YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23375
KARAR NO : 2023/638
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/614 E., 2018/479 K.
SUÇ : 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’na Muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/730 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 14.06.2014-15.07.2014 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi,
73 üncü maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca neticeten 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen 3.000,00 TL adlî para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 24 eşit taksitte tahsiline karar verilmiştir.
2.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/730 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 02.12.2015 tarihli ve 2015/691 Esas, 2015/694 Karar sayılı ilâmı ile;
“…Temyiz incelemesinin konusunu oluşturan mahkûmiyet hükmünde, sanığın, kısa süreli hapis cezasının kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya çevrilmesi yönündeki talebinin hiç değerlendirilmemiş olması, bu seçenek yaptırımın uygulanmama gerekçesinin ve seçenek yaptırım olarak adlî para cezasının tercih edilme gerekçesinin temyiz incelemesine olanak sağlayacak şekilde gösterilmemiş olmasının usul yönünden hukuka aykırı olduğu”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2018 tarihli ve 2017/614 Esas, 2018/479 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 73 üncü maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanığın sabıkalı geçmişinin ortaya koyduğu suça meyilli kişilik yapısı, suç tarihinden sonra dahi başka suç işlemiş olması hususları gözetildiğinde bir daha suç işlemeyeceğine dair bir kanaat oluşmadığından verilen cezanın ertelenmesine, seçenek yaptırıma çevrilmesine ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.09.2021 tarihli ve 2018/33370 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 22.05.2014 tarihinde Ankara GATA Eğitim Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinden 21 (yirmi bir) gün hava değişimi raporu aldığı, hava değişimi bitimini takiben Menemen Askerlik Şubesine başvurduğu, Askerlik Şubesi tarafından 12.06.2014 tarihinde bir gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, en geç 14.06.2014 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 15.07.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı, Birliğince sevk edildiği Ankara GATA Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunun 21.07.2014 tarihli ve 12079 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile askerliğe elverişsizlik kararı verilmesi üzerine, aynı Sağlık Kurulundan temin edilen Ek Rapor ile suç tarihlerinde cezai ehliyetinin tam olduğu ve askerliğe elverişli olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.
2.Sanık 12.01.2015 tarihli savunmasında özetle; “Menemen Askerlik Şubesi tarafından 1 gün yol süresi verildiğini, çocuğunun felç hastası olması, maddi durumunun kötü olması nedenleriyle zamanında birliğine katılamadığını, aynı zamanda hasım sahibi olduğu için eşini de yalnız bırakamadığını, 15.07.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek katılış yaptığını, beraatını, aksi halde lehine olan tüm kanun hükümleri ile birlikte hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiğini, kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya muvafakati olduğunu” beyan etmiş ve atılı suçu işlediğini ikrar etmiştir.
3.Sanık bozma sonrası alınan 25.01.2018 tarihli ifadesinde de özetle; önceki savunmalarını tekrar ettiğini, Yargıtay bozma ilâmı lehine ise uyulmasını beyan etmiştir.
4.Birliği Komutanlığınca düzenlenen 15.07.2014 tarihli tutanakta; sanığın 22.05.2014 tarihinde gönderildiği 21 gün süreli hava değişiminden 12.06.2014 tarihinde dönmesi gerekirken dönmediği, 15.07.2014 tarihinde kendiliğinden kışlaya katılış yaptığı belirtilmiştir.
5.Sanığın 12.06.2014 tarihinde 1 gün yol süresi verilerek birliğine serbest olarak sevki yapıldığına dair Menemen Askerlik Şubesi Başkanlığınca düzenlenen sevk belgesi dava dosyasında mevcuttur.
6.Sanık hakkında düzenlenen Ankara GATA Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunun 21.07.2014 tarihli ve 12079 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile; sanığın “uyum bozuklukları” tanısıyla askerliğe elverişli olmadığı belirtilmiş, aynı Hastanece düzenlenen 03.11.2014 tarihli Ek Sağlık Kurulu Raporunda da; sanığın askerliğe elverişsizlik hâlinin Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin ilgili maddesinde belirtildiği gibi uyum bozukluğunun tekrarlayıcı nitelikte olduğunun değerlendirildiği 21.07.2014 tarihinden itibaren başladığı, dolayısıyla askerliğe elverişsizlik hâlinin suç tarihlerini kapsamadığı, uyum bozukluğunun kişinin yargılama yeteneğini etkileyen bir rahatsızlık olmadığı, kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltmadığı, dolayısıyla suç tarihlerinde 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından yararlanamayacağı belirtilmiştir.
7.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamede Belirtilen Görüş Yönünden
1.Tebliğname’de Askerî Yargıtay bozma öncesi kurulan 30.04.2015 tarihli hükümde, hapis cezasının adlî para cezasına dönüştürüldüğü, hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği gözetilmeden kazanılmış hak kuralına aykırı davranılarak şimdi kurulan hükümde hapis cezasına hükmedilmesi gerekçesiyle hükmün bozulması talep edilmiş ise de bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın 1412 sayılı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
2.Tebliğname’de Askerî Ceza Kanununa aykırılıktan hüküm kurulurken, uygulanan kanun numarasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması gerekçesiyle hükmün bozulması talep edilmiş ise de 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına uygun bir biçimde temel ceza belirlenirken, uygulanan kanun maddesinin Askeri Ceza Kanunu’nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi şeklinde açıkça gösterildiği anlaşıldığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B.Mahkûmiyet Kararı Yönünden
1.1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen bir suç olduğu ve unsurları arasında mâzeret hâline yer verilmediği, buna göre “Olay ve Olgular” başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere, Askeri Yargıtay 1. Dairesinin bozma ilâmı ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece, sanık hakkında 14.06.2014-15.07.2014 tarihleri arasında kesintisiz süren ve altı haftalık mehil süresi içinde kendiliğinden gelmekle son bulan, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi kapsamına giren “firar” suçunu işlediği sabit görülerek hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.Sanık hakkında kurulan hükümde, 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 73 üncü maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildikten sonra bozma öncesi hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle infazın birer aylık aralıklarla ve yirmi dört eşit taksit halinde ödenmek üzere 3.000,00 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde “5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B-3) paragrafında açıklanan nedenle Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2018 tarihli ve 2017/614 Esas, 2018/479 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 1 inci maddesinin e fıkrasından sonra gelmek üzere; “1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle
hükmedilen hapis cezasının infazının, birer aylık aralıklarla ve yirmi dört eşit taksit halinde ödenmek üzere 3.000,00 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına, taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına,” ibarelerinin eklenmeleri suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.