YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15102
KARAR NO : 2023/514
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel taciz
KARAR : Direnme
Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/512 Esas, 2022/638 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2021/28396 Esas, 2022/4400 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede;
Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin
direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aydın 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 31/05/2016 tarihli ve 2016/70 Esas, 2016/419 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (kapatılan) 14.Ceza Dairesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/11217 Esas, 2021/643 Karar sayılı kararı ile “Sanığın işlediği cinsel taciz suçunun üst sınırının iki yıl ve daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi, mahkemece mahkumiyet hükmü kurulmasının ardından 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1/c bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2020 tarih 2020/16 Esas-2020/33 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan kovuşturma evresine geçilmiş ibaresinin, aynı bentte yer alan basit yargılama usulü yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.09.2021 tarihli ve 2021/187 Esas, 2021/680 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci, ikinci fıkraları uyarınca ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 12.05.2022 tarihli ve 2021/28396 Esas, 2022/4400 Karar sayılı kararı ile önceki bozma kararına atıf yapılarak “…söz konusu ilama uyan mahkemece esasen ceza miktarı itibarıyla sanığın lehine olan basit yargılama usulünün tatbiki suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması… ” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Aydın 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/512 Esas, 2022/638 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci, ikinci fıkraları uyarınca ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.11.2022 tarihli ve 9-2022/139488 sayılı düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; katılanı tanımadığına, iddia edilen eylemi gerçekleştirmediğine, suçu işlemiş olabilecek olan kişinin öldüğüne ve vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “Yargıtay bozma ilamı, iddia, sanık savunmaları, müşteki beyanları, tanıkların beyanları, iletişim kayıtları ve sair dosya kapsamı itibariyle; Sanığın, bir şekilde müştekinin çalıştığı kurumu öğrenerek olaydan önceki günlerde müştekinin iş yeri telefonundan müştekiyi aradığı, vardiya usulü çalışan müştekinin o gün iş yerinde olmadığı, arkadaşlarından müştekinin ne zaman işe geleceğini öğrenen sanığın olay gün ve saatinde müştekiyi aradığı, ilk başta konuşmadığı ve müştekiyi dinlediği; akabinde tekrar aradığı, telefona çıkan müştekiye derinden konuşarak, cinsel haz alır gibi derin nefesler alıp vererek müştekiyi tanıdığını belirttiği ve adıyla hitap ettiği, müştekiyle birlikte olmak istediğini, cinsel birliktelik yaşamak istediğini, hatta paranın sorun olmadığını belirttiği; müştekinin, “aradığı yerin çocuk evi, bir işyeri olduğunu, kiminle konuştuğunu bilip bilmediğini” sorduğu, sanığın, “önemli değil seninle olmak istiyorum” dediği, sanığın gece boyunca değişik saatlerde aramalarına ve taciz içerikli konuşmalarına devam ettiği; müştekiyle buluşmak istediğini söylediği, müştekinin de “cuma günü tekrar ara konuşalım, çünkü o gün çalışıyorum” diyerek zaman kazandığı ve iş yerinin sabit telefonuna arayan numarayı gösteren cihaz taktırmak istediği, sanığın sabah saatlerinde de aynı şekilde aramalarına devam etmesi üzerine müştekinin şikayetçi olduğu; arayan telefon numarasının tespit edilerek yapılan soruşturma sonunda sanık hakkında mevzu davanın açıldığı maddi vaka olarak kabul edilmiştir. Sanığın suçlamaları kabul etmediği olayda, müştekinin beyanlarının tanık beyanlarıyla doğrulandığı görülmekte; iş yerini arayan telefon numarasının sanığa ait olduğunun anlaşılması karşısında sanığın eylemleri sübut bulmaktadır. Sanığın, “suçta kullanılan telefonu …’ın kullanmış olabileceğine” yönelik beyanları olsa da; günün ve gecenin değişik zamanlarında sanığın telefonunu sürekli olarak Yalçın isimli kişinin kullanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı izah gerektirmeyen bir durumdur. Delil durumu itibariyle sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan TCK’nın 105/1-1.cümle ve 105/2-d maddeleri uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde cezalandırılması cihetine gidilmiştir. Suçun işleniş şekli sanıktaki suç kastının yoğunluğunu gösterdiğinden temel cezanın tayininde asgari hadden uzaklaşılmış; sanığın suçlu kişiliği sebebiyle seçenek cezalardan hapis cezası tercih edilmiş; suçun elektronik haberleşme aygıtlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle ve zincirleme olarak işlenmiş olması sebebiyle cezasından kanuni arttırım yapılmış; zincirleme suç hükümleri uygulanırken sanığın eylemlerinin fazlalığı dikkate alınarak asgari hadden uzaklaşılmış; cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri takdiri indirim sebebi sayılmıştır. Aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın cezada kazanılmış hakkı saklı tutularak netice ceza belirlenmiştir. Sanığın dosya kapsamından anlaşılan suça meyilli kişiliği karşısında ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat hasıl olmadığından sanık hakkında başkaca lehe uygulamalar yapılmamış ve hapis cezası korunmuştur.
DİRENME GEREKÇESİ; Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/05/2022 tarih 2021/28396-2022/4400 E.-K. sayılı ilamında, “Mahkemece bozma öncesi gerçekleştirilen yargılama sonucunda verilen ilk mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla
yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemenin ardından 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1/c bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas-2020/33 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “basit yargılama usulü” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan bahisle kararın bozulması üzerine söz konusu ilama uyan mahkemece esasen ceza miktarı itibarıyla sanığın lehine olan basit yargılama usulünün tatbiki suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması” bozma nedeni olarak ortaya konulmuştur. Sanığın üzerine atılı suç CMK 251 maddesinde düzenlenen basit yargılama usulüne (…) tabii suçlardan ise de, kanun koyucunun bu usulü getirmesindeki maksadın mahkemelerin iş yükünü azaltmak olduğu, basit işlerde bu usulün uygulanmasının amaç edinildiği, bu yöndeki değerlendirmenin dosyanın mahkemenin önüne geldiği ilk andaki durumuna göre hakimince değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılarak Yargıtay’ın ilk bozma ilamından sonra tensip zaptı hazırlanırken bu yönde bir değerlendirmeye gidilmiş ve (ilk andaki haliyle) davanın çekişmeli ve delillerin huzurda tartışılması gereği karşısında sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasının hukuken yerinde olmayacağı ve duruşmalı yargılamanın bu davada esas olması gerektiği sonucuna varılmakla duruşma açılmıştır. (Mahkememizin genel uygulamasında, aksi yönde bir değerlendirme yapıldığında bozma ilamından sonra sanık hakkında duruşma açılmamakta, taraflara açıklamalı tebligatlar yapılmak suretiyle dosya üzerinden basit yargılama usulüne göre karar verilmektedir…) Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma ilamı irdelendiğinde, basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi açısından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan bahisle Mahkememiz kararının bozulduğu görülmektedir. Dolayısıyla Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş olmasının, sanık hakkında basit yargılama usulünün (…) uygulanması gerektiği sonucunu doğurması hukuken mümkün değildir, zira Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma ilamı bu yönde bir bağlayıcılık taşımamakta, “değerlendirme yapılması” gereğine işaret etmektedir. Mahkememizce bu değerlendirme tensip zaptı hazırlanırken yapılmış ve bu davada duruşmalı yargılamanın esas olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Duruşmalı yargılamaya devam edildikten sonra Kanunun öngörmediği şekilde sanığın netice cezasından … gereği 1/4 oranında ayrıca indirim yapılması ise kanaatimizce hukuki olmayacaktır. Açıklanan sebeplerle Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiş ve önceki hüküm muhafaza edilmiştir.” gerekçeleriyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Mahkemenin direnme kararı, 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2020 tarih 2020/16 Esas-2020/33 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı
Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın lehine olan basit yargılama usulünün uygulanmasında zorunluluk bulunması nedeniyle yerinde görülmemiştir.
2. Yukarıda açıklanan nedenle Tebliğnamede düzeltilerek onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/512 Esas, 2022/638 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.05.2022 tarihli ve 2021/28396 Esas, 2022/4400 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
09.02.2023 tarihinde karar verildi.