YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/10622
KARAR NO : 2006/2333
KARAR TARİHİ : 21.03.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekilleri, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise Av. … tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davalı Vek. Av. … geldi. Davacı ve diğer davalılar adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Mahkemece dava konusu taşınmazın yerinde iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi kurullarınca taşınmazın tarım arazisi olarak kabulü ile bu niteliğine göre kamulaştırma bedelinin tespiti yöntem olarak doğrudur.
Ancak;
1-Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden özellikle tapu kayıtları içeriğinden; davacı idarece tamamı kamulaştırılan 208 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliklerinden davalı …’nin taşınmazdaki payını yargılama sırasında 31.08.2004 tarihinde … adlı kişiye devredip bu payın adı geçen kişiye tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 14.maddesinin beşinci fıkrası hükmü uyarınca davalı İsmet’in tapudaki payını devralan yeni malik’in davaya dahil edilerek yargılamanın sürdürülüp buna göre tescil ve bedeli tespiti yönünden hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Kabule göre de; kamulaştırma bedelinin tespiti esaslarını düzenleyen 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, arazi niteliğindeki taşınmaz malın değerlendirme tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirinin münavebeye alınacak ürünlerin Tarım Müdürlüğünün bildireceği dekar başına ortalama verim ve üretim giderleri ile kg başına ortalama satış fiyatının esas alınması suretiyle tespiti gerekir. Ancak Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında şeker pancarının özelliği dikkate alınarak sağlıklı bir sonuca varılabilmesi açısından salt satış fiyatının Şeker Fabrikasından da sorulup bununda hesaplamada gözönünde tutulması gerektiği ilkesi benimsenmiştir.
Buna göre münavebeye alınan şeker pancarı ürününün değerlendirme yılı itibariyle İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilmiş olan veri cetvelindeki dekar başına ortalama verimi ve üretim giderinin esas alınması ve hesaplamanın buna göre yapılması gerekirken Şeker Fabrikasının bildirdiği verilere göre hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıdaki hususlar gözönünde tutularak bilirkişi kurullarından ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 450,00 YTL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.