.2007 – 01.05.2007 tarihleri arasında haksız olarak tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararına ilişkin 500.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini arz ve talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 29.06.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davacının kimlik ve adres tespiti yapılarak derdestlik araştırması yapılmalıdır. Dava yasal süresinde açılmamıştır. Davaya konu olan mahkeme kararı kesinleşmemiştir. Davacının eylemi ile oluşan suçun niteliği itibariyle haksız gözaltı oluşmamıştır. Talep edilen tazminat miktarları ve faiz fahiş olup, reddi gerekmektedir. Davacının davaya ilişkin muvafakatinin olup olmadığı, mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı araştırılmalıdır. Davanın tamamen veye kısmen reddi halinde reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2016 tarihli ve 2015/189 Esas, 2016/50 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.115,16 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

4. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2016 tarihli ve 2015/189 Esas, 2016/50 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2021 tarihli ve 2020/8619 Esas, 2021/8792 Karar sayılı ilâmı ile; davacı ile ilgili tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmemesi, 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nefasetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak manevi tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi, Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve nedene dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve nedene dayalı olarak açılmış başka bir dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kabul ve uygulamaya göre de; Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, 05.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınmadan, bu aralıktan düşük hesaplanan nisbî avukatlık ücreti yerine sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücrete hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

6. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2022/26 Esas, 2022/342 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.115,16 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.12.2022 tarihli ve 2022/158076 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz isteği; davanın yasal süresinde açılmadığına, hükme esas alınan bilirkişi raporu taraflarına tebliğ edilmeyerek savunma haklarının kısıtlandığına, davacı lehine maddi tazminata hükmedilmesine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazlalığına, hükmedilen tazminat miktarlarına faiz işletilmesine, ilişkindir.

B. Davacı vekilinin temyiz isteği; maddi tazminatın hesaplanmasında yapılan cezaevi harcamalarının ve ödediği vekalet ücretinin dikkate alınmamasına, hükmedilen tazminat miktarlarının azlığına, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
Davacının kasten öldürme suçunu işlediğinden bahisle 08.02.2007 tarihinde tutuklandığı, 01.05.2007 tarihinde tahliye edildiği, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/237 Esas 2015/55 Karar sayılı kararı ile 09.02.2015 tarihinde davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, beraat kararının 13.04.2015 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş gerekçeli kararın davacıya tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bilgi ve belgeye rastlanmadığı, davacının bu dosyada tutuklu kaldığı sürenin başka herhangi bir mahkumiyetinden mahsubuna ilişikin dosya içinde herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmadığı, işbu dosya dışında haksız tutuklama nedeniyle açılmış tazminat dosyasının bulunmadığı, davanın yasal süresi içinde açıldığı, mahkemenin yetkili mahkeme olduğu, davacının söz konusu tutuklama müzekkeresini 08.02.2007 – 0.05.2007 tarihleri arasında fiilen infaz ettiği anlaşılmıştır.

Maddi tazminat hesabı için dosya bilirkişiye gönderilmiş, davacının gözaltı ve tutuklanmadan önce ve tutukluluktan hemen sonra devam eden sürekli ve kurumsal kaydı bulunan bir işi olmaması buna bağlı olarak düzenli bir gelirinin bulunmadığı anlaşıldığından haksız tutukluluk nedeniyle uğradığı gelir kaybının asgari ücret miktarları dikkate alınarak hesaplanması gerektiği sonucuna varılmış ve davacının gelir kaybının 1.115,16 TL olduğu tespit edilerek 1.115,16 TL maddi tazminatın 08.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılan suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın oluş şekli, tutuklulukta geçirdiği süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nefaset kurallarına uygun 3.000,00 TL manevi tazminatın 08.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 4.000,00 TL vekalet ücretinin davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/237 Esas ve 2015/55 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten öldürme suçundan 08.02.2007 – 01.05.2007 tarihleri arasında 82 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 13.04.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 5.810,00 TL olduğu, kasten öldürme suçundan 08.02.2007 – 01.05.2007 tarihleri arasında 82 gün tutuklu kalan davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 4.115,16 TL olması nedeniyle davalı açısından hükmün kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 21.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değişik 427 nci ve ek 4 üncü maddelerindeki temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Davacı vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1.Maddi tazminata ilişkin temyiz isteği yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yine, davacının cezaevinde yaptığı harcamaların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği göz önüne alınarak, kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Manevi tazminata ilişkin temyiz isteği yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önüne alınarak takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2022/26 Esas, 2022/342 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2022/26 Esas, 2022/342 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.