Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/456 E. 2023/298 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/456
KARAR NO : 2023/298
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaçam Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosuna İtiraz

Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, Samsun ili … ilçesi … Köyü / Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacılar adına adına kayıtlı bulunan eski 74 parsel sayılı 1800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 103 ada 13 parsel numarasıyla ve 1889,65 metrekare yüzölçümlü olarak; eski 76 parsel sayılı 1650,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 103 ada 15 parsel numarasıyla ve 1572,74 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı …, maliki bulunduğu 103 ada 13 ve 15 parsel sayılı taşınmazların yüz ölçümlerinin yenileme kadastrosu çalışmaları sırasında, davalıya ait 103 ada 14 parsel sayılı taşınmaz lehine eksik ölçüldüğünü belirterek, taşınmazların yüz ölçümlerinin düzeltilmesine karar verilmesi istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dava konusu 103 ada 13 parsel sayılı taşınmazın davacı dışındaki diğer maliki … davaya katılmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili, davacının talebini net bir şekilde beyan etmediğini, kadastro tespitine itiraz davası ise sürenin geçtiğini, vekil edeni olan davalının taşınmazı 1992 tarihinde satın aldığını, tapuda belirtilen miktarla kullanımında olan miktarın örtüşmemesi üzerine aplikasyon krokisi çıkarıldığını, sınırlara tecavüz olduğu tespit edilince 3091 sayılı Kanun’a göre müdahalenin men’inin talep edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2019 tarih ve 2017/232 Esas, 2019/132 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 17.01.2020 tarih ve 2019/1791 Esas 2020786 Karar sayılı ilamıyla, “Davacıya ait 103 ada 13 parselde davacı dışında …’in de payının bulunduğu, ayrıca davalı 103 ada 14 parselde Alaçam Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifine ait 150.000 TL’lik ipotek bulunduğu, davanın niteliğine göre 103 ada 13 parseldeki paydaşın davaya katılımını sağlamak veya muvafakatini dosyaya sunmasını sağlamak ve davalı parseldeki ipotek sahibini davaya dahil etmek üzere davacıya süre verilmesi gerektiği, bu kişiler davada yer almaksızın ve taraf koşulu sağlanmaksızın karar verilmesi ve hükme esas alınan raporun yetersiz olduğu” açıklanarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde verilen 27.05.2021 tarih ve 2020/38 Esas, 2021/142 Karar sayılı kararla, dava konusu taşınmazla ilgili uygulama kadastrosunun, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi ile bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzenlemelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine uygun yapıldığı açıklanarak davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili, yargılama sırasında yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin, davacı tanıklarının, dava konusu taşınmazların sınırlarının hiç değişmediğini, mevcut sınırların 50 yıldan fazla bir süredir geçerli olduğunu, farklı sınırların olmadığını belirttiklerini, bilirkişi raporlarındaki hava fotoğrafları dikkate alındığında dava konusu 103 ada 13 parsel, 14 parsel, 15 parselin sınırlarının hep aynı şekilde gösterildiğini, halbuki dava konusu 103 ada 13 parsel, 14 parsel, 15 parselin 1957 yılından önce tek parsel iken 1957 yılında paylaşma olduğunu ve sınırların belirlendiğini, dolayısıyla 1954 yılı hava fotoğrafı ve 1955 yılı hava fotoğrafları tarafların arasında paylaşma olmadan önce bu günkü sınırları gösterir şekilde düzenlendiğini, dolayısıyla bu durumu anlamak mümkün olmadığını, 30.04.2021 tarihli bilirkişi raporunun kaldırma kararına uygun düzenlenmediğini, dava konusu parsellerin gerçek sınırı şu anda zeminde kullanılan ve 1957 yılından itibaren hiç değişmeyen mevcut sınırlar olduğunu, yapılan 22 a uygulamasının eksik ve yanlış olduğu gözüktüğünü beyan ederek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporu ile taşınmazlar arasındaki tesis kadastro paftasındaki sınırın tesis kadastrosuna en yakın 1969 tarihli hava fotoğrafında belirlenen sınır ile uyumlu olduğunun, tersimat ve hesap hatasının belirlenmediğinin, keşif sırasında zeminde görülen sınırların hava fotoğrafında gözükmediğinin, taşınmazların iç sınırlarının hava fotoğrafında belirsiz olduğunun, bu nedenle 22-a uygulaması sırasında tesis kadastro paftasındaki sınıra itibar edilerek taşınmazlar arasındaki sınırın geçerli sınır tipinde belirlenmesinde bir yanlışlık bulunmadığının belirlenmiş olmasına göre, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, 1954 yılı hava fotoğrafı ile 1955 yılı hava fotoğraflarının hiçbir şekilde dava konusu taşınmazların sınırını göstermesinin mümkün olmadığını, dava konusu olan 103 Ada 13, 14 ve 15 parsellerin sınırlarının 1957 yılından itibaren aynı sınırlar olup, sınırların hiç değişmediğini, mahalli bilirkişilerin ve davacı tanıkların beyanının da bu hususu ispatladığını, davalının dava konusu taşınmazlar arasındaki tellerin 7 veya 8 yıl önce çekildiği iddiasının doğru olmadığını, yargılama sırasında yapılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan 30.04.2021 tarihli bilirkişi raporunun, Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesinin 2019/1791 Esas ve 2020/86 Karar sayılı kararında belirtilen hususlara uygun olarak düzenlenmediğini, ayrıca bu güne kadar tarafların bu sınırlarla ilgili hiçbir tartışması olmadığını, 2015 yılında yapılan 22/a yenileme çalışması sonucunda dava konusu olmayan 103 ada 11 parsel ve 12 parsel sayılı taşınmazların sınırının köy yolunun 2 metre içerisinde gözüktüğünü, dolayısıyla yapılan 22 a uygulamasının eksik ve yanlış olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi,

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.