YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11089
KARAR NO : 2023/9396
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Silahla tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2012 tarihli ve 2012/4059 soruşturma No.lu iddianamesiyle sanıığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a, 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2012 tarihli ve 2012/158 Esas, 2012/875 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’ un 106/2-a, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası geregi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildigi, bu kararın 13.06.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2015 tarihli ve 2015/179 Esas, 2015/468 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğine ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca tabi tutulduğu 5 yıllık denetim süresi içinde 08.08.2014 tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde yer alan basit tehdit suçunu işlediği ve … 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2015 tarihli ve 2014/692 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararı ile neticeten 500.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek bu kararın, 20.01.2015 tarihinde kesinleştiği belirlenip ihbarı üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 02.03.2021 tarihli ve 2018/2185 Esas ve 2021/7077 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçu yönünden;
“1-Sanığın, herhangi bir söz söylemeksizin katılana bıçak salladığının iddia edilmesi, katılanın ve tanık …’nin özellikle soruşturma aşamasında, sanığın bıçağı salladığını ancak bıçağın isabet etmediğini beyan etmeleri ve tanık …’nin araya girerek sanığı uzaklaştırdığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin silahla kasten yaralamaya teşebbüs kapsamında kalıp kalmadığı tartışılmadan, yeterli ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.07.2021 tarihli ve 2021/646 Esas, 2021/1101 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği;
1. Beraat etmesi gerektiğine,
2. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3. Vesaire,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde sanık …’in ailevi nedenlerle karısı olan katılanla tartıştığı esnada mutfaktan ele geçirdiği bıçak ile katılana karşı bıçağı sallayarak tehdit ettiği, bıçak ile katılanı yaralamaya yönelik herhangi bir eylemde bulunmadığı, sanığın yaralamaya yönelik eyleminin bulunmadığının, tanık N.Ü.’nün beyanı ile de sabitlik kazandığı, sanığın üzerine atılı silahla tehdit suçunu işlediği mahkemece kabul edilmiştir.
2. Katılan : “Sanığın savunmalarını kabul etmiyorum. Sanıktan çok defa şiddet gördüm. Olay tarihinde de boşanmamız söz konusu değildi. Biz daha sonrasında boşanmaya karar verdim. Çocuklarımın da tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum. Olay günü eline aldığı bıçakla bana vurmak istedi ancak büyük kızım … bıçakla bana vurmasına engel oldu. Kızım … engel olmasaydı bıçakla beni yaralayabilirdi. Sanıktan şikâyetçiyim, davaya katılma talebim devam etmektedir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. Tanık N. Ü.: “Karakolda vermiş olduğum ayrıntılı ifadem doğrudur. Olay günü “size göstereceğim” diye bıçakla yürüdüğü sırada ben kollarından tutarak kendisine engel oldum. Herhangi birimizi yaralamaya çalışmadı. Karakolda vermiş olduğum ifadem doğrudur. Olay yaşandığı sırada salonda bir kaos ortamı oluştu ve bıçağı anneme doğru salladı ve ben kollarından tutarak kendisine engel oldum. Elini kolunu sallayarak tehditlerde bulunuyordu. Yaralamaya çalıştı mı çalışmadı mı bilemem. Ancak doğrudan vurmaya çalışmadı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Sanığın tevil yollu ikrarda bulunduğu görülmüştür.
5. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Dosya içerisinde mevcut Olay ve Olgular bölümünde açıklanan delillerin birbirleriyle uyumlu bulunmaları karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz sebebi olarak ileri sürülen haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.07.2021 tarihli ve 2021/646 Esas, 2021/1101 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.