YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10684
KARAR NO : 2007/10860
KARAR TARİHİ : 10.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde nüfus kaydının düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı … … tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, davalı … … (…)’ün kendi … kızı olmayıp … …’den doğduğunu, ancak her nasılsa ölen kocası … ile kendisinin müşterek çocuklarıymış gibi nüfus kütüğüne yazıldığını ileri sürerek bu yanlışlığın düzeltilmesini istemiş; Mahkemece davacının davayı takip etmediği, davalı …’in … … isimli kadının çocuğu olarak nüfusa tescil edilmesinden … …’nin mirasçılarının miras hakları haleldar olacağından, davacı tarafından takip edilmeyen bir davayı takip eden davalının, davacının yerine geçerek dava dışı kişilere husumet yöneltmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacı …’ın davayı takip etmediği, davalı … … vekilinin 15.10.2002 günlü oturumda davayı takip edeceğini bildirdiği, 5.3.2003 günlü oturumda davalı … … vekiline muris … …’ın veraset ilamında adı geçen mirasçılarını davaya dahil etmesi için süre verildiği anılan tarihten itibaren de davaya devam edilerek yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmıştır.
Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın 36. maddesine göre, herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile … yargılanma hakkına sahiptir. Kişi için dava açmak bir hak olduğu kadar açtığı davayı takip etmemek de bir haktır. Meğer ki, bu hakkını
kullanırken davalı tarafa zarar vermemiş ve onu dava tehdidi altında tutmamış olsun. Davalının davacı tarafından davanın takipsiz bırakılması halinde açılmış olan davayı takip etme hakkı kendisine yasa ile tanınmış bir haktır. Davacı tarafından takip edilmeyen davayı takip eden aynen davacı gibi onun yargılama sırasında sahip olduğu tüm hakları kullanma yetkisine sahiptir. Nitekim mahkeme de yargılama sürecinde bu durumu gözönünde bulundurarak ara kararları ile davalıya bu olanağı tanımıştır. O halde mahkemece tüm deliller değerlendirilerek oluşacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, husumet yokluğu nedeni ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.