YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1394
KARAR NO : 2023/2005
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3088 E., 2022/2939 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 08.04.2022
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/166 E., 2022/406 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile eşinden ölüm aylığı bağlanan davacıya annesinden dolayıda ölüm aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili … ‘in annesi …’dan maaş almak için SGK Denizli İl Müdürlüğüne müracaat ettiğini ve müvekkiline maaş bağlandığını, daha sonra Kurumun müvekkilinin annesinden aldığı maaşı kestiği ve bunun üzerine müvekkilinin tekrar maaş bağlanması için dilekçe ile kuruma başvuruda bulunduğu, bu yazıya binaen Kurumun eşinden maaş almasını gerekçe göstererek bu süre zarfında alınan toplam 9.359,77 TL’yi yersiz ödeme olarak kabul ederek müvekkiline borç çıkarttığı, ayrıca müvekkilinin eşinden aldığı maaştan kesinti yapılarak tahsilat yapılacağını beyan ettiği, müvekkilinin kuruma müracaatında hiçbir bilgiyi gizlemeden maaş talep ettiği ve haklı olarak maaş bağlandığını, Kurumun maaşın iptali işleminin hiçbir hukuk kuralı ile bağdaşmadığı gibi maaş kaldırma işleminin hatalı olduğu, kesilen maaşın kaldığı yerden bağlanması gerektiği, ikinci olarak toplam 9.359,77 TL’nin yersiz ödemenin iadesi talebinin de haksız bir talep olup 08.08.2001 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun değişiklikleri ile 1479 sayılı Kanun’un 45/c maddesi “Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i oranında aylık bağlanacağının düzenlendiği, aynı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 46/2 nci maddesine, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına aylıklardan fazla olan ödenir.” hükmü getirildiği, müvekkilinin çok zor geçimini sağladığı, iyi niyetle zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği tutar oranında geri vermeye yükümlü olmayacağı, müvekkilinin aldığı paranın çok düşük bir bedel olup eşinden aldığı maaşla ve babasından aldığı maaş toplamının asgari ücrctin bile çok altında bir bedel olduğu, bu alınan paraların o ay içinde kullanıldığı, müvekkilinin geçimini sağlamak için çocuklarının yardımına da muhtaç kaldığı, genel deneyimlerden bu maaşın o ay içinde biteceğinin bariz olduğu, kurumun yersiz ödeme konusundaki iade talebinin hatalı olduğu ayrıca geri aldığı kısımları da faizi ile müvekkiline iade etmesinin hak ve adalet için gerekli olduğu, anlaşılacağı üzere müvekkilinin annesinden aldığı maaşın kesilme işlemi yanlış olduğu ve özetle izah edilen nedenlerle davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; 2926 sayılı Kanun’a tabi 01.01.1984-03.10.2000 ile 08.08.2001-02.08.2003 tarihleri arasında vefat eden sigortalıların hak sahibi çoçuklarına aylık bağlanabilmesi için 3 tam yıl sigortalı olma şartı yanında geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak şartı aranmaksızın sadece herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işte çalışıp çalışmadıkları ile buralardan aylık veya herhangi bir gelir alıp almadıklarının tespitine göre aylık bağlanmakta olduğu, davacının dosyasının incelenmesinde eşinden aylık almakta iken annesinden maaş bağlandığının tespit edildiği, 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinde ” Hem eşinden hem de anne babasından ölüm aylığı hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da anne ve/veya babasından bağlanacak aylığı bağlanır” hükmü gereğince davacının hem eşinden hem annesinden çift maaş almasının kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğu, 5510 sayılı Kanun’un Yersiz Ödemelerin Geri Alınması başlıklı 96 ıncı maddesinde “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. ” hükmü gereğince davacıya ödenen yersiz maaşın tahsilinin gerektiği, kurum tarafından yapılan işlemin usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacının hem eşinden hem de annesinden ölüm aylığı alamayacağı kanaatine varıldığından kurum işleminde hata olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Müvekkilinin kuruma müracaatında hiçbir bilgiyi gizlemeden maaş talep ettiğini ve haklı olarak maaş bağlandığını, kurumun maaş kaldırma işleminin yanlış olduğunu, kaldırılan maaşın kaldı yerden bağlanması gerektiğini, davaya konu yaşlılık aylığı hakkı veya ölüm aylığı hakkının hak düşürücü süreye tabi olmadığını, zamanaşımına uğramayacağını, müvekkilinin kurumu yanıltmadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Davacı 2012 yılında ölen eşi dolayısıyla aylık almaktadır. Hakkı doğuran olay 2012 yılıdır. Bu tarihteki 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre çifte aylığa yer olmadığı, dolayısıyla davacının annesinden dolayı bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin kurum işlemi yerinde olduğu gerekçesiyle HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Müvekkilinin kuruma müracaatında hiçbir bilgiyi gizlemeden maaş talep ettiğini ve haklı olarak maaş bağlandığını, kurumun maaş kaldırma işleminin yanlış olduğunu, kaldırılan maaşın kaldı yerden bağlanması gerektiğini, davaya konu yaşlılık aylığı hakkı veya ölüm aylığı hakkının hak düşürücü süreye tabi olmadığını, zamanaşımına uğramayacağını, müvekkilinin kurumu yanıltmadığını, tüm bu nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 günü yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34 üncü maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının babadan dolayı hak sahipliği sıfatı, 01.10.2008 tarihi sonrası, 11.06.2012 tarihinde kocasının ölümüyle kazanıldığından hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükteki mevzuat gereği, özellikle 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi kapsamında davacının hem eşinden hem de annesinden ölüm aylığı alamayacağı bu bağlamda kararın isabetli olduğu anlaşılmaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,
06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…