YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/17387
KARAR NO : 2023/892
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/258 E., 2015/465 K.
MALEN SORUMLU : …
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, sanık …
Babat, katılan … İdaresi vekili, o yer Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî düzeltilerek onama, kısmî bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 nci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 ncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2015 tarihli ve 2014/258 Esas, 2015/465 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında kaçakçılık suçundan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 3.320,00
TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, sanık … hakkında ise kaçakçılık suçundan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ve 3.320,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, aynı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca suça konu kaçak sigaraların müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının ise müsadere talebinin reddine, katılan … İdaresi lehine vekalet ücreti verilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’ın temyiz sebepleri; araçta yolcu olarak bulunduğuna, sigaralarla ilgisinin bulunmadığına ilişkindir.
2. Katılan … İdaresi vekilinin temyiz sebebinin, sadece nakil aracının müsaderesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
3. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi; sanık … hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca indirim uygulanması sonucunda 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
4. Sanık Şahabettin… müdafiinin temyiz sebepleri; 7242 sayılı Kanun’un lehe düzenlemeler içeren maddelerinin değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; sanık Şahabbettin…’nin sevk ve idaresindeki yanında diğer sanık …’ın bulunduğu … plakalı aracın kolluk görevlileri tarafından oluşturulan yol kontrol noktasına 500 metre kala ters istikamete döndüğünün fark edildiği, yapılan takip sonucunda şahısların araçta bulunan sigaraları araziye bıraktıklarının görüldüğü, yapılan kontrolde 310 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … talimat mahkemesinde, suça konu sigaraları satmak için aldığını, arkadaşı olan diğer sanık …’ın gezmek amacıyla araca bindiğini, aracın içerisindeki sigaraları boşaltırken yakalandığını beyan ederek atılı suçu ikrar etmiştir. Sanık … ise 16.05.2014 tarihinde kollukta alınan ifadesinde yolda daha önceden tanıdığı diğer sanığı gördüğünü, Doğubayazıt’a gitmek üzere araca bindiğini, sigaralarla ilgisinin olmadığını, talimat mahkemesinde alınan savunmasında ise diğer sanığı daha önceden tanımadığını, yoldan el kaldırarak araca bindiğini beyan etmiştir.
3. Suça konu sigaralarda … bandrolünün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
4. Suçta kullanılan … plakalı nakil aracına ilişkin ruhsat sureti ve kira sözleşmesi dava dosyasında mevcuttur.
5. Malen sorumlu … kovuşturma aşamasında, ek gelir elde etmek amacıyla aracını kiraya verdiğini, sanıklar tarafından bilgisi dışında suçun işlendiğini beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Nakil Aracının İadesi Yönünden;
Sanıkların savunması, malen sorumlunun beyanı ve tüm dosya kapsamından, nakil aracının 05.05.2014 tarihli kira sözleşmesi ile sanık tarafından kiralandığı, 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsadere kararı verilebilmesi için müsadereye konu aracın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği, nakil aracının kaçakçılık suçunda kullanılması amacıyla sanığa teslim edildiğine ilişkin dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı gözetilerek araç ile ilgili müsadere talebinin reddine ve şerhin kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
B. Sanıklar Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden;
1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesi’ne ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545 ve 7242 sayılı Kanun’lar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2. Sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim uygulanması sırasında 2 yıl 6 ay hapis cezası yerine hesap hatası sonucu 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmolunması,
3. 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
A. Nakil Aracının İadesi Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarih ve 2014/258 Esas, 2015/465 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B. Sanıklar Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2014/258 Esas, 2015/465 Karar sayılı kararına yönelik sanık …, sanık … Sürmel müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı kısmen uygun olarak, oy birliği ile BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.
(K.K.D.)
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklar … ve … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, Cumhuriyet Savcısı, sanık, sanık müdafii ile katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 16.06.2015 tarih ve 2015/465 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler
ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın iadesine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.25.01.2023