Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/35229 E. 2023/602 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/35229
KARAR NO : 2023/602
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/132 E., 2022/69 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9, 63. Maddeleri uyarınca mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2020 tarihli ve 2019/221 Esas, 2020/45 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yönelik hüküm kurulmuştur.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/585 Esas, 2020/677 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.10.2020 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunması üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.03.2021 tarihli ve 2020/6563 Esas, 2021/2311 sayılı Kararı ile hükmün ”sanığın son celse öncesinde gönderdiği 28.01.2020 ve 18.02.2020 tarihli dilekçelerinde SEGBİS kamerası karşısında savunma yapmanın zorluğunu özellikle vurguladığı görülmekle, hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK’nın 147. maddesiyle değiştirilen ve 08.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7078 sayılı Kanunun 142. maddesi ile de kanunlaştırılan CMK’nın 196/4. maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğu belirtilmeden mahkeme salonunda hazır bulundurulmayıp SEGBİS yöntemiyle esas hakkındaki savunması ve son sözü sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanunun 196/4. maddesine muhalefet edilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/132 Esas, 2022/69 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yönelik tekrar hüküm kurulmuştur.
5. Bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.08.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
Özetle; sanığın terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda bir faaliyette bulunduğuna ya da suç teşebbüsünde bulunduğuna ilişkin iddia ve eylemi olmadığına, örgüte üye olma kastı bulunmadığına, ByLock kullanmadığına, CGNAT kayıtlarının gerçek kullanıcı kayıtları ile uyumlu olmadığına, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına ve sair nedenlerle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
”Sanığın İstanbul ilinde 2010-2017 yıllarında Komiser Yardımcılığı görevini ifa ettiği ve görevinden 672 sayılı KHK ile ihraç edildiği , soruşturma birimlerince aşamalardaki beyanları ve mahkememizdeki savunması nazarında kendisinin kullandığını beyan ettiği ve üzerine kayıtlı bulunan 0505 (…)(..)(..) ve 0505 (…)(..)(..) numaralı GSM hatları üzerinden örgüt mensuplarınca kullanılan kriptografik yazışma programı olan “Bylock” isimli programı …. numaralı profiller üzerinden kullandığı, söz konusu profillerden ;
148198 ID (…) için; ilk olarak 21.08.2014 tarihinde saat 20:42:30’da, son olarak 16.09.2015 tarihinde saat: 23:29:34’de oturum başlatmak üzere toplamda 14507 kez bylock programı için Baltic Servers Litvanya adlı firmadan kiralanan … numaralı IP’ler ile bağlantı kurularak kullandığının gelen BTK cevabi müzekkeresinden anlaşıldığı, Sanığın ikrarı ve Bylock Kimlik Tespit ve Değerlendirme Tutanağı içeriklerinden anlaşıldığı üzere sanığın daha öncesinde şahsına ait olarak tespiti gerçekleşen … numaralı telefona ilişkin HTS ve CGNAT kayıtları üzerinden yapılan inceleme sonucunda baz bilgilerinde yer alan istasyonlarının kayıtlarının sanığın yaşam alanı ve memleketi olarak ifade ettiği yer ile de uyumlu olduğu, bu itibarla bahsi geçen numaranın Bylock Server IP’sine erişim yaptığı dönemdeki kullanıcısının sanık olduğu kanaatine varıldığından konu ID ile Bylock programının da kullanıcısı olduğu, söz konusu ID’ye ilişkin dosyada bulunan 29.10.2017 tarihli Tespit Ve Değerlendirme Tutanağında (TDT) yapılan incelemede sanığın uygulama içi kullanıcı adının “…”, şifresinin ”….” şeklinde olduğunun belirlendiği, müstear kullanılan bu ad ve şifre bilgilerinin sanığın ve babasının isimlerini çağrıştıracak şekilde (…-… , …-…) olarak belirlendiği rakam olarak da sanığın ikameti olan İstanbul il kodunun eklendiğinin görüldüğü, buna göre kullanıcı bilgilerinin sanığı aile nüfus-ikamet bilgileri ile uyumlu olup hesabın sanığa ait olduğuna ilişkin şüphe bulunmadığı, yine TDT’nin incelenmesinde alınan gönderilen mail sayıları, eklenen diğer bylock kullanıcıları …. ‘lerinde bulunduğu, yine ekinde G.D. ile sanığın gelen-giden arama kayıtlarının dökümünün bulunduğu görülmekle hesabın aktif olarak ta kullanıldığının sabit olduğu,
…ID için ise; ilk olarak 10.01.2015 tarihinde saat: 12:20:24 te, son olarak 13.05.2015 tarihinde saat: 20:53:13’te oturum başlatmak üzere toplamda 20 kez bylock programı ile bağlantı kurularak kullanıldığı gelen BTK cevabi müzekkeresinden anlaşıldığı, sanığın adına kayıtlı olan 0505 (…)(..)(..) numaralı telefona ilişkin HTS ve CGNAT kayıtları üzerinden yapılan inceleme sonucunda baz bilgilerinde yer alan istasyonlarının kayıtlarının sanığın yaşadığı yer ile de uyumlu olduğunun belirtildiği, 27.10.2017 tarihli Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı (TDT) içeriklerinden anlaşıldığı üzere uygulama içi kullanıcı adının “Lale80” şeklinde olduğu, şifre bilgisinin yer almadığı, alınan gönderilen mail sayıları da dikkate alındığında hesabın aktif olarak kullanıldığı buna göre, yukarıda belirtilen .. ID no’lu hesap ile karşılıklı olarak ekli oluşu, yazışma içeriğinde “Beyza” isimli bir kadından bahsedildiğinden bu yazışmanın sanığın eşi tarafından yapılan bir yazışma olduğunu çağrıştırması ve yine kullanıcıların sanığa “lale ” adını vermesi birlikte ele alındığında bu hesabın sanık yerine eşi tarafından kullanılmış olabileceğini göstermiş olması dikkate alınarak oluşan şüphe uyarınca işbu … ID no’lu bylock hesabından sanığın sorumlu tutulamaycağından Mahkememizce aleyhine bir değerlendirmeye gidilmediği,
Sanık hakkında M.M.P isimli şahıs etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemiş ve sanık … ile ilgili olarak vermiş olduğu beyanlarda, 2010 yılında kursun ikamesi sonrasında İstanbul iline atandıktan sonra Kadıköy ilçesinde göreve başladığını bu ilçede sohbet gruplarına gidip gelmeye başladığını bu grupta H.E., A.Ç., S.G. ve … isimli şahıslarla kendi evlerinde toplandıklarını, sohbet grubunun abiliğini A.Ç’nin gerçekleştirdiğini ve söz konusu grubun tayin olanların gitmesi ile eksildiğini ve 2016 yılı Temmuz ayında vuku bulan darbe teşebbüsü zamanlarına kadar da sohbet toplantılarına devam edildiğini, darbe teşebbüsü sorasında kendi grubundakilerin ihraç olması ile grubun dağıldığını ifade etmiştir. Aynı zamanda …’ı kesin ve net olarak teşhis etmiştir. Etkin pişman tanık beyanı incelendiğinde, sanığın bu beyanlara karşı alınan savunmasında tanığı tanıdığını ifade ettiği, tanığın anlatımlarında yer alan şahısları aynı görevi ifa etmek ve aynı lojmanda konaklamak şeklinde tanıdığını ifade ettiği anlaşılmıştır. Tanık, beyanlarını Mahkememiz huzurunda da doğrulamıştır. Yine sanık hakkında S.K. isimli şahıs etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu ifadesinde Etiler Komiser Yardımcılığı kursunda öğrenci olduğu dönemde FETÖ/PDY örgütüne ait evlerde sanık …’ı gördüğünü söylemiştir. İşbu tanığa tebliğ yapılamadığından dinlenmesi sağlanamamış beyanları okunmakla yetinilmiştir. Tanıkların beyanları değerlendirildiğinde sanığın komiser yardımcılığı kursunda örgütsel motivasyonu ve aidiyeti artırmak amacıyla sözde sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara darbe teşebbüsüne kadar sürekli bir şekilde iştirak ettiği anlaşılmaktadır.
Sanığın tanıklarla aralarında husumet olmadığını, tanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyanda bulunabileceğini savunduğu görülmekle birlikte, bu aşamada sanık beyanları ile tanık beyanlarının birlikte ele alınması sonucunda, tanık anlatımlarının kabul edilebilir olduğu, sanık beyanlarına göre tanıklar ile aralarında herhangi bir husumetin olmadığının ifade edilmesi ile tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sanık alınan savunmalarında isnat edilen suçlamaları kabul etmemiş ise de; dosya kapsamındaki Bylock Tespit Değerlendirme Tutanağı, tanık anlatımları göz önüne alındığında soyut nitelikte suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
Ayrıca bir örneği dosyamız içerisinde bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca mahrem imamlar soruşturması kapsamında gizli tanık …’dan elde edilen SD kartta sanığın, A5 kodu ile (FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişi örgüt mensubu olarak nitelendirilmesi, yapılan bu örgütsel kodlamanın Bylock kullanıcısı olup örgütsel toplantılara iştirak eden sanığın örgüt içerisindeki konumuyla da uyumlu olduğu değerlendirilmektedir.
Bütün bu anlatılan hususlar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; Komiser Yardımcısı olan sanık …’ın … isimli gizli tanıktan elde edilen örgütsel belgede de sanığa A5 kodu verilmek suretiyle örgütsel hiyerarşiye dahil edildiğinin anlaşıldığı, belirtilen kodlamanın sanığın mahkememizce saptanan örgütsel konumuyla da benzerlik gösterdiği anlaşıldığından sanığın bu şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerinin örgütle olan organik bağına işaret ettiği değerlendirilmekle, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.”
Şeklindeki gerekçelerle sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (kapatılan) İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
a) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (kapatılan) 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın sosyolojik ve kültürel durumu örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz mahrem yapılanması içerisinde örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle atılı suç yönünden kastının bulunmadığı yönündeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın … ID nolu ByLock kullanıcısı olduğu ve gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla kullandığının anlaşılması karşısında hükme esas alınan ByLock tespitine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; sanık …’ın … ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, örgütsel faaliyetlerine ilişkin tanık anlatımları bulunduğu, gizli tanık ”…” dan elde edilen SD kart çözümünde sanığın emniyet mahrem yapılanmasında A5 (Fetö mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadaketi ve bağlılığı en üst seviyede olan) kodu ile kodlanmış olduğu kabul edilerek sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş olup, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, suçun işleniş şekli, sanığın örgüt içerisindeki konumu, eyleminin yoğunluğu ve suç kastı dikkate alınarak yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçesine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve 2021/132 Esas, 2022/69 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.