Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/8671 E. 2022/12998 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8671
KARAR NO : 2022/12998
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada davacı vekili, davacının, davalı şirket bünyesinde 11/06/1994-12/08/2008 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitini istemiş; mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulmuş olduğundan, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Bozmaya uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Hizmet tespitine ilişkin davaların yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79 ve 5510 sayılı Yasanın 86/9. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında vurgulandığı gibi davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiğinden, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekir.
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 5.4.1983 d.’lu olan davacı adına davalı şirket işyerinden verilen işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 4.1.2005 ve 17.9.2007 tarihli belirsiz iş sözleşmelerinin dosyaya sunulduğu, hizmet döküm cetvelinde talep edilen dönem içerisinde, 20.4.1999-30.6.1999 tarihleri arasında dava dışı … sicil sayılı……Şti. unvanlı işyerinden, 7.6.2004-30.6.2004 tarihleri arasında dava dışı … sicil sayılı … … unvanlı işyerinden davacı adına hizmet bildiriminde bulunulduğu, 4.9.2002-1.1.2003 ve 4.1.2005-12.8.2008 tarihleri arasında ise davalı şirket işyerinden kesintili hizmetlerin bildirildiği, 21.2.2003-21.5.2004 tarihleri arasında davacının askerlik hizmetini yerine getirdiği, davacı adına hizmet bildirimi yapılan tüm şirketlere ait ticaret sicil kayıtlarının getirtildiği, şirketler arasında organik bağın tespit edilemediği, Küçükçekmece … Merkezinin 28.10.2013 tarihli yazısı ile; davalı …Tic. ve San. A.Ş.’nin 6.2.2004-31.12.2004 tarihleri arasında faaliyetine ara verdiğinin bildirildiği, … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/661-2017/518 E.K. sayılı kararı ile ihyasına karar verilen davalı şirkete tasfiye memuru olarak atanan … …’ın yargılamaya dahil edildiği, ihtilaflı dönem bordrolarının dosya arasına alındığı, tanıkların dinlendiği anlaşılmaktadır.
1- Mahkemece, 1.1.2005 tarihi ve bu tarih sonrası dönem yönünden eksik gün tespitine ilişkin kurulan kabul hükmü yerindedir.
2- 1.1.2005 tarihi öncesine ilişkin olarak;
a- 20.4.1999-30.6.1999 tarihleri arası dönemde, davacı adına dava dışı……Şti. işyerinden yapılan bildirimin varlığı karşısında, 11.6.1994-19.4.1999 arası sürenin hak düşürücü süreye uğramış olduğunun göz ardı edilmesi isabetsiz olmuştur.
b- 7.6.2004-30.6.2004 tarihleri arası dönemde, davacının dava dışı … … unvanlı işyerinden adına yapılan bildirim ile davalı şirketin 6.2.2004-31.12.2004 tarihleri arasında faaliyetinin olmaması gözetildiğinde, kabule karar verilen 1.7.1999-3.9.2002 arası sürenin, eldeki davanın 9.7.2010 tarihinde açıldığı nazara alındığında, hak düşürücü süre kapsamında olduğunun gözetilmemesi de hatalı bulunmuştur.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 25/10/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.