YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9074
KARAR NO : 2022/16885
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez duruma giren sigortalının maddi ve manevi zararlarının tazmini istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesince istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü kısmen reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesince verilen karar davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili; davalıya ait işyerinde kaynak ustası olarak çalıştığını,işyerinde 17.12.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde % 15,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla, 20.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 58.202,83 TL’ye artırmıştır.
II- CEVAP:
Davalı vekili, cevap dilekçesi sunmamış aşamalarda davanın reddini savunmuştur.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince “1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 58.202,83 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 18.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ” karar verilmiştir.
Davacı vekili, emsal ücret araştırması da dikkate alındığında mahkemece asgari ücretten hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, manevi tazminat tutarının düşük olduğunu, kazanın meydana gelmesinde işverenin %100 kusurlu olduğunu, reddedilen manevi tazminat bakımından davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince “Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 353-(1)-b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına,
1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 58.202,83 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükmedilen manevi tazminat miktarı somut olaya göre çok düşük olduğunu,yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktar yönünden istinaf mahkemesince kararın kaldırılarak davacı lehine daha yüksek olacak şekilde 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmişse de bu miktarın da somut olaya göre çok düşük kaldığını,reddedilen manevi tazminat miktarı bakımından ret vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, ret vekâlet ücretine hükmedilecekse de, bu ücretin yerel mahkeme kararını istinaf etmeyen davalı için yerel mahkeme karar tarihine göre hesaplanması gerekeceği, davacının maddi zararlarının çok daha fazla olduğunu,zira maddi tazminat hesabında davacı gelirinin asgari ücret kabul edilerek hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu,dosya kapsamında yapılan emsal ücret araştırması sonuçlarının da bir kaynakçı ustasının alabileceği ücretin asgari ücretten çok daha fazla olacağını gösterdiğini,bu nedenle davacının maddi zararının hesaplanandan çok daha fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezlik durumuna girmesi nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
1-Davacının maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Uyuşmazlık, maddi tazminata esas ücretin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda ise sigortalının sendikalı olması halinde davacının yaptığı işe göre Toplu İş Sözleşmesi kapsamında alması gereken ücretleri dikkate alınarak hesap yapılacağı, öte yandan davacının sendika kaydının bulunmaması halinde ise sigortalının yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, … Bakanlığı ve meslek odalarından tespit olunacak emsal ücretler göz önünde tutularak davacının hak kazanacağı ücret miktarının belirlenmesi gerektiği, Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, çelik konstrüksiyon ve makine imalatı yapılan davalı işyerinde kaynak ustası olarak çalışmakta iken 17.12.2015 tarihinde işyerinde çalışması esnasında iş kazası geçirerek %15,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğramış iş kazasının gerçekleşmesinde davalı işverenin %70,dava dışı işyerinde kiralanan vinci kullanan vinç opratörü … … %15 olmak üzere toplam %85 oranında kusurlu kabul edilmişken davacının %15 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili,dava dilekçesinde,davacı kaynak ustası olarak işyerinde çalışan davacının en son ücretinin net 2.500 TL olduğu iddiasının olduğu ve emsal ücret araştırması talebinde bulunduğu, bu kapsamda Mahkemece … ……, Türk… verileri kapsamında emsal ücret tutarlarının dosya kapsamına alındığı, öte yandan hükme esas alınan hesap raporunda, davacının yaptığı işe göre alabileceği ücretin tespiti açısından sözkonusu ücret belirlemeleri dikkate alınmadan dava kapsamında dinlenen davacı tanığı …’ın davacının asgari ücret ile çalıştığı yönündeki beyanı nedeniyle, davacı ücretinin asgari ücret esas alınarak hesaplama yapıldığı ve davacının bu hesap raporuna göre maddi tazminat alacağı yönünden ıslah talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince de asgari ücrete göre yapılan hesaplamaya itibar edildiği ve hatalı sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacının işyerinde kaynak ustası olarak çalıştığı dosya kapsamından belirgin bulunmakla, sendikalardan bildirilen ücretlerin davacının sendika üyesi veya toplu iş sözleşmesine aidat ödemek suretiyle tabi olup olmadığını araştırarak elde edilecek sonuç gözetilmek (işçinin sendikalı olmadığının tespiti halinde ise; sendikalardan bildirilecek ücretin hesaba esas alınamayacağına özellikle dikkate etmek) suretiyle söz konusu veriler,ayrıca dosya kapsamında toplanan ücrete ilişkin veriler ve TÜİK verileri ile birlikte değerlendirilerek hesaplama yapılmalı,ayrıca davalının kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözetilerek alınacak hesap raporuna göre tespit edilecek maddi tazminat alacağına hükmetmekten ibarettir.
2- Davacı vekilinin reddolunan manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede,
Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. ve gerekse de olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.” Hâkimin manevi zarar adı ile verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Somut olayda, davacı sigortalının davalı işveren şirkette işçi olarak çalışmaktayken 17.12.2015 tarihinde maruz kaldığı iş kazası nedeniyle vince bağlamaya çalıştığı çelik malzemenin zincirinden kurtularak başına çarpması neticesinde sürekli iş göremezlik oranının %15,2 olarak tespit edildiği, iş kazasının gerçekleşmesinde davalı işveren %70, vinç operatörünün %15 kusurlu iken, davacının %15 oranında kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda davacının uğradığı iş kazası nedeniyle tedavi süreci, kazanın oluş biçimi, sürekli iş göremezlik oranı ve iş kazasının meydana gelmesindeki kusur durumu dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen 25.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın az olduğu açıktır.
Mahkemece yapılacak iş, açıklanan hususlar gözetilerek davacı sigortalı lehine hakkaniyete uygun ve davacıdaki manevi kaybı tazminle uyumlu bir manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 28/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.