Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/7624 E. 2022/10441 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7624
KARAR NO : 2022/10441
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2019 tarih ve 2017/140 – 2019/142 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme (Her iki sanık için) 27.05.2015 (Sanık … için)
Hüküm : Sanık … hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince düşme, Sanık … hakkında; müsnet suçtan hüküm verilmesine yer olmadığına dair kararlara
yönelik yapılan istinaf başvurularının esastan reddi
Temyiz edenler : Sanık … müdafii, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı

Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarında sanıklarında sanıkların örgüt mensubu gibi cezalandırılacakları nazara alındığında, sanık … hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi sonuca etkili görülmemiş, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince silahlı terör örgütüne üye olma (TCK’nın 314/2) suçuna yönelik temyiz yolunun açılması karşısında sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyize tabi olduğu anlaşılmakla tebliğnamede ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
“Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir.
-01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK’nın 314/3, 220/7, 314/2. maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu,
-01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK’nın 315. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu,
-18.07.2006 yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanunun 4. maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu.
Bu çerçeve içerisinde, terör örgütlerine silah sağlamak veya finansman sağlamak suçunun, terör örgütlerine yardım suçunun özel bir düzenleniş şekli olduğu anlaşılmaktadır.
Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas, 2012/1825 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, yardım mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır.
Silahlı terör örgütü üyesi olmayıp, örgütün faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silah temin eden, nakleden veya depolayanların TCK’nın 315. maddesi; terör örgütlerine veya mensuplarına para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya toplayan kişilerin 6415 sayılı Kanunun 4. maddesi; örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek yukarıda sayılanlar dışında barındırma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt mensuplarının araştırılmasını, yakalanmasını engellemeye yönelik imkan sağlama gibi her türlü yardım TCK’nın 314/3, 220/7. maddeleri yollamasıyla 314/2. maddesi kapsamında kalacaktır.” şeklindeki hukuki yoruma Dairemizce de iştirak edilmektedir.
Örgüte yardım eden TCK 220/7 maddesi gereğince örgüt üyesi olarak cezalandırılacaktır. Ancak 02.07.2012 tarih 6352 sayılı Yasa gereğince yardımın niteliğine göre verilecek cezanın üçte birine kadar indirilmesi hususunda hakime takdir yetkisi verilmiştir.
Örgüte yardım suçu TCK 220. maddesinin yedince maddesinde ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK’da temel kuralın gerçek içtima kuralı olup örgüte yardım suçunun TCK’nın 220. maddesinin yedince maddesinde düzenlenen ayrı bir suç olması, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunda, terör örgütünün propagandasını yapma ya da yardım suçunun işlenmesindeki yoğunluk ve çeşitlilik faili hiyerarşik yapıya dahil olma durumuna getirdiği durumlarda TCK’nın 44. maddesi kapsamında fikri içtima hükümlerinin uygulanabilmesinin mümkün olması, bunun haricinde iddianameye konu edilen eylemin bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi ve bu eylemin örgütün amacına hizmet eden bir eylem olması ya da iddianameye konu eylemin suç oluşturan bir eylem olup örgüt adına gerçekleştirilmesi durumunda failin ayrıca örgüte yardım ya da örgüt adına suç işlemeden suçundan da cezalandırılması gerekmektedir.
Bu kapsamda, somut olay irdelendiğinde;
1) Sanık … Enes Berberoğlu yönünden;
a) T.C. Anayasasının 153. maddesinin 6. fıkrası ile 6216 sayılı Kanunun maddesinin 1. fıkrası gereğince “Anayasa Mahkemesinin kararlarının kesin olup Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağının” açık olarak düzenlenmesi, sanığın bireysel başvuru yoluna başvurması üzerine Anayasa Mahkemesinin 17.09.2020 tarih ve 2018/30030 sayılı ihlal Kararında belirttiği gerekçeler gözetildiğinde; Anayasa’nın geçici 20. maddesi ile getirilen istisna hükmü kapsamında milletvekili dokunulmazlığını kaybeden ancak sonradan yeniden milletvekili seçilip halen 7. Dönem İstanbul milletvekili olarak görev yapan sanığın, genel hüküm olan T.C. Anayasasının 83. maddesinin dördüncü fıkrasının emredici hükmü gereği dokunulmazlığı tekrar kazandığı ve hakkında CMK’nın 223/8. maddesi gereğince durma kararı verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
b) Kabul ve uygulamaya göre de;
Mahkeme kabulünde “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli belgeleri açıklama” suçundan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 13.02.2018 tarihli 2017/2075 Esas – 2018/287 sayılı Kararı ile verilip Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.09.2018 tarihli ve 2018/2088 Esas – 2018/2728 Karar sayılı Onama ilamıyla kesinleşen mahkumiyet kararına konu eyleminin aynı zamanda silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu da oluşturduğunu ancak sanığın işlediği bir fiille birden fazla suçun oluşumuna sebebiyet verdiği kanaatine varılmış olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesi gereği en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmış olduğu gözetilerek örgüte yardım suçundan ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğini” ifade etmişse de; öncelikle 5237 sayılı TCK’da temel kuralın gerçek içtima kuralı olup örgüte yardım suçunun TCK’nın 220. maddesinin yedince maddesinde düzenlenen ayrı bir suç olması, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunda, terör örgütünün propagandasını yapma ya da yardım suçunun işlenmesindeki yoğunluk ve çeşitlilik faili hiyerarşik yapıya dahil olma durumuna getirdiği durumlarda TCK’nın 44. maddesi kapsamında fikri içtima hükümlerinin uygulanabilmesinin mümkün olması, bunun haricinde iddianameye konu edilen eylemin bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi ve bu eylemin örgütün amacına hizmet eden bir eylem olması ya da iddianameye konu eylemin suç oluşturan bir eylem olup örgüt adına gerçekleştirilmesi durumunda failin ayrıca örgüte yardım ya da örgüt adına suç işleme suçundan da cezalandırılmasının gerekip gerekmeyeceğinin tartışmasız bırakılması,
2) Sanık … yönünden;
5237 sayılı TCK’da temel kuralın gerçek içtima kuralı olup örgüte yardım suçunun TCK’nın 220. maddesinin yedinci maddesinde düzenlenen ayrı bir suç olması, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunda, terör örgütünün propagandasını yapma ya da yardım suçunun işlenmesindeki yoğunluk ve çeşitlilik faili hiyerarşik yapıya dahil olma durumuna getirdiği durumlarda TCK’nın 44. maddesi kapsamında fikri içtima hükümlerinin uygulanabilmesinin mümkün olması, bunun haricinde iddianameye konu edilen eylemin bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi ve bu eylemin örgütün amacına hizmet eden bir eylem olması ya da iddianameye konu eylemin suç oluşturan bir eylem olup örgüt adına gerçekleştirilmesi durumunda failin ayrıca örgüte yardım ya da örgüt adına suç işlemeden suçundan da cezalandırılmasının gerekip gerekmediği tartışılmadan delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek eylemin sadece TCK’nın 285/1-b maddesi soruşturmanın gizliliği ihlal suçunu oluşturduğu ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 5187 sayılı Basın Kanunun 26/1 maddesinde öngörülen dört aylık süreden sonra davanın açıldığından bahisle sanık hakkında CMK’nın 223/8. maddesi gereğince düşme karar verilmesi,
Kanuna aykırı, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2009 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.