YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17625
KARAR NO : 2023/530
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Müşteki Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.02.2016 tarih ve 2016/5852 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemli Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne kamu davası açılmıştır.
2. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/138 Esas, 2016/270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ilk derece mahkemesi hükmünün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan mağdur vekili tarafından sadece süre tutum dilekçesi verilmiştir.
2. Bakanlık; gerekçeli kararın tebliğinden sonra temyiz ve katılma talebinde bulunmuştur.
3. O yer Cumhuriyet savcısı; iddia ve olay tarihleri arasında geçen iki üç ay kadarlık süre, maddi delilin bulunmaması, sanığın eylemi kabul etmemesi, mağdur ve müştekinin beyanlarının iknaya yönelik olması hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak ve açık ve kesin bir delil bulunamadığı anlaşılmakla sanığın delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
4. Sanık müdafii; müştekinin mahkeme beyanları ile soruşturma aşamasındaki beyanlarının çelişkili olduğunu, intikalin iddia tarihinden çok sonra olduğunu, başka biriyle yaşamış olduğu cinsel ilişkiye sinirlenip aynı anda şikayetçi olduğunu, müştekinin hakkında takipsizlik kararı verilen İlham hakkındaki beyanlarının duruşma zaptına geçmediğini, şikayet süresine mahkemece değinilmediğini, mağdure ile sanık arasında cinsel birliktelik yaşanmadığını, ev ortamında cinsel ilişki yaşanmamışken parkta açık alanda araç içerisinde arkadaşları birkaç adım ötede otururken gerçekleştiği iddiasının akla ve mantığa uygun olmadığını, … raporunda eski yırtık tespit edildiğini, kızlık zarının daha öncesinde de bozulmuş olabileceğini, sanığın her aşamada cinsel ilişki kurmadığını beyan ettiğini, … isimli tanığın dinlenmesi gerektiğini, mağdurenin görünüş itibari ile 18 yaşını geçgin olduğunu, bu nedenle hastane doğumlu değil ise kemik yaşının tespitinin gerektiğini ve sair temyiz itirazlarını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece mahkemesi; “Suç tarihinden önce mağdure ile bir süre arkadaşlık yapan sanığın, mağdure ile buluştuğu sırada birlikte alkol alıp, mağdureyi sarhoş ettikten sonra temin etmiş olduğu bir araç içinde zorla organ sokmak suretiyle vajinal yoldan mağdure ile cinsel ilişkiye gidriği, mağdurenin engel olmak istediği ancak alkollü olması nedeniyle başaramadığı aldırtılan … raporunda mağdurenin kızlığının bozulduğunun tespit edildiği, yaptırtılan teşhiste de mağdurenin sanığı kesin ve net bir şekilde teşhis ettiği iddia edilerek, sanık hakkında çocuğa karşı cinsel istismar suçunu işlediğinden sahisle atılı suçtan cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açıldığı anlaşılmış ise de;
Sanığın mağdure ile 1-2 kez görüştükleri, kendisiyle rızaya dayalı veya rızası dışında ilişki yaşamadığı, olay tarihinde parkta alkol aldığını, bu sırada mağdurenin telefonla kendisini arayarak geceleyin saat 23:00 sıralarında parkta bulunduğu yere geldiğini, yanında … … isimli arkadaşının da bulunduğunu …’ın günü birlik kiraladığı eve giderek tek odalı evde ayrı ayrı yataklarda uyuduklarını, bir …’ın kendisini uyandırarak mağdurenin orada olmadığını söylemesi üzerine, mağdureyi lavaboda kollarını kesmiş vaziyette gördüklerini, evine götürmek istediğini, daha sonra mağdure ile görüşmediklerini, ancak evde mağdure ile cinsel ilişki yaşanmadığı gibi araç içerisinde de böyle bir olayın yaşanmadığına dair savunmada bulunduğu,
Mağdurenin ise, sanığın savunmalarına katılmadığı, yalan söylediği, olaydan önce kuzeni olan …’ın aracılığı ile sanıkla tanışıp arkadaş olup, daha sonra sevgili olduklarını, sanığın olay günü işten çıktıktan sonra gelip kendisini aldığını, bekar evine gittiklerini, sanığın burada cinsel ilişkiye girmek istediğini, ancak izin vermediğini evde cinsel olarak ilişki yaşamadıklarını birkaç gün sonra ise sanığın yanında … ve tanımadığı bir arkadaşı ve ayrıca araç kullanan bir kişi olduğu halde gece saat 00:00 sıralarında buluşarak araçla gittiklerini, alkol aldıklarını, bir ara sanığın araçtan birşey getireceğini söyleyerek birlikte aracın bulunduğu yere gittiklerini, aracın içine girdiklerinde, birden sanıın üstüne atlayarak arka koltukta üzerine abandığını, sırt üstü yatırarak pantolonunu indirip engellemeye uğraşmasına rağmen cinsel ilişkide bulunduğunu, sanığın kan geldiğini görünce bir daha yapmadığını, sanıktan şikayetçi olup davaya katılmak istediğine dari anlatımlarda bulunduğu anlaşılmıştır.
Mağdurenin annasi olan şikayetçi …’ın da kızının beyanlarına katılarak, sanıktan şikayetçi olduğuna dair beyanda bulunduğu,
Soruşturma aşamasında Bağcılar … Amirliğinde yaptırtılan canlış teşhiste kendisiyle rızası olmadan cinsel ilişkiye giren şahsın 5 no’lu fotoğrafta sanık … olduğuna dair kesin ve net olarak teşhis ettiği,
Mağdure hakkında …. Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 21/01/2016 tarihli raporda mağdurenin genital muayenesinde cinsel eylemin vücuda organ ya da sair cisim sokularak gerçekleştiği, fiili livatanın akut ya da kronik dönem bulgularina rastlanılmadığının tespit edildiği anlaşılmış olup, bu şekilde; olay tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunduğu anlaşılan mağdure ile sanığın yakınma, savunma içerikleri, mağdure yönündeki … Şube Müdürlüğü raporları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ile mağdure arasında rızaya dayalı olarak duygusal bir arkadaşlık ve buna bağlı yine rızaya dayalı cinsel yakınlığın varlığının kabul edildiği, olay tarihinde sanık tarafından ayrıca bu eylemin gerçekleştirilmesine yönelik olmak kaydıyla mağdurenin iradesi dışında herhangi bir iradesini sakatlayacak ve direncini kıracak bir madde kullanımının veya kullandırılmasının söz konusu olmadığı, eylemin tüm bu hale göre sanığın savunmalarındaki çelişki ve dolaylı ikrara yönelik anlatımları karşısında mağdure ile sanık arasında yakınmaya bağlı olmak üzere, vücuda cinsel organ sokmak suretiyle cinsel ilişkinin gerçekleştirildiği, katılanın yakınıcı olduğu, suç vasfının bu haliyle değişiklik göstererek kabul edildiği sonuç ve kanaatine varılmakla reşit olmayan mağdureyle rızası dahilinde cinsel ilişki de bulunmak suçunu oluşturduğu, iddia, sanığın kaçamaklı savunması, mağdurenin şikayete yönelik anlatımı, genel adli muayene raporu, üst arama tutanağı, yakalama ve gözaltına alma tutanağı, şüpheli ve sanık hakları formu, 24/01/2016 tarihli canlı teşhis teşhis tutanağı, yakalama-teşhis ve muhafaza altına alma tutanağı, mağdure hakkında …. Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 21/01/2016 tarih ve 2016/1017 sayılı rapor ve tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakla, sanığın sabit görülen atılı suçtan eylemine uyan TCK 104/1,58/1,58/6 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi oy birliği ile uygun görülmekle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis etmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Vekili, Sanık Müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemlerinin İncelenmesi Yönünden
1. İlk derece mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama sırasında mağdure ile sanığın ifadelerinde geçip, olaya ilişkin bilgisi olduğu anlaşılan tanıklar Ahmet Diken, … ve … isimli kişilerin teminiyle dinlenilmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Uygulamaya göre de; iddianamede sanığın 5237 Sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile ikinci fıkrası, mütalaada ise beraatine karar verilmesi talep edildiği halde, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan aynı Kanun ‘un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi ihlal edilerek savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Mağdure Vekili, Sanık Müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemlerinin İncelenmesi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/138 Esas, 2016/270 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2023 tarihinde karar verildi.